1. YAZARLAR

  2. Seyfullah AYDIN

  3. Vahdettin ve Damat Ferit Paşa; hain mi?‏
Seyfullah AYDIN

Seyfullah AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Vahdettin ve Damat Ferit Paşa; hain mi?‏

A+A-

AK Parti genel başkan yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in gündeme getirmesiyle Türk kamuoyunda tarih tekrar tartışılmaya başlandı. Bu konuyu merhum başbakanlardan Bülent Ecevit’te gündeme taşımıştı; fakat olaya zamanın şartlarında linç politikasıyla yaklaşıldığından bir netice alınmadan yerinde saymaya bırakıldı. Tarihi irdelerken zamanının şartlarını göz önüne alarak ve tarafsız yaklaşarak; kişilerin haklarını teslim etmekte fayda vardır. 90 yıl sonra Cumhuriyetin kuruluşunu, resmi tarihten soyutlamadan; taraf tutarak verirsen cumhuriyete iyilik değil kötülük yapmış oluruz. Bu nedenle; “Adan Z ye dünya tarihinden”,1. dünya savaşı sonrası gelişmeleri köşeme almış bulunuyorum: “Enver Paşa’nın Doğudaki kış hareketi, büyük bir yenilgiyle sonuçlandı. Binlerce Osmanlı askeri donarak şehit oldu. Aynı dönemde Cemal Paşa’nın kanal hareketi de başarısızlıkla sonuçlanınca, ordu içerisinde huzursuzluk başladı. Enver Paşa’ya karşı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, kolordu komutanları bir darbe yapmak üzere harekete geçti. Savaş içerisinde durum pek müsait olmaması, İngiltere ile sağlıklı bir iletişim kurulamaması ve Enver Paşa’nın durumu haber alması üzerine, olay başlamadan bitti. Fakat Mustafa Kemal Paşa’dan kuşkulanan Enver Paşa, Veliaht Şehzadenin Almanya’ya gönderilmesini fırsat bilerek, Mustafa Kemal’i, Vahdettin’in yaveri olarak Almanya’ya gönderdi. “Enver’le rakip olmak, ordunun başına geçmek için adaylığının açıkça ve ısrarlı bir biçimde ortaya koyuş olmak ve tutkusu uğrunda kaderin Vahdeti’ninkiyle birleştirmeğe kararlı gözükmek gibi niteliklere sahipti. M. Kemal’in ısrarlı tutkusu Vahdettin bakımından belki rahatsız edici olabilirdi, ama öbür nitelikleri olumluydu… Enver’e ve onun temsil ettiği Alman uyduculuğuna karşı bir darbeyi belki daha başlardan düşündüğüne dair işaretler vardır. Örneğin Cemal Paşa ile yaptığı planlar vardı ki Cemal’ın çekinmesi yüzünden bir sonuca ulaşamamıştı. Bu yoldan bir sonuca ulaşamayınca, kendisine verilen Veliaht Vahdettin’in Almanya gezisine refakat görevini fırsat bildi.” (Sina Akşin, İstanbul Hükümeti ve Milli Mücadele) “Milli Mücadelenin felsefesi ve siyasi gelişmeleri bilhassa; gizli antlaşmalara ve Batılıların Türklere karşı gütmüş oldukları siyasete karşı bilinçlenmiş ve bir hareket halini almıştır.” (Kemal Melek, Doğu Sorunu ve Milli Mücadelenin Dış Politikası) Mustafa Kemal’le, Vahdettin’in dostluğu, Vahdettin’in Almanya seyahati sırasında başladı. Vahdettin, Padişah olunca en güvendiği komutan, haliyle Mustafa Kemal Paşaydı. Osmanlı Devleti, savaşı kaybetmiş, İttihat ve Terakki Partisi ileri gelenleri yurt dışına kaçmışlardı. Devlet yönetimi İngilizlerin kontrolünde Vahdettin’e verilmişti. İngiltere’nin, amacı Osmanlı Devleti’nin mümkün olduğu kadar parçalamaktı. Fakat İngiltere savaşta galip gelmesine rağmen gücünü ve kontrolünü kaybetmek üzereydi. Bilhassa, İngiltere’nin Müslüman sömürgeleri, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını ve halifeliğin yok olmasını istemiyorlar ve bu konuda İngiltere’yi sıkıştırıyorlardı. Sömürge temsilcileri avam kamarasına kadar çıkarak sıkıntılarını anlatılar. “Hindistan Müslümanları halifeliğin devamını istiyor ve Mustafa Kemal’in Anadolu’da İslam için savaştığına inanıyorlardı.” (Doç.Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz ilişkileri) İngiliz ekonomisi gittikçe kötüleşiyordu. İngiltere de, işçi grevleri artmış, hükümet hareketsiz kalmıştı. İngiltere, Mondros Ateşkes Anlaşmasıyla, savaş içerisinde işgal edilen yerleri müttefikleriyle paylaşmıştı ama işgal edilmeyen bölgeler, Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. Bu coğrafyada Ermenilerin ve Yunanlıların emelleri vardı. İngiltere Mondros’a göre işgal edilmemiş yerlerin peşindeydi, fakat savaş sonrası bunu gerçekleştirme durumunda değildi. Doğuda, Osmanlı kuvvetleri Bakû’ye kadar ilerledi, Batı Anadolu’da silahlı milisler nöbet halindeydi. “Türkiye, Doğuda Ermenistan’a batıda da Yunanistan’a karşı bir kurtuluş savaşı verirken, aslında bu ülkeleri destekleyen İngiltere ve müttefiklerine karşı da dolaylı biçimde de olsa savaşmış sayılabilir.” (Doç.Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Türk –İngiliz ilişkileri) İngiltere, Yunanistan’a destek vererek, Yunanlıları Anadolu’ya çıkarmak hazırlığındaydı. Osmanlı Devleti’nin yöneticileri savaştan önce bazı planlar yaptılar. İngilizlerin amaçlarını iyi gördüler ve İhtilaf Devletleri arasındaki sorunları fark ettiler ve yeni önlemler aldılar. Yunanistan’ın, İzmir’e çıkarma yapmaması durumunda, Mutafa Kemal Paşa Başbakan olacak ve İtilaf Devletleriyle görüşmeler yaparak, en az zayiatla çıkmanın yolları aranacaktı. İzmir’e Çıkarma: “Rus ve Türk gücünün yıkılmasının, Boğazlar Bölgesinde yarattığı boşluğu doldurmak için, Lloyd George, Yunanlıların İzmir’e 1919 yılında çıkmalarını teşvik etmişti. Ege’nin, hem Avrupa, hem de Asya kıyıları emin bir şekilde Yunanistan’ın elinde bırakılırsa, Hindistan’a Akdeniz’den kestirme ulaşım yolu korunmuş olurdu.” (Doç.Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Türk–İngiliz ilişkileri) Nihayetinde Yunan kuvvetleri İzmir’e çıktılar. Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkması üzerine, Anadolu’da silahlı mücadeleye karar verildi. Mustafa Kemal Paşa’nın Başbakan olmasından vazgeçilerek, Anadolu da direnişi örgütlemesi yönünde çalışmalar yapılmaya başlandı. Kazım Karabekir Paşa, Padişahla görüştükten sonra Erzurum’a gönderildi. Erzurum’daki, on beşinci kolordunun başına getirildi. Bölgeden Rusya’nın çekilmesinden sonra, Ermenilere karşı Osmanlı Devleti’nin Doğudaki kuvvetleri zafer kazandı ve Rusya ile Brest – Litovsk Anlaşması yapılarak, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum geri alındı. Fakat Mondros Ateşkes Antlaşması sonucunda tekrar Birinci Dünya Savaşı öncesi sınırlara çekildiler. “Kazım Karabekir Paşa’nın, emrinde deneyimli yirmi bin civarında bir kuvvet mevcuttu. Bu ordu, doğu birliklerinin çekirdeğini oluşturacaktır. Yıldırım orduları komutanı Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a çağrıldı; ayrıca Halep’te sıtma hastalığından yatan İsmet Paşanın da İstanbul’a gelmesi istendi. Savaş öncesi yapılan değerlendirmeler sonucunda, Osmanlı Devleti savaşta mağlup olursa, Rumların, İstanbul’u işgalini önlemek için topal İsmail Hakkı Paşa komutasında, yirmi bin kişilik seçme askerlerden oluşan bir birlik İstanbul’da bırakıldı. Yabancı devletlerin dikkatini çekmemek için, bu birlik sivil hale getirildi. Savaş sırasında İstanbul’u ve bilhassa Rumları kontrol ettiler, İstanbul’un, oldubittiye getirilmesine izin vermediler. İsmail Hakkı Paşa, İttihatçı olduğundan ülkeyi terk etti. İstanbul’daki bu birliklerin başına Halep’ten çağrılan İsmet Paşa getirildi. İsmet Paşa bu birlikleri Özbek Tekkesi’nin yardımıyla, Batı Anadolu’ya taşıyacak ve düzenli ordunun kurulmasını sağlayacaktır. Fevzi Paşa savunma bakanı olarak görevinde kalacak daha sonra İsmet Paşayla birlikte Ankara’ya gelecekti. Ali Fuat Paşa, Padişahla görüştükten sonra Ankara’ya tayin oldu, Refet Paşa ise güney cephesi komutanlığına getirildi.” (S. Aydın,1921 yılında Anadolu’daki olaylar, İst. Ünv, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, 1981 Bitirme tezi) Yunan kuvvetlerinin, İzmir’e 15 Mayısta çıkması üzerine, Damat Ferit Paşa eliyle, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya gönderilme yazısını elden takip edecek, M. Kemal Paşa 16 Mayısta Samsuna hareket edecektir. “Sadrı azam, ‘her arzunuzu doğrudan doğruya bana yaza bilirsiniz, derhal yapılacağından emin olun’ dedi. Padişah, Mustafa Kemal’i görmek istiyordu ve D. Ferit, yemekte bu isteği M. Kemal’a iletti. Veda için Babıaliye’ye gittiğinde ki bunun 15 Mayıs olması gerekir. Padişah baş başa konuştu; ‘Paşa paşa şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin... Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir… Tarihe geçmiştir… Bunları unutun… Asil şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa devleti kurtara bilirsin’ dedi ve Vahdetin, ona adının baş harfleri işlenmiş bir de saat armağan etti.” (Sina Akşin, İstanbul Hükümeti ve Milli mücadele) Mustafa Kemal’in kendisi daha sonra nutukta; “Bana bu salahiyeti onlar bilerek ve anlayarak vermediler” der. Yine 16 Mayısta, Rauf Orbay, Bandırma üzerinden Ege Bölgesine geçerek, Kuva-yı Milliye çetelerinin reisleriyle görüştü. Bunlardan birisi de Galip Efe, Celal Bayar’dı. Osmanlı İstihbaratı Başkanı Eşref Kuşçubaşı, Cemal Paşa’dan teslim aldığı altınları, Aydın’daki çiftliğine gömecek, daha sonra bu altın’ları milli mücadelede kullanılsın diye Ankara hükümetinin emrine verecektir. MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN SAMSUN’DAKİ FAALİYETLERİ “Mustafa Kemal’in İstanbul hükümetine, Saltanata ve Halifeliğe vurduğu darbelerin klasik anlamdaki darbelerden farklı olduğu da ayrıca göz önünde tutulmalıdır.” (İhtilaller ve Darbeler Tarihi) Birliklerin dağıtılmasını ve silahların teslimini bütün askeri birliklerde önlemeye çalıştı. Erzurum’da bulunan, On Beşinci Kolordu Birlikleri dağıtılmadığı gibi silahlar da teslim edilmedi. Ayrıca, Ulusal direniş örgütleriyle ilişki kurarak, bölge­sel kurtuluş düşüncesini, ulusal kurtuluş düşüncesine, dönüştürmeyi istedi. Yine Erzurum Kongresi'nde ulusal karar alarak, bölgede, ulusal heyecan ayakta tutulmaya çalışıldı. Güvendiği komutanlarla, ulusal direnişi hazırlamaya çalıştı ve komutanlarla irtibata geçti. İzmir'in işgaline karşı konulması ve işgale direnilmesi için yurt çapında protesto ve mitingler düzenlenerek, Kurtuluşun, halka mal etmek istedi. Bu karar doğrultusunda, Havza'da miting yapıldı ve bildiri ya­yınlandı. Daha sonra da İstanbul Sultan Ahmet Meydanında miting ve yürüyüş yapıldı. “Mustafa Kemal’in, Anadolu’ya hangi görevle gittiğini ve kimin gönderdiğini üst zevatlardan hepsi biliyordu. Mustafa Kemal Paşa, yaptığı faaliyetler hakkında Padişaha günlük telgraf çekiyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın bu göreve seçilmesinin nedeni, Padişahla Paşa arsında özel bir dostluğun olması, Paşalar içerisinde sayıp sevilmesi, siyasi olaylara fazla bulaşmaması Padişahın, Paşalar içerisinde en güvendiği şahsiyet olmasıdır. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’dan Amasya’ya geçtiği zaman diğer Paşaları, Amasya’da buldu. Tarihte ilk beşler dediğimiz, beş kişiden birisi olan, Kazım Karabekir Paşa ise görevinin kritik olduğunu katılamayacağını ve diğer Paşaların aldığı kararlara onay vereceğini bildirdi.” (S. Aydın, 1921 yılında Anadolu’daki Olaylar,1981 Bitirme tezi)” Yukarıdaki bilgiler aşığında bende soruyorum: Sultan Vahdettin ve Damat Ferit Paşa; hain mi, yoksa altı yüzyıllık bir devletin yenilgiyi de düşünerek yapmış olduğu bir planlamanın sonucunda mı cumhuriyete giden yol açıldı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.