1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. NATO kafa Halk arasında;
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

NATO kafa Halk arasında;

A+A-

“NATO kafa, NATO mermer, deyimleri NATO, için söylenmiş en güzel ifade. 70 yıldır NATO üyesiyiz; ama diğer üyelerinin ülkemize bakış açıları hiç değişmediği gibi bizi kendilerine mecbur görüyorlar… Kore’den, Afganistan’a kadar sürmedikleri yer kalmadı. Soğuk savaş döneminde ülkemizi cephe ülkesi olarak düşündüklerinden nükleer silahları ülkemize yığarak hedef haline getirdiler. Bir nükleer savaşta ilk etkilenecek topraklar Türk topraklarıydı. Ben bir tarihçi olarak ülkemizde meydana gelen darbelerin ve darbelere yol açan anarşik ortamın nedeni olarak NATO’yu görürüm. Bazıları FETO’nun siyasi kanadını arıyorlar ya! Bakacakları ilk yer NATO’ olmalıdır. Ülke olarak hangi şartlarda NATO’ya üye olduk. A’dan Z’ye dünya tarihinden: “ Soğuk savaş döneminin başlamasıyla; Batı Bloğunun önderliğini yapan ABD, kendi şartlarını ortaya koyarak, aba altından sopa göstererek, “Ya, benim şartlarımı kabul edersiniz ya da Rusya Bloğuna dâhil olursunuz”, demeye vardırdı. Bu ülkelerde kominizim korkusu oluşturularak, halkları komünizme karşı sözde bilinçlendirdiler. Hatta bu ülkelerde ABD desteği ile “Kominizim’le Mücadele”, dernekleri oluşturdular. Bu tehditler, soğuk savaş döneminde sürekli tekrarlandı ve ülkelerde ABD’nin ekseninde yeni yapılanmalar oluşturuldu ve İtalya’daki ismiyle, “Gladio”lar devreye sokuldu. Bu tip yapılanmalar, ilgili ülkeler içerisinde de kontrol dışı çalışmalar yaptılar. Bu yapılanmaların pislikleri, Berlin Duvarının yıkılmasından sonra ilgili ülkelerde yapılan soruşturmalarda ortaya döküldü. En ilginç olanı da İtalya’daki Gladio faaliyetleridir… Türkiye ikinci dünya savaşından sonra meydana gelen siyasete uyumlu hale getirilmesi için altmış darbesi yapıldı ve Türkiye NATO Cumhuriyetine dönüştürüldü. Batıda, İkinci Dünya Savaşının meydana getirdiği şaşkınlık geçmiş ve dünyada dengeler yerine oturmuştu. Batı eski sömürgeleri olan ülkelerdeki azınlık yönetimlerini devreye soktu, yani o ülkelerde Manda yönetiminden Mankurt yönetimine geçtiler. Türkiye’de, halka dayanan çoğunluk iktidarı bulunuyordu. Batı, halka dayanan çoğunluk iktidarlarında fazla yumuşak karın bulamıyordu. Bu nedenle Türkiye’de de bir azınlık oligarşi yönetimin oluşması gerekiyordu… Düğmeye basıldı ve ordu içerisinde cunta oluşumları hızlandı. Türk Ordusu buna müsaitti, mevcut Başbakan ordunun subaylarının gururlarıyla oynamış, subayları erlerle idare etmek istemişti. Ayrıca, Rum ve Yahudi sermayesinin yerini, Cumhuriyet sonrası oluşturulan zengin zümre almak istiyordu. Rum ve Yahudi azınlıklarının bıraktıkları boşluğu, bu zümre doldurmaya çok gönüllüydü. Bu zengin zümre için, bu bulunmaz bir fırsattı ve bu fırsatı çok iyi değerlendirdiler. Menderes Hükümeti için içte ve dışta şartlar olgunlaşmıştı ve gitmesi zorunluydu. Kamuoyunun buna hazırlanması, ülke içerisinde darbe ortamının oluşması gerekiyordu. Darbe ortamı oluşumuna