Erzurum’da hasbelkader yaşıyoruz!

Recep Kapucu

Erzurum’da yaşamak, kendine has kültürü, kadim tarihi ve büyüleyici kış manzaralarıyla şüphesiz özel bir deneyimdir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, kent sakinlerinin günlük hayatını adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüren kronik altyapı ve şehircilik sorunları yer alıyor. Erzurum sokaklarında yürümek, bazen doğanın sert yüzüyle, bazen de ihmalkarlığın getirdiği görünmez kazalarla köşe kapmaca oynamaya benziyor.

İşte Erzurum’un sokaklarındaki o gizli tehlikeler ve vatandaşın bitmeyen "sorumlu arayışı":

1. Başımızın Üstündeki Tehlike: Çatıdan Düşen Kar ve Buz Kütleleri

Erzurum kışı denince akla gelen ilk şey kristal karlar olsa da, çatılarda biriken ve havaların hafifçe yumuşamasıyla devasa kütleler halinde kaldırıma çakılan buz sarkıtları ölümcül birer tehdittir. Sokakta yürürken gökyüzünü kontrol etmek zorunda kalmak, Erzurumlular için bir alışkanlıktır. Küçük bir dikkatsizlik ya hastanede biten ağır yaralanmalara ya da maalesef can kayıplarına yol açabilmektedir. Binaların önüne çekilen basit bir emniyet şeridi ise bu tehlikeyi önlemekten çok uzaktır.

2. Yürümek Değil, Denge Sanatı: Buzlu Kaldırımlar ve Gizli Çukurlar

Kar yağışının ardından zamanında ve yeterince temizlenmeyen kaldırımlar, kısa sürede adeta birer paten pistine dönüşür. Yürürken ayağınızın kayması ve kendinizi yerde bulmanız an meselesidir. Kırıklar, çıkıklar ve ciddi zedelenmeler kış aylarında acil servislerin en sık karşılaştığı vakalar arasındadır.

Bahar ve yaz aylarında ise sorun şekil değiştirir; bu kez de bakımsız, yerinden oynamış kaldırım taşları devreye girer. Yürürken ayağınızın burkulması veya tökezleyip düşmeniz, sıradan bir günün parçası haline gelmiştir.

3. Kaldırım Taşlarının "Sulu" Sürprizleri

Erzurum’da yağmurlu bir günde dışarıdaysanız, bastığınız yere iki kat daha fazla dikkat etmeniz gerekir. Dışarıdan normal görünen ancak altı tamamen suyla dolmuş "tuzak" kaldırım taşları, üzerlerine basıldığı anda altındaki çamurlu suyu hızla yukarı fışkırtır. Sonuç; ya yüzünüze çarpan kirli bir su ya da tamamen ıslanmış kıyafetlerdir. Yetersiz drenaj ve kalitesiz işçilik, yağmurlu günleri de en az kış kadar zahmetli hale getirir.

4. Baharın Görünmez Düşmanı: Kavak Ağacı Polenleri

Kış biter bitmez Erzurum halkını bu kez de biyolojik bir sorun karşılar: Kavak ağaçları. Kentin dört bir yanını saran bu ağaçlardan yayılan pamukçuklar ve polenler, sokakları beyaz bir örtüyle kaplarken alerjik bünyeler için tam bir kabusa dönüşür. Solunum yolu rahatsızlıkları, göz alerjileri ve bitmek bilmeyen hapşırık krizleri, şehrin yeşil dokusunun yanlış ağaç seçimiyle nasıl bir sağlık problemine dönüştüğünün en net kanıtıdır.

Yetki Karambolü: Büyükşehir mi, İlçe Belediyesi mi?

Tüm bu sorunların içinde vatandaşı en çok yıpratan şey ise bir muhatap bulamamaktır. Kaldırımda düşüp sakatlanan, çatılardan düşen buz yüzünden zarar gören ya da altyapı yetersizliğinden şikayetçi olan bir vatandaş hakkını aramak istediğinde kendini bürokratik bir tenis maçının ortasında bulur:

  • Büyükşehir Belediyesi topu ana arterlerin dışındaki sokaklardan sorumlu olduğunu belirterek ilçe (alt) belediyelerine atar.
  • İlçe Belediyeleri ise bütçe, büyük projeler veya koordinasyon eksikliğini öne sürerek suçu Büyükşehir’e devreder.

Sonuç olarak yetki ve sorumluluk karmaşası (yetki karambolü), sorunların çözülmeden kalmasına ve vatandaşın mağduriyetiyle baş başa kalmasına neden olur.

Özetle; Erzurum’da modern bir şehir hayatı yaşamak; sadece yolları asfaltlamakla değil, vatandaşın can güvenliğini, sağlığını ve kaldırımda yürürken duyduğu huzuru güvence altına almakla mümkündür. Belediyelerin birbirini suçlamayı bırakıp, ortak bir koordinasyonla bu kronikleşmiş sorunlara kalıcı çözümler üretmesi artık bir lüks değil, zorunluluktur.