1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. Her an darbe olabilir...
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Her an darbe olabilir...

A+A-

Balyoz ve Ergenekon şimdilik kafese girdiler; bakalım yakamoz ve ayışığı; girdikleri kafesten çıkacaklar mı, yoksa Sarıkızı mı bekleyecekler? Darbelerle geçen tarihimizde; bahsedilen darbe teşebbüsleri, teşebbüs aşamasında kalsalar da; darbelerle büyüyen bir nesil olarak, darbe geleneğini hatırlamamızda fayda var. Gelişmeler şunu gösteriyor ki bu yargılamalar buz dağının görünen kısmıyla ilgili, asıl üzerine gidilmesi gereken konu: Özel Kuvvetler Komutanlığı soruşturması. Bu soruşturma hakkıyla yapılır ve darbelerin Türkiye çapındaki uzantılarına ulaşılırsa işte o zaman Türkiye de darbeler dönemi son bulur, aksi takdirde Türkiye de her an darbe olabilir. Darbelerin mutfağına inilmezse; mutfakta pişen yemeği mutlaka birileri servis etmeye kalkarlar. Türkiye Cumhuriyetinde, darbe mutfağı 1960 darbesinde oluşturuldu. Bu oluşum A dan Z ye Dünya tarihinde şöyle anlatılır: “1960 darbesiyle, Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet şekil yönüyle kalsa da içerik yönüyle değişmişti. Türkiye’de yeni bir Cumhuriyet kuruldu ama halk bunun farkında değildi. “Yeni anayasamızın yurdumuza getirdiği en büyük yenilikler, Tanzimat’tan beri gerçekleştirmeye çalıştığımız insan hak ve hürriyetlerini güvenliğe bağlaması, devletin başında bulunan, devleti yöneten kimselere karşı vatandaşı koruması ve iktidarı denetleyici bir takım yeni organlar yaratmasıdır.” (Nadir Nadi, Cumhuriyet, 11 Temmuz 1961) İlk Cumhuriyette bulunan güçler birliği kaldırılmış, güçler ayrımına gidilerek, ülke kurumlar feodalitesine dönüştürülmüştü. Öyle ki, her kurum içerisinde beli daireler oluştu, bu daireler birbirleriyle kavgalı ve rakip halle getirildi. Bazı dairelerin kontrolü, resmen yabancı güçlerin emrine verildi. Daha sonraları ortaya çıktı ki, bazı birimlerin maaşlarının ABD tarafından ödeniyor. “Başbakan Ecevit; 1974 yılında yapılan Kıbrıs çıkarmasından sonra Özel Harp Dairesinin parasının ABD tarafından ödendiğini öğrenince şaşırdı.” Aynen, Birinci Dünya savaşı öncesi, bazı kurumların denetiminin Almanlara verilmesi gibi bir durum ortaya çıktı. Bununla da yetinilmedi, Türkiye’deki dini yapılanmalar da birer feodal beyliklere dönüştürüldü ve birbirleriyle rakip hale getirildi. Cemaatler ve tarikatlar, mümkün olduğu kadar bölümlere ve bölmelere ayrıldı ve önlerine farklı yollar kondu. Gençlik, kamplara ayrıldı ve ideolojik yönden birbirlerine düşman hale getirildi. Türkiye’deki istihbarat örgütleri, birbirleriyle rakip hale geldiği gibi, bu istihbarat örgütleri içerisinde farklı kamplarda farklı oluşumların tohumları atılmaya başlandı. Ayrıca, yabancı ülkelerin istihbarat örgütleri, Türk gençliği üzerinde oynamaya başladılar. “1960 darbesinden sonra TSK’ den 7000’e yakın subay çeşitli nedenlerle ordudan atılmış, generallerin yarıya yakını emekliye sevk edilmiştir. Yapılan subay kıyımı o kadar büyüktü ki emekliye sevk parsı bulunamamıştı… NATO komutanı General Norstad, Türkiye’ye gelerek Türk subaylarının emekliye sevk edilmesi için gerekli parayı vermişti.” Fatih Altaylı; NATO olmasa,8 Ocak 1013 Habertürk gazetesi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.