Be adam! Sen vize memuru musun?

Mehmet ŞENER

Hükmü verip, kalemi kırdılar;

“İlber Ortaylı, Müslüman değildi, cami haziresine gömülemez.”

Be adam!

Sen vize memuru musun?

Bu ülkede, akıl kaçkını olmak her hangi bir ücrete tabi olmadığı için sokaklar, istemediğin kadar ipini kıran delilerle dolu…

Kimi “deve idrarı şifa niyetine içilmelidir” diyor, kimi de “Sidik-i Şerif” adında kitap yazıyor!

“Peygamberler, kabirlerinde eşleriyle cima yaparlar” diyen de aynı kulvarda…

İşte o familyadan biri yeni bir şey yumurtlamış:

“Ömründe camiye gitmeyen biri cami haziresine gömülemez.”

Kim için bu hükmü veriyor?

Evet; tam da tahmin ettiğiniz gibi…

Tarihçi İlber Ortaylı.

O kişiye sormak lazım:

“Rahmetli henüz hayattayken sana mı dedi, ‘ben Müslüman değilim’ Nereden çıkarıyorsun Hocanın Müslüman olmadığını ve hangi yetkine binaen Hocayı gayrimüslim ilan ediyorsun?”

Ne yazık ki o zırlatmalar yalnızca sokaklarda boy gösteriyor değil. Onların kimileri akademide kürsü işgal etmiş, kimileri de camide mihrapları kuşatmış.

Tımarhanede olması gerekenler ne hazin ki medyada, cemiyetin kimi katlarında ve muteber yerlerde vücut buluyorlar, en alasından itibar görüyorlar, katmerli payelere mahzar kılınıyorlar.

İlber Hocanın şu ikrarına şahit olan var mı?

“Ben İslam Dini üzere değilim, ben asla Müslüman olmadım.”

Tam tersi beyanlarına, bendeniz dahil milyonlarca insan tanık oldu.

O zincirlik delilerin alamet-i farikası şudur:

Ellerinde bir takım kavramların yazılı olduğu yaftalarla dolaşırlar.

Birinci sıradaki yaftalarda, “Kafir”, “Cehennem”, “Zındık” ve “Münafık” yazar.

Kendileri gibi düşünmeyen herkes, onlar için işte bu sırada içtima edilir.

Sonra en iddialı oldukları alan başlar.

-Cehenneme ve cennete gidecekleri tayin ederler.

-Kendilerine biat edenlere şefaat kuponları dağıtırlar.

-Kuran’a son derece mesafeli dururlar.

-Nerede bidat, hurafe ve dalavere varsa onları din namına geçerli akçe sayarlar.

-Hepsi olmasa da pek çoğu, büsbütün zıvanadan çıkınca kendini Mehdi, Mesih ve asrın kutbu ilan eder.

-“Bana Vahi geliyor” demekten tırstıkları için “Bunlar bana yazdırıldı, söyletildi” derler.

-Kimin günahkar ya da dinsiz olup olmadığını en iyi onlar bilir…

-Birilerinin tövbe edip imanı seçme ihtimaline asla itibar etmezler.

İlber Hocanın nerede defnedileceğine ya vasiyetine sadık kalınarak yahut da ailesinin talebi üzerine karar verilecek.

Şayet konuşulduğu gibi Gelibolu’da bir cami haziresine defnedilecekse, bunun için de Kabine kararı gerekmektedir.

Yani tayin edici kişiler, Hocayı kafirlikle itham eden o akıl ve vicdan firarileri değil.

“Bilimle uğraşmak kafirliktir. İnsanı dinden çıkarır” diyen biri kalkıyor, “İlber Ortaylı cami haziresine gömülürse Müslümanlara zulmedilmiş olur” şeklinde fetva veriyor!

Diyanet ve ilahiyat fakülteleri de buna sessiz kalıp başlarını kuma gömüyor.

En acısı da bu…

Siyonistler eliyle Gazze’de oluk oluk Müslüman kanı akıtılırken, kulağının üstüne yatıp görmedim, duymadım, bilmiyorum diyenler…

Sıra İlber Ortaylı’ya geldi mi cehennem silahlarını kuşanmaktan asla sakınmıyorlar.

Koruyup kollayanları çok nasılsa…

Ruhban sınıfı bile bu denli imtiyaza sahip olmadı hiçbir zaman…