Birilerinin, “Daha iyi daha kalkınmış bir Erzurum nasıl olur?” şeklindeki soruya cevap aramasından yahut da bu şehir adına kafa yormasından asla müşteki değiliz.
Bu birileri, ister Erzurum’da yaşıyor olsun isterse başka şehirlerdeki Erzurumlulardan oluşsun…
Şehir adına bir adım atana, şehir adına “Ben ne yapabilirim” diye sorana elbette ki şükran duymaktayız.
Bizim şikayetimiz, Erzurum’u çobansız köy zannedenlerdendir.
Birileri, acayip isimler altında neredeyse saatte bir dernek kurarak, “Erzurum’u kurtarmak için yola çıktık” diyorlar!
Akla ziyan açıklamalarını en iri puntolarla kamuoyuna açıklıyorlar.
Yüzde doksan dokuzu ya daha önce söylenmiş sözler ya da akla ziyan öneriler.
Bir zamanlar FETÖ’cüler bu yolu izlerdi…
Endişem şudur:
FETÖ acaba yeni bir oyun mu kurgulamak istiyor?
Öyle bir noktaya geldik ki…
Erzurum’u “kurtarmak” için yola çıkanların sayısı, Erzurum’da yaşayan halkın sayısına ulaştı!
Yani her bir kişiye bir kurtarıcı!
Bilmiyorum.
Birileri mi bu maskaralığı planlıyor yoksa kendiliğinden gelişen bir salgın mı?
Nerede dipte köşede kalmış siyaset heveslisi varsa tekmili birden sahnede…
Nerede Erzurum’u sahipsiz bağ olarak gören çakallar varsa bostan evleğinde…
Hepsinin de müşterek yanları, “Erzurum’u kurtarmak!”
Halbuki Erzurum, bu temcit pilavını daha önce o kadar çok sofrasında gördü ki alayına karnı toktur.
Birileri, tıpkı şairin dediği noktada:
“Himmete muhtaç dede kaldı ki başkasına himmet ede.”
“Mevcut dernekler, vakıflar mademki Erzurum’u kurtaramadı, şu halde görev bize düşüyor” anlayışına sahip birileri bu son zamanda Erzurum’u sirke çevirdi.
Bize sürekli, “Siz cambaza bakın” diyerek, hokkabazlığını bir tık ileri taşıyor!
“Bul karayı al parayı” diyenler, galiba devletin ali katlarından öyle fonlar bulmuş olmalılar ki, nakit harcamada asla cimrilik etmiyorlar!
Üzgünüm ama ne yazık ki…
Şehrin bulvarları, kendini akıllı şehrin halkını da kör ve sersem zanneden zavallılar tarafından kuşatılmış durumda…