ilk olarak, üniversitelerden başladılar ve öğrencileri provoke ettiler, üniversite hocaları cübbeleriyle yürüdüler; buda yetmemiş gibi asılsız dedikoduları halk arsında yaydılar. Menderesin, “Denize düşen yılana sarılır” hesabiyle ufaktan Rusya’ya göz kırpması sonrası, olaylar tırmanmaya başladı. Hükümet olayları kontrol altına almak için yanlış tedbirlere başvurdu. Veya bu tedbirleri hükümet içerisinden bazı kişilerin önermesi sonucunda hatalar yapıldı ve nihayetinde 1960 darbesi geldi ve Menderes ve yakın arkadaşları hazin sonla karşılaştılar. 28 Mayıs 1960 da Cumhuriyette Nadir Nadi şöyle yazıyordu: ”Türk silahlı kuvvetleri bu şartlar altında devlet idaresine el koyarak patlamasına ramak kalan kardeş kavgasını önlemeyi görev bilmiştir… Yaşasın onun kahraman ve şerefli ordusu.” 1960 darbesiyle, Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet şekil yönüyle kalsa da içerik yönüyle değişmişti. Türkiye’de yeni bir Cumhuriyet kuruldu ama halk bunun farkında değildi. “Yeni anayasamızın yurdumuza getirdiği en büyük yenilikler, Tanzimat’tan beri gerçekleştirmeye çalıştığımız insan hak ve hürriyetlerini güvenliğe bağlaması, devletin başında bulunan, devleti yöneten kimselere karşı vatandaşı koruması ve iktidarı denetleyici bir takım yeni organlar yaratmasıdır.” (Nadir Nadi, Cumhuriyet, 11 Temmuz 1961) İlk Cumhuriyette bulunan güçler birliği kaldırılmış, güçler ayrımına gidilerek, ülke kurumlar feodalitesine dönüştürülmüştü. Öyle ki, her kurum içerisinde beli daireler oluştu, bu daireler birbirleriyle kavgalı ve rakip halle getirildi. Bazı dairelerin kontrolü, resmen yabancı güçlerin emrine verildi. Daha sonraları ortaya çıktı ki, bazı birimlerin maaşlarının ABD tarafından ödendiği anlaşıldı. “Başbakan Ecevit; 1974 yılında yapılan Kıbrıs çıkarmasından sonra Özel Harp Dairesinin parasının ABD tarafından ödendiğini öğrenince şaşırdı.” Aynen, Birinci Dünya savaşı öncesi, bazı kurumların denetiminin Almanlara verilmesi gibi bir durum ortaya çıktı. Bununla da yetinilmedi, Türkiye’deki dini yapılanmalar da birer feodal beyliklere dönüştürüldü ve birbirleriyle rakip hale getirildi. Cemaatler ve tarikatlar, mümkün olduğu kadar bölümlere ve bölmelere ayrıldı ve önlerine farklı yollar kondu. Gençlik, kamplara ayrıldı ve ideolojik yönden birbirlerine düşman hale getirildi. Türkiye’deki istihbarat örgütleri, birbirleriyle rakip hale geldiği gibi, bu istihbarat örgütleri içerisinde farklı kamplarda farklı oluşumların tohumları atılmaya başlandı. Ayrıca, yabancı ülkelerin istihbarat örgütleri, Türk gençliği üzerinde oynamaya başladılar. “1960 darbesinden sonra TSK’ den 7000’e yakın subay çeşitli nedenlerle ordudan atılmış, generallerin yarıya yakını emekliye sevk edilmiştir. Yapılan subay kıyımı o kadar büyük tiki emekliye sevk parsı bulunamamıştı… NATO komutanı General Norstad, Türkiye’ye gelerek Türk subaylarının emekliye sevk edilmesi için gerekli parayı vermişti.” Fatih Altaylı; NATO olmasa,8 Ocak 1013 Habertürk gazetesi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.