1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. Çocuklar Kime Teslim
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuklar Kime Teslim

A+A-

Çocuk istismarı konusunda çok şey söyleniyor ve yazılıyor; genelde gelişmenin, trajik boyutları ve sonuçları üzerinde duruluyor… Ama Bu sorunun geleneksel boyutu üzerinde, takıp ettiğim kadarıyla hiç durulmadı. Geleneksel boyutu şöyle bir irdelersek; bunun Anadolu’da uygulanmakta olan “hodaklık” anlayışından kaynaklandığı görülmektedir. Hodak: 1. Çiftçi yamağı, erkek hizmetçi. 2. Kağnılarda boyunduruğun gerisinde, öküzün boynuna oturup öküzü süren çocuk. 3. Hayvanlara bakan uşak, sığırtmaç. Bu gelenek, genelde tarım toplumlarının tümünde vardır; ellerinde bulunana fazla erkek çocukları genelde zengin ve varlıklı ailelerin yanına hodak olarak verdikleri gibi bezende din adamlarının gözetimine verdikleri de görülmektedir. Lakin: Bu çocukların zaman zaman istismar edildiklerini; öğrencilik yıllarımda tez çalışması yaparken; Osmanlı arşivlerinde kadı sicillerini okuduğumuz zaman, ne boyutta olduğunu arşiv kayıtlarında gördüm... Tarım toplumundan sanayi toplumuna; bizde ise, köylülükten şehir yaşamına geçişte, bu gelenek evrimleşerek yeni şekle büründüğü görülmektedir. Böylece kırsal kesim çocukları belirli yerlere devşirilmeye başlandı… Cumhuriyet sonrası dönemde, ilk uygulamayı Köy enstitüler aracılığıyla, kırsal kesimin çocukları devletin hizmetine devşirilmek istendi. Bu yapının bilinçli bir şekilde bozulmasından sonra… Ve 1960 sonrası kurulan devlet yapısında; öğrenci devşirme işinin, cemaat, tarikat, örgüt ve ocakların yaptığı görülmektedir. Yeni yapıdaki temel unsur ise; güven esasına dayanan ilişkilerdir. Halk güvendiği kişilere çocuklarını teslim etmekte bir sakınca görmedi… Yalnız: Bu çocukları teslim alanlar, çocuklar üzerinde ailenin otoritesini sıfırladılar ve kendi otoritelerini pekiştirdiler. Bu nedenle ne kadar güvenilir oldukları tartışmalıdır… Şöyle ki: Gönümüzde: PKK denilen terör örgütü Kürt çocuklarını devşirerek kendi ideolojisi doğrultusunda kullanmaktadır ve o çocuklar sayesinde devletle pazarlık yapmak istemektedir. Türkiye’den bazı gençlerin savaşmak için Suriye ve Irak'a giderek orada savaşçı unsurlara katılmaları da, ideolojik istismarında hangi boyutta olduğunu göstermektedir. Elbette bu gençleri birileri yıllarca eğitti; beyinlerini yıkadı ve savaşmak için gönderdi. Yine: Aileleri tarafından, okuyup adam olsunlar ve ülkelerine hizmet etsinler diye üniversitelere gönderilen gençler; birilerinin kurduğu hodak devşirme tezgâhları sayesinde; 12 Mart ve 12 Eylül sonucunda yok edilmedi mi? 12 Eylül sonrası da gençlik üzerinden oynanan oyunlar başka bir şekle bürünerek devam etti: Birileri, aynen; eski Yunan şehir devletlerinden Sparta'nın yaptığı gibi gençleri Belli ideolojiler doğrultusunda yetiştirerek çocuklar üzerinden devlete sızmadı mı? Cemaat, devşirdiği çocukları altın nesil yetiştireceğim diyerek; o çocukların geleceklerini nasıl bakır nesle çevirdiği gönümüzün en trajik olayıdır. Bu gençler: Ülke yönetiminde söz sahibi oldukları zaman ise bulundukları makamı, kendi ideolojileri doğrultusunda rahatlıkla kullandı. Yaptıkları bazı haksızlıklar, yeni mağduriyetler meydana getirdiği gibi; insanların geleceklerini çaldılar; ama öyle bir ideolojik beyinde yetişmişlerdi ki; gözleri öyle kör olmuştu ki, Allah rızası için çalıştığını zannettiler ve Helal - haramı; "rafa kaldırmakta", bir bahis görmedikler ve "her yol mubah", anlayışıyla hareket ettiler. Bizim dışımızdaki dünyada da benzer gelişmeler gözlendi: Pakistan’da yetişen talebelerin sonradan Taliban örgütüne dönüşmesi ve Afganistan’da yönetimi ele geçirmeleri. Güneyimizde IŞİT denilen yapıda buna benzer özellikler göstermektedir ve uygulamalarıyla da Taliban uygulamalarını aratmamaktadır. BOKO Haram denilen örgüt ve buna benzer örgütlerin insan kaynakları hep bu şekilde sağladılar. Çocukların, bu dünyadaki hayatlarına ipotek koyarak; hayatlarını yaşamasına fırsat vermedikleri gibi üçüncü sayfaya konu olan gelişmelerle de karşılaşmaktayız. Bugün: Bu sorunu temelinden çözmek istiyorsak; “hodak” anlayışımızı bir tarafa bırakarak kendi çocuklarımızın sorumluluğunu üzerimize almalıyız. Böylece, sağlıklı nesillerin yetişmesinin önünü açmış oluruz. Bu nedenle her anne babaya düşen en büyük görev; lütfen çocuklarınızla kendiniz ilgilenin, başkalarının yetiştirdiği çocukların gelecekte başkalarına hizmet edeceğini veya istismara uğrayacağın unutmayın. Toplum olarak, kendi çocuklarımızın sorumluluğunu üzerimize almıyorsak; çocuklarımıza en büyük kötülüğü yapmış oluruz...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.