Başsavcı Bölükbaşı, yargıya olan inancımızı kuvvetlendirdi

Mehmet ŞENER

Baroların yapısıyla ilgili ele alınan yeni düzenleme hazırlığı ve buna tepki olsun diye avukatların yaptığı yürüyüş nedeniyle tüm gözler yeniden yargıya, adliyelere ve gayet tabii olarak hukuka çevrildi.

Değil mi ki “adalet”, bir toplum için en az su, hava ve ekmek kadar elzemdir, dolayısıyla insanoğlunun en temel ihtiyacıdır.

Bir ülke, fukaralığı ya da geri kalmışlığı çalışarak mağlup edebilir. Lakin bir ülke, şayet adaletten ve hukuktan kopup başka diyarlara savrulmuşsa, istersen altından yollar, gümüşten binalar yapsın, insanlık adına zerre miskal değer taşımaz.

Tarihte milletleri erdemli ve uzun ömürlü kılan yegâne unsur, adalete olan sadakatleri ve hukuk pratiğidir.

FETÖ geçmişte bu ülkeye öyle büyük zararlar verdi ve kamu bünyesinde öyle ağır yaralar açtı ki, bunların başında adaletin ve hukukun uğradığı kayıplar gelmektedir.

Paralel adliye”, “paralel yargı” sistemi yüzünden devlet ve millet olarak ağır bir fatura ödedik, hâlâ da ödemeye devam ediyoruz.

Bereket versin ki şu son birkaç yıldan beri canımız yanma pahasına sarılan yaralar sayesinde, tıpkı ordu ve poliste olduğu gibi adalet sistemi de kendini toparladı, bitap düştüğü yerden yeniden ayakları üzerine doğruldu.

Daha yapılacak çok iş, atılacak çok adım var…

Çünkü tahribat büyüktü…

İşte bu duygu ve düşünceler içerisinde dün Erzurum Başsavcısı Burhan Bölükbaşı’nı ziyaret ettik…

Her zaman olduğu gibi Anadolu Gençlik Zirvesi sözcüsü eğitimci Yavuz Demir ve aynı platformun gönüllü ve yılmaz savunucusu kıymetli kardeşimiz akademisyen Tuba Işık ile birlikte gittik Başsavcı Burhan Bölükbaşı’na…

Başsavcı Burhan Bölükbaşı’nı Erzurum’a atandığından beri mesleğimiz gereği yakından takip ediyor, demeçlerini titizlikle okuyor, yargısal faaliyetlerine projeksiyon tutuyoruz.

Dün lafını hiç mi hiç eğip bükmeden, “Bizim görevimiz, hukukun üstünlüğünü muhafaza ve müdafaa etmenin yanı sıra adaleti tesis etmek, ancak olabildiğince isabetli ve hızlı biçimde…” dedi, başsavcı Bölükbaşı

Evet; toplumun bir yargı insanından hele de o yargı insanı bir başsavcı ise ondan beklediği tam da budur…

Hem adil bir yargı olsun, hem de hızlı…

Malumunuz, evrensel bir deyimdir:

Geciken adalet, adalet değildir.

Başsavcı Bölükbaşı, bu ilkeyi kendine düstur edinmiş bir yargı mensubu…

Haklı olarak meslektaşlarından da aynı inanç üzere amel etmelerini bekliyor ve diliyor.

Şimdilerde Ankara’da bir üniversitede hukuk profesörü olan kıymetli hemşerimiz Nurullah Aydın, vaktiyle hâkim olarak görev yaptığı Bayburt Demirözü’nde “yılın hâkimi” ya da basının deyimi ile “jet hâkim” seçilmişti, Adalet Bakanlığı tarafından…

Nurullah Aydın, şöhretinin zirvesindeyken bir demeç patlattı:

Bu ülkede adalet, güçlüden ve zenginden yana” diye…

Bu sert ve ani çıkışından ötürü, beklendiği gibi Adalet Bakanlığı Nurullah Aydın’ı önce Kars’a sürmek ardından da rahmetli Özal’ın müdahalesiyle o sürgünü iptal etmenin dışında hiçbir yaptırım uygulamadı.

Çok şükür ki günümüzde bir hâkim ya da savcı çıkıp, “bu ülkede adalet yalnızca iktidar mensuplarına yahut da güçlü olanlara hizmet ediyor” şeklinde yakınmıyor.

Kabul; adalete ve adaletin hızlı dağıtılmasına dair eksikler mevcut, hizmet yetersizliği oluyor, gecikme var…

Lakin bu ülkede adalet kimsenin tekelinde de değil…

Bir zamanlar, “Berlin’de hâkimler vardıysa” bizde de bugün yurdun dört bir yanında, şu ve ya bu tarikatın esiri olmamış hâkim ve savcılar görev başında…

Başsavcı Burhan Bölükbaşı’nın anlattıkları yüreğimize su serpmekle kalmadı, ülkemizin yarınlarına dair olan ümidimizi büsbütün kavi kıldı…

FETÖ’cü yargı mensuplarından adam akıllı eziyet çekmiş biri olarak söylüyorum: Bugün yargı sistemi, hâlâ kimi eksiklerine rağmen “paralel yargı” ile mukayese edilemeyecek kadar iyi bir noktada…

Başsavcı Burhan Bölükbaşı ile haber-röportaj kapsamı dışında yaptığımız bu sohbetten sonra bir defa daha anladım ki, bu ülkede, hukukun üstünlüğünü tesis etmek için canla başla çabalayan nice yiğitler var…