1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. Karşı darbe:
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Karşı darbe:

A+A-

Aslında 15 Temmuz kalkışması FETO terör yapılanmasının ülke yönetimi tamamıyla ele geçirme operasyonuydu; tıpkı İttihat Terakki partisinin meşhur Bab-ı Ali baskını gibi. Ama Halk bu kalkışmayı geri püskürttü ve karşı darbeyle yönetimi bu yapının elinden tekrar aldı. Yıllardır yaptıkları çalışmalarla devlet kademesine, çöreklenmiş bir yapı. Adete insanların bedenine girerek onların yerini alan ve bedenine girdiği bünyeyi yöneten bir yapı… Bu yapı; her kuruma ve her kademeye yerleşerek; ülkeyi yönetiyordu; fakat kimse olup bitenin farkında değildi. Farkında olanları ise anında aforoz ediliyorlar veya susturuluyorlardı. 1995 yılında Erzurum Milli Eğitim müdürlüğüne elden resmi bir yazı götürdüm; kurum müdürü, kurum dışında olduğundan yazıyı müdür yardımcısına götürmek istediğimde ilgili görevli beni uyardı: -Hocam; o, şube müdürü cemaatin şube müdürüdür sizin işinizi yapmaz… Bu cevap üzerine şoke oldum ve merakıma binaen il çapında bir araştırma yaptım. Her kurumda yapılandıklarını ve en azından bir elamanlarının kurum içerisinde uygun bir pozisyonda olduğunu tespit ettim. Bu gelişme üzerine bir arkadaşa şunu söyledim: -Devlet içinde bir devlet yapılanmasıyla karşı karşıyayız… Fakat Bu yapı karşısında; tüm siyasiler ve kurumlar; üç maymunları oynadılar. Hatta ortaya çıkıyor ki doksanlı yıllarda dahi siyasi partilere bakan atattıracak durumdaymışlar. Mevcut siyasi kırılmalardan da yararlanarak güçlerine güç katılar ve devleti kendilerine göre yeniden şekillendirdiler. Kendilerine muhalif olanları, tıpkı İttihat ve Terakki partisinin yaptığı gibi yok etme yoluna gittiler. İttihatçılar kendilerine muhalif olanları askere alarak cepheye gönderirken bu yapı orduya kumpas kurarak boşalan alanlara suratla kendi adamlarıyla dolduruyordu. Bu gelişme üzerine, o dönemdeki bir yazımda bu bir kurmay subay operasyonudur diye yazdım. Öyle ileri gittiler ki; devrin başbakanı Sayın Erdoğan, Genelkurmay başkanı Başbuğ’un tutuklanmasına itiraz etmesine rağmen iplemediler ve sonra MİT başkanını tutuklamaya kalktılar… Tüm bu gelişmeler şunu gösteriyor ki; bu terör örgütü bürokraside kurdukları oligarşi yapıyla ülkeyi yönetiyorlarmış. Ne zamanki bu yapıya dokunulmaya başlandı kıyamet koptu. Ellerindeki tüm imkanlarla saldırıya geçtiler ve oluşturdukları korku imparatorlukları sayesinde tüm Türkiye sindi ve beklemeye başladı… Ama Bir tek kişi mücadelesini sürdürdü; Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan… Ve Haklı olduğu meydana çıktı. Bu konuda Erdoğan’ı yalnız bırakanlar belki şimdi pişman olur ve gereğini yaparlar. Evet! Ülke olarak aldatılmışız; dilerim, yeni kapı; demokrasiye ve sivil iradeye yeni kapılar açar. 2009 yılında bir yazıda; bu yapının yeni vesayet sistemi kurmak istediğini belirtmiştim; fakat kuracakları vesayet sitemi tehlikeye girince son hamle olarak darbeye yöneldiler. DARBELERLE BÜYÜMEK Seyfullah aydın 2.7.2009 Göktürk gazetesi: Darbelerle büyüyen bu nesiller darbe kelimesinin gerçek manasını biliyorlar mı? Darbe: Ordu’nun, çeşitli bahaneler ileri sürerek yönetime el koymasıdır: Darbenin, ne getirdiği veya ne götürdüğü tarihin karanlık sayfalarında durmaktadır. Aslında getirdiği bir şey yok; ama götürdüğü çok şey var. Her darbe sonunda birileri köşeyi dönerken birileri köşelerde asıldı... Sanki darbesiz bir dönemin ayak sesleri duyulmakta... Ama… Toplumumuzun genlerinde var olan; “her şeyi kontrol etme dürtüsü ve topluma şekil verme arzusu”; silahsız darbe yapmak isteyenlerin iştahını kabartmakta. Cumhuriyeti ordu kökenli siyasi liderler kurdular; bu nedenle doksan yıldır ülkeyi ordunun vesayetinden kurtarmaya çalışıyoruz. Birileri ise demokrasiyi yerleştirme gayreti ile bu vesayeti kendi tekeline almak istiyor. Halk yığınları için farklı bir durum meydana gelmez. Kısacası, efendisi değişen bir köle konumuna gelir. Ortaçağ Avrupa’sında Derebeylerin zulmünden kaçan halk kiliseye sığındı; fakat kilisenin daha sistematik baskısı altında kaldı. Derebeyleri, sadece emeği sömürürken kilise emeğin yanında ruhu da sömürdü. Bu zulümlerden bunalan halk Fransız ihtilalında patladı ve kiliseye güveni kalmayan halklar dinden uzaklaşarak dinsizliğe yöneldiler; bu gün Avrupa ülkelerinde ataislerin oranı yüzde ellilerde. Toplum olarak demokrasinin vesayetini kimseye kaptırmadan; tam demokrat olmanın yollarını aramalıyız “yağmurdan kaçarken doluya yakalanmadan” efendisiz hür ve demokrat bir toplum olmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.