|
|
Bin Bir RenkBelli bir yaşa gelmiş her insanın bir ideolojisi olmalı mıdır?Ülkücü, sosyalist, devrimci, komünist, sağcı, solcu, dinci… İlla bu etiketlerden birini üzerimize yapıştırmalı mıyız? Yani masumiyet ve doğruluğun savunucusu olmak için keskin bir ideolojinin peşinden mi gitmek gerekiyor. Bu sorular, üniversiteye geldiğim günden beri ne zaman siyasi bir tartışmanın ortasına düşsem beynimi esir alıyor. Ve sınava çalışmadan gidip de soru kâğıdına boş boş bakan öğrenci gibi susup kalıyorum. Çünkü dönüp baktığımda tarihimiz, ismini cismini bilmediğimiz insanların ortaya attığı fikirlerle dolu bir hazine… Tarafı fark etmeksizin hepsi insanlık için değerli… Bütün bu değerli fikirlerin hepsini harmanlayıp insanlık kimliği ile yaşamak varken neden hep bir savaş içinde olalım ki? Zaten bir yaşam mücadelesi veriyorken insanlık bir de böyle bir savaşım içerisinde olmayı hak etmiyor. Çünkü yeteri kadar yoruyor hayat… Ya da diyelim yaşam mücadelesini bir tarafa bırakıp sistemin dayattığı şekilde birini üzerimize yapıştıralım. O zaman da hangi mirası üsteleneceğini bilmiyor insan… Birini savunurken diğerinin de haklı tarafları olduğunu görüyor. Sen biri için haklı bir mücadele verdiğini düşünürken, diğerinin de kendi doğruları var. Şimdi ne yapmalı insanlar özellikle de gençler… Birine körü körüne bağlanırken diğerinin de değerli bir fikir olduğunu unutup saygınlığı ortadan kaldırmalı mı? Yoksa farklılığı bir zenginlik olarak kabul edip kardeşçe mi yaşamalı? Bence kardeşçe yaşamak çok daha önemli ve kutsaldır. Kardeşlikten daha önemli bir ideoloji var mı? Bu sorunun cevabını geçen sene okuduğum fakültede karşıt taraflı öğrencilerin yaşadığı kavgada çok aradım. Gencecik öğrenciler her biri farklı bir toprağın insanı… Hepsini bir araya toplayan ve yaşatan okudukları üniversitenin ismi… Ve çok küçük bir kıvılcımdan büyük bir kavgaya tutuşuyorlar. Tamam düşüncelerinin mücadelesini veriyorlar ve belki haklı belki haksızlar ama bir düşünceyi savunurken şiddete başvurmak da neyin nesi? Bir fikri, bir etiketi savunurken şiddete başvurmanın bedeli onlar için okulu uzatmak ve hayata geç atılmak oldu. Bu örnekten anlaşılacağı gibi hayatın ve ideolojilerin bize vaat ettiği mutlak bir gerçeklik yok. Bizim olan tek gerçeklik nefes alabilmek adına verdiğimiz mücadelemizdir. Elbette böyle bir mücadele verirken sosyal bir boş vermişlik içinde olmamalı insan ama keskin bir bıçak gibi davranmaktan da vazgeçmelidir. Çünkü fikir çatışmaları her ne kadar zenginliği gösterse de topraklarımız bu çatışmalar yüzünden hayatını kaybetmiş insanlarla dolu… Bunları hasır altı edip topluma yeniden acıları yaşatmanın kabul edilir bir tarafı yok… Yaşar Kemal’in dediği gibi her çatışma bir yıkım bir ölümdür ve vicdanımızı çürütür. O nedenle insanlık ve kardeşlikten güzel bir şey olmadığını kabul edip çatışmaktan vazgeçmeli ve yıllarca aynı sıraları paylaştığımız insanlarla dost olmayı öğrenmeliyiz artık. Unutmayalım tek çiçekli bahçe olmaz. Bin bir renkle yaşamak varken… Bu yazi 722 defa okundu. << Önceki || Sonraki >> Yorum Yap Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorumlar ( 2 / 2 ) Serap Durmazpinar
