1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. İhtilal kanla yapılır...
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

İhtilal kanla yapılır...

A+A-

İhtilal kanla yapılır, kansız bir ihtilal tarihte görülmemiştir. Kansız ihtilal yapmaya kalkanlar kendi kanlarında boğulurlar. Böylece, birilerinin kanı boşuna akmış olur. Bir ülkede kan akmadan rejim değişikliği olamaz; olsa olsa nöbet değişikliği olur. İhtilaller, kanla gelirler ve kanla yoluna devam ederler; devam sırasında ihtilaller bazen evlatlarını da yerler… Mevcut rejimin imkanlarından faydalanarak belli bir noktaya gelerek devrim peşinde koşanlar, belli bir dönem sonra rejimin aslı unsuru olurlar. İslam dünyasındaki İslami hareketler genelde Hz Yusuf taktiğini uygulamak isterler; fakat bu taktik çok kısa süreli bir başarının göstergesidir, asıl izlenmesi gereken yol ise son Peygamber Hz Muhammet taktiğidir. Arap baharı denilen devrim hareketleri, hormonlu sera devrimleridir; bundan dolayı seralar yıkılınca devrimlerde ters hareketler görülmeye başlanmıştır. “Troçki: Bize lazım olan, işçi, kaçak ve korkak kalabalığı değil, bir yıldırım birliğidir. İhvan hareketinin kuruluşu 1930 dayansa da, hareket devrimci bir karakter taşımamaktadır. Hareket, İslamın bir ahlak anlayışı ve 20 yy bir yorumu şeklinde varlığını devam ettirmiş ve mevcut yönetimlere akıl hocalığı yapmak ve 20 yy Hz Yusuf’u olmak istemişlerdir. Ülke sorunlarını çözecek bir sistem ve program koyamadıklarından: Sosyalist ve liberal akımları İslama uyarlamaya çalışmışlardır. İslam da devrimci geçinenler ise devrimciliği, terörizm olarak algılayacaklar ve kendilerini patlatma yoluna gideceklerdir. Bu hareketlerinde ülke yönetimleri için ortaya koyacakları bir sistemleri olmadığından terör bataklığında yüzdüler. Sisinin akıl hocası Batılılar bunu bildiğinden ve zaman içerisinde ihvanın gerçek devrimci bir karakter kazanmasından endişe ettiklerinden; dışlayarak ve katliam yaparak bu hareketi terör batağına saplayarak etkisiz hale getirmek istiyorlar. Ama İslam tarihini iyi bilenler Hz Muhammed’in,devrimci bir hareket ortaya koyduğunu ve sistemle uzlaşmadığı gibi ortaya net bir program koyarak yoluna devam ettiği görürler. A dan Z ye dünya tarihinden: “Yarımada, şehir devletleri ve kabile yapısına göre idare ediliyordu. Bu şehirler içerisinde ekonomik, din ve siyasi yönden en güçlü şehir Mekke’ydi. Mekke ana şehir konumunda bulunuyordu. Mekke’de, Hz. Muhammed son Peygamber olarak zuhur etti. Peygamberin, her kesime hitap etmesi, yerleşik düzen aristokrasisini rahatsız etti. Kuralı olmayan bir toplumda, kurallardan bahsetmek, eşitlik olmayan bir toplumda eşitlikten bahsetmek, soy ve renk ayrımının olduğu bir toplumda kardeşliği anlatmak, Mekke’nin en önemli gelir kaynağı olan Kâbe’deki putları yok saymak, Allah’ın, huzurunda, herkesin eşit olduğu, aristokrat kesimle, kölelerin aynı safta namaza durması ve tek bir Allah’a inanmaya çağırması. Bu gelişmeler, o dönemde toplumun hayal edemeyeceği durumdu. Yönetici zümre karşı atağa geçerek, bu düşüncedeki insanın, meczup olduğunu ileri sürdüler. Başarılı olamayınca, yeni dine inanan fakirlere karşı şiddet uyguladılar. İslam peygamberini para ve makamla satın almaya kalkıştılar. Bütün bunlardan sonuç alamayınca, ekonomik ambargo uyguladılar fakat istedikleri başarıyı elde etmediler. İslam Dini, toplumun her kesimine hitap ediyor, kadın haklarını savunuyor ve cinsiyet ayrımını reddediyordu. Topluma: “insanlar” diye sesleniyordu. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü; erkek çocukların borçlanan baba tarafından köle olarak satıldığı bir toplumda, çocuk haklarını savunma, rengine bakmazsızın kölelerin serbest bırakılması, alt tabakayı etkiledi. Özellikle köleler arasında İslam hızla yayılmaya başladı. İlk Müslümanlar arasında kadının, çocuğun, kölenin, siyah kölenin, zenginin, soylu zenginin ve fakirlerin yer alması, İslam’ın, topluma hitap eden bir din olarak, toplumun tüm katmanlarına yayılmasını sağladı. İslam dini, çok radikal bir dönüşüm yapıyor ve sistemi deviriyordu yani devrim yapıyordu. Hz. Musa, Mısır’daki İbrani toplumuna hitap ediyor, onların özgürlüğü için mücadele ediyordu. Hz. Musa, Firavunla pazarlık yaparken, sadece, İbrani toplumu için konuşuyordu. Hz. İsa Yahudi toplumunun yanlışlığını ortaya koyuyor ve toplumun yoksullarına hitap ediyordu. Bu nedenle hem Yahudilerin tepkisini çekti hem de yönetici Romalıların. Hz. Muhammed (sav) tüm sistemi hedef almıştı ve bütün topluma sesleniyordu. Bu bir devlet diniydi. Dini kurallara dayanan bir toplum oluşturulmak istiyordu. Arap Yarımadasındaki diğer şehir devletlerin de arayışa geçti. İstediği ortamı Medine’de buldu. Medine’ye İslam dini yeniden şekil verdi, yani Medine İslam dinine göre şekillendi. Rakiplerinin karşısına Hz. Musa ve Hz. İsa gibi sadece Peygamber olarak değil, devlet başkanı olarak da çıkacaktır.” Bu gelişmeler ışığında düşünürsek: Mısırda, Mübarek, gerçek bir ihtilalle devrilmiş olsaydı; yanı hakkıyla bir devrim gerçekleşseydi, bugün bu darbe yapılamazdı. Değişikliği ordu eliyle yaparsan ordu gücünün farkına varır ve zaman gelir senide devirir. Stalin derki: Her şeyin sahtesi olur ama gücün sahtesi olmaz. Güç üzerinden devrim devşirmek isteyenlerin sonu ihvan gibi olur. Darbenin ilk günü ihvan sokaklarda beklemek yerine yüz binleri bulan kitleler aracılığıyla tüm ülkede askeri kışlaları işgal etseydi Sisi, sinecek yer bulamazdı. Böylece, ihtilalin kapılarını yeniden açar ve Arap baharını gerçekten başlata bilirlerdi. Yumuşak eldivenle belki sert tokat atabilirsin; ama ihtilali başkasın eliyle yapamazsın. Hiçbir ihtilal ağlamakla, duygusal mektuplarla ve sokakta beklemekle yapılmaz. İhtilalcılar, ağlamayan; ağlatan, mektup yazmayan; icraat yapan ve sokaklara ve duruma kısa zamanda hakim olan kişilerin yapacağı iştir. “Taktikle yetinmek, sınırlı bir alanda ve az sayıda adamla harekete geçmek, gücünü belli başlı hedefler üzerinde yoğunlaştırmak ve sert ve doğrudan doğruya vurmak gerekir. Bunu da pek o kadar karışık olacağını sanmıyorum. Tehlikeli şeyler daima son derece basittir. Başarıya ulaşmak için ne olumsuz koşullardan kaçınmalı, nede olumlu koşullara güvenmelidir. Karından vurmalıdır. Curzıo Malaparte.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.