Hepsi mubah… Ahlaki dairede kalması şartıyla, bunlar siyasetin birer cilveleri…
Gel gör ki, CHP’de işler şirazesinden çıktı.
Solcu olanlar ile solculuktan geçilenler harp meydanına indiler.
Bu saatten sonra ne kırılan kafaların ne de atılan çamurların çetelesi tutulamaz.
CHP, harp zamanı en zayıf yanından muhrip yemiş gemi gibi…
Batmıyor, ama kıyıdan fersah fersah uzakta…
Sevgili dostlar, ben size eski CHP’ye dair çok ama çok özel bir yaşanmışlık aktarayım:
Elli yıllar…
CHP, rüyasında bile göremeyeceği bir akıbete siyaseten mecbur kaldı:
Seçimleri Demokrat Parti kazandı, CHP kaybetti.
Hikaye çok uzun, anlatmaya kalksak sahifeler yetmez.
Ben size o kısa kesiti takdim edeyim.
Bir gece, Ana Muhalefet Lideri CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün köşkünün kapısı acı acı çalar.
Gelenler CHP’lilerdir.
“Paşam” derler. “Paşam, Menderes’i tarihe gömecek bir fotoğraf elde ettik. Bu yüzden bu saatte sizi rahatsız ettik.”
İsmet Paşa kendisine uzatılan zarfı alıp kapağını açtığında bir fotoğraf görür.
Ve anında zarfı kapatarak o gelen kişilere uzatır.
Der ki:
Alın bu zarfı yakın. Ve bir daha da bana böyle bir şeyle gelmeyin.”
Sizler gibi ben de merak ettim. O zarfta ne vardı?
O Fotoğraf kimi ifşa ediyordu?
Cevabını yıllar sonra öğrenecektik.
O zarftaki fotoğrafta, Menderes ile Aydan Hanımın çok özel kareleri vardı.
Yani Menderes’i, Yatsıada’da bile satmayan sevgilisi Aydan Hanım…
İsmet Paşa ne zarfa ne de fotoğrafa itibar etmedi.
Dedi ki:
“Biz Demokrat Parti ile siyaseten mücadele ediyoruz. Kimsenin özel hayatı bu mücadelemizde bize malzeme olamaz.”
Besbelli ki çok yakında, adı CHP olmayan ama bütün referansını CHP’den alan bir parti kurulacak ve Özgür Özel ile beraberinde olanlar da orada konuşlanacak…
Antik Mısır’dakiler bile biliyor ki…
Kemal Bey, alevi…
Modern Türkiyeliler de biliyor ki Özgür Özel, sünni…
Toplumu, ölümle sıtma arasına razı etmeye çalışan bir irade var:
Alevinin genel başkan olduğu bir CHP mi, sünni bir genel başkanın olduğu yeni parti mi?
Bu soruyu ancak MOSSAD sorar…
Bu soruyu ancak CIA sorar…
Ben CHP’li değilim…
Bu aralar AK Partili milletvekillerine acayip kırgın ve kızgınım. Alayı birden Erzurum halkıyla dalga geçiyorlar.
Neyse ona ayrı bir parantez açacağız nasılsa…
Düğmeye bastılar:
Solcular arasındaki bölünmüşlüğü, derin çatlağa dönüştürmeye çalışıyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu, alevi…
Özgür Özel, sünni…
Olsun; ne mahsuru var?
Evet; birinin alevi, diğerinin sünni olması niye bir nakısa olsun ki…
Elbette nakısa değil, lakin o düğmeye basanlar istiyor ki, Türkiye solu paramparça olsun…
Gerçi bu savaşı kimse dışarıdan başlatmadı. Savaşı, yine CHP’liler kendi aralarında çıkardılar.
Türkiye siyaseti, CHP’nin içerisine düştüğü bu hal karşısında, müthiş irtifa kaydediyor.
CHP kaybediyor doğru, ama sağ siyaset de kazanmıyor.
Siyaseti bir masaya benzetecek olursak, o masa üç ayaklı olmaz…
Olsa bile ayakta duramaz.
“Oh ne güzel CHP batıyor” diyerek, sevinenler feci biçimde yanılmaktadırlar.