\"barika-i hakikat müsademe-i efkârdan çıkar..\" yani, \"gerçeğin ışığı fikirlerin çarpışmasından çıkar\" yani, \"fikirlerin açık ve net çarpışmasından hakikat güneşi doğar\" Amma velâkin; Dusunceler orgutlenmeli. Orgutlenince de kamplasiyor, boyle olunca da herkes kendi için de, kendi dunya gorusunu savunmaya çalistigi zaman, iktidari elde edebilmek için her yolu mubah sayiyor ve boylelikle çatismalar meydana geliyor. Tek tek orgutsuz dusunceler ne kadar iyi olsa da, ne kadar guzel olsa da, ne kadar dogruyu yansitsa da hiçbir sey elde edemez, hiçbir kazanç saglayamaz... Aslinda soyle dusunmek lazim; Ezenler- ezilenler, zenginler- fakirler vardir. Onlarin sorunlari vardir. Aralarindaki zengin ve fakirin, emekçi ile emek somurusu yapanlarin uzlasir bir tarafi yoktur. Aslinda dunya\'da iki kamp vardir hangi açidan bakarsaniz bakin 1. Ezenler kampi 2. Ezilenler kampi. Her ideolojiyi kardesçe kabul etmekte mumkun olmuyor çunku sizin tasidiginiz dusunceye bir baskasi silahli mudahale yapiyor. Dusuncenizi engelliyor, orgutlenmenizi engelliyor, hak kazanmanizi engelliyor, guç elde etmenizi engelliyor. Kisacasi sizin fikrinizin yasamasinin o\'nun yasamindan birseyler koparilacagini dusunerek her turlu engeli onunuze koyuyor. Ordusu ile, polisi ile, jandarmasi ile, adaleti ile, hukuku ile kendi dusuncesini ve kendi çikarlarini korumaya çalisiyor. Guç kullanarak...! Mesela; bir ideolojiyi savunan, koru korune baglanan bir insan, maalesef ki futbol takimi tutar gibi kayitsiz ve sartsiz, dogrusuyla yanlisiyla, iyisiyle kotusuyle kabul ediyor. Sorgulamiyor, susuyor, kopmaz zincirlerle baglaniyor adeta. Yahu bir sepet al al olmus elmalarin içerisinde bile çuruklere rastlamak mumkun degil midir? Bir sekilde yaftaliyorlar, siz yapistirmasaniz da birileri her hangi bir ideolojiyi sizin yerinize yapistiriyor uzerinize zaten... Ne guzel buyurmustur Hz. Mevlana; Vesveseli düşüncelerden sakın. İnsanın Kalbi, Sazlık ve Orman gibidir. Orada Aslan gibi de yaban Eşeği gibi de fikirler bulunur! Velhâsili kelâm kaleminizi kutluyorum. Sanki benim agzimdan yazmis gibisiniz... aynen katiliyorum... Sizi tebrik ediyorum, kaleminiz daim olsun... Tesekkurlerimle... Serap Durmazpinar Kuruhasanoglu / France Gön.: Misafir , 20:46 13 Subat 2012 tebrikler
keşke tüm haber siteleri sizin gibi genç yazarlara yer verebilse. Düşüncelerini aktarma konusunda yardımcı olsa.. Bu konuda haber sitesini takdir ediyorum Gön.: Misafir , 17:17 02 Subat 2012 25 yıldır muhtar! ![]() Batum Heyetinden Öztürk'e Ziyaret! ![]() Depreme karşı halk konut modeli! ![]() ESOB'dan BUMİN'e Ziyaret! ![]() |
Diğer Yazıları
» Feryat ve davul zurna sesi
» Aslı ile Melek
» Anneler ve Kızları…
» Yine de Güzel!
» Sabrın Sıfır Noktası…
» Bin Bir Renk
» İki Küçük Çocuk
» Ya Sonra?
» Ne Umduk Ne Bulduk!
» Anlamıyorum…
Yazarlar
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |