1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. Şaka gibi, değil mi?‏
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Şaka gibi, değil mi?‏

A+A-

Seçim barajı yüzdesi belli; fakat geleceği AYM’nin elinde; pratik bir sonuç çıkmasa da; 2015 sonuçlarını tartışmalı yapacağı kesin. Barajın, yüzde ondan, yüzde beşe veya daha aşağı düşmesi sonuçları daha adil mi yapacak yoksa daha demokratik mi? Böylece demokrasimizin değerini rakamlar üzerinden ifademi etmiş olacağız? Demokrasinin yüzdesi kaç? 1960 sonrası getirilen seçim sistemi, sıfır baraj üzerine kuruluydu. Ne hazindir ki; bir darbe sonucu getirilen bu sistem, iki darbe sonucunda ancak kaldırıla bildi: On iki Mart ve on iki Eylül. İşçi partisinin mecliste olduğu ve Sayın Çetin Altan'ın meşhur konuşmalarının özlemini duyanlardan bazıları; on iki Eylül öncesi, darbe çağrısı yapmaktan geri durmadılar. Ama 1960 darbesinin getirmiş olduğu sistemini, o dönemin cumhuriyet gazetesi yazarı nadir Nadi şöyle özetliyor. “Yeni anayasamızın yurdumuza getirdiği en büyük yenilikler, Tanzimat’tan beri gerçekleştirmeye çalıştığımız insan hak ve hürriyetlerini güvenliğe bağlaması, devletin başında bulunan, devleti yöneten kimselere karşı vatandaşı koruması ve iktidarı denetleyici bir takım yeni organlar yaratmasıdır.” (Nadir Nadi, Cumhuriyet, 11 Temmuz 1961) “Yakın geçmişteki acı tecrübelere bakarak tek parti iktidarının doğurabileceği tehlikeleri önlemek isteyenler AP’nin önüne birkaç büyük baraj kurmuşlardı. Nispi sisteme dayanan yeni seçim kanunu, küçük partilere yaşayıp gelişme imkânı tanıyordu. Bu imkândan yararlanarak iki büyük partinin yanı sıra seçimlere katılan dört ufak parti, halk partisi muhalefete geçtiği takdirde AP’yi tek başına iktidara gelmekten alıkoyabilecek sanılıyordu. Bu imkânı kuvvetlendirmek amacıyla sekiz on ay önce seçim Kanunu’nda bir değişiklik yapılmış, ulusal artık usulü bulunarak küçük partilerin daha da güçlenmesine yardım edilmek istenmişti. Bu koşullar altında seçimlere giren AP, sırtında bir çuval yükle yarışa kalkışmış bir atlette benzetilebilir. Fakat her şeye rağmen seçmen çoğunluğu bu partiyi tutmuş ve önündeki bütün engelleri yıkarak ona iktidar kapısını açmıştır…” (Nadir Nadi, Cumhuriyet, 12 Ekim 1965) Sivil yönetimleri hırpalayarak; güçlü bürokrasi, güçlü yargı, güçlü genelkurmay başkanı istiyorlar da; neden güçlü bir siyasi parti başkanı, güçlü, bir başbakan, güçlü, bir bakan yani her yönüyle güçlü bir sivil siyasi yapı istemiyorlar? Eğer milletin oyunun heba olmamasını istiyorsak güçlü bir sivil siyasi yapıya ihtiyacımız var. Önce sivil bir anaysa ve daha demokratik bir parti yasası çıkarmak mecburiyetindeyiz. Yoksa birileri tekrar çıkar: -Ben kodumu oturtturan bir genelkurmay başkanı istiyorum, der ( 8 ağustos 2006 milliyet) Demesine dedi de aynı genelkurmay başkanı önce muhtıra tadında bir bildiri yayınladı sonra nasıl olduysa; son noktayı dolma bahçe sarayında koydu. Ve Sır mezara yolculuğa çıktı… Zırhlı aracın sahibi oldu. Yerine gelen yirmi altıncı genelkurmay başkanı da yirmi altı ay Silivri’de gün saydı… Şaka gibi, değil mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.