Gazete Güncel- İşte çok konuşulacak o yazı...
Bazı toplantılar vardır, alınan kararlardan çok geride bıraktıkları ile hafızalara kazınır. AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı tarafından Palandöken'de düzenlenen "Ekonomi Buluşmaları" da işte onlardan biri oldu.
Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci'nin başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya tam 9 bakan yardımcısı katıldı. Erzurum açısından bakıldığında bu, bugüne kadar ekonomik konular özelinde yapılan en geniş katılımlı organizasyonlardan biriydi.
Bakan yardımcıları ile birlikte masada Erzurum Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, AK Parti İl Başkanı, iş dünyasının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve siyasetçiler vardı.
Nihat Zeybekci sunumuna dikkat çekici bir cümleyle başladı,"Erzurum, Erzurum olalı böyle bir toplantı görmedi." Ardından Türkiye ekonomisinin son yıllardaki dönüşümünü rakamlarla anlatan Zeybekçi, Erzurum'un iklim şartları ve yıllarca terörün oluşturduğu olumsuz algı nedeniyle beklenen kalkınma hamlesini gerçekleştiremediğini söyledi. Ancak buna rağmen kamu yatırımlarında Türkiye'de 11'inci sırada bulunduğunu ifade etti.
Açılış konuşmalarında Erzurum Valisi Aydın Baruş'a söz verilmedi. Sayın Vali yalnızca toplantıyı takip etti. Daha sonra soru cevap bölümüne geçildi. İşte tam da bu noktada Erzurum'un yıllardır çözemediği en büyük sorunu bir kez daha bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.
Bu şehirin ortak aklı yok!
Herkes kendi penceresinden konuşuyor. Herkes kendi sorununu anlatıyor. Ama kimse Erzurum'un ortak önceliklerini ortaya koyamıyor. Yıllardır "bu şehir sahipsiz" deniliyor ya, aslında mesele yalnızca siyaset değil. İş dünyası da kendi içinde ortak hareket etmeyi başaramıyor. Çünkü ortada hazırlanmış bir yol haritası yok. Kentin kısa, orta ve uzun vadeli kalkınma planı yok. "Erzurum'un lokomotif sektörü nedir?" sorusuna ortak cevap verebilecek bir mekanizma da yok.
İşte burada en büyük görevlerden biri Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası'na düşüyordu. Böylesine önemli bir toplantı öncesinde kentteki oda, borsa ve sivil toplum kuruluşları bir araya getirilip birkaç temel başlık belirlenebilirdi.
Sanayi…
Turizm…
Tarım…
Lojistik…
Ulaşım…
Hayvancılık…
Teknoloji…
Ortak ve öncelikli talepler hazırlanır, herkes aynı hedef doğrultusunda konuşurdu.
Ama olmadı, salon adeta serbest kürsüye döndü. Her konuşmacı farklı bir konu açtı. Kimisi krediye ulaşamamaktan yakındı. Kimisi yatırım teşviklerini anlattı.Kimisi kendince başka bir meseleye değindi.
Ve sonra...
Toplantının belki de en talihsiz anı yaşandı. Bir dernek başkanı söz aldı. Ne anlattığı belli, ne istediği ne de hangi konuyu savunduğu... Salondakiler şaşkınlıkla birbirlerine baktı. Bakan yardımcılarının yüz ifadeleri her şeyi anlatıyordu.
Biz ise Erzurum adına utandık.
Nihayet salondan bir ses yükseldi. Yakutiye Ziraat Odası Başkanı İslam Yıldırım, “Yeter... Susturun şu adamı" diye tepki gösterdi. Bunun üzerine Nihat Zeybekci devreye girdi. Mikrofon şahsın elinden alındı. Aslında o dakikadan sonra salondaki atmosfer de değişti. Artık kim ne söyledi, hangi öneriyi sundu önemini yitirdi.
Zeybekci'nin toplantının başında söylediği, "Erzurum, Erzurum olalı böyle bir toplantı görmedi" sözü bu kez bambaşka bir anlam kazandı. Ne yazık ki olumlu anlamda değil.
Bu şehir bugüne kadar birçok toplantıya ev sahipliği yaptı. Hatta bakanlar kurulu bu şehirde toplandı. Ama böylesine dağınık, böylesine hazırlıksız ve böylesine koordinasyondan uzak bir tabloyu uzun zamandır görmemişti.
İster kabul edin ister etmeyin...
Bugün Erzurum'da herkes adına konuşmaya çalışan, hiçbir kurumsal temsil gücü olmayan insanlar ortaya çıkabiliyor. Kent adına söz söyleyebiliyor. Ve buna kimse "dur" demiyor.Oysa böyle platformlarda temsil, kişisel heveslerle değil kurumsal ciddiyetle yapılmalıdır.
Toplantının öne çıkan başlıklarına gelince; iş dünyasının en büyük sıkıntısı finansmana ulaşmak oldu. Krediye erişimde yaşanan güçlükler hemen herkes tarafından dile getirildi. Hayvancılık sektörünün iş gücü sorunu nedeniyle Afgan çobanlara oturum izni talebi bile gündeme taşındı.Ancak toplantıya damga vuran konu ise yine ulaşım oldu.
Erzurum'un yetersiz uçak seferleri…
Yüksek bilet fiyatları…
Kentin yatırım, turizm ve ticaret potansiyelinin önündeki en büyük engellerden biri olarak bir kez daha masaya yatırıldı.
Toplantının sonunda ise 9 bakan yardımcısı iş insanlarıyla bire bir görüşmeler gerçekleştirdi. Elbette Ankara bu toplantıdan önemli notlar çıkarmıştır. İş dünyasının nabzını tutmuştur, beklentileri kayıt altına almıştır.
Benim asıl merak ettiğim ise, Erzurum bu toplantıdan ne kazandı?
Ortak bir hedef belirleyebildi mi?
Bir yol haritası çıkarabildi mi?
Yoksa yine herkes konuştu, herkes dağıldı ve geriye sadece "çok önemli bir toplantı yapıldı" cümlesi mi kaldı?
Çünkü şehirler toplantılarla değil, ortak akılla kalkınır. Ve Erzurum'un bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.