İran Başkonsolosluğu şehitlerini andı, Başkan Sekmen’den esaslı bir duruş...

Mehmet ŞENER

Birkaç yıldan beri özel bir durum yoksa dışarıda iftara gitmiyorum.

Eşim çocuklarım, torunlarım, ablam ve lütfedip gelen olursa misafirlerle iftar etmenin manevi tadı bir başka oluyor.

Lakin dün bir istisna oldu.

İran İslam Cumhuriyeti’nin Erzurum Başkonsolosluğu’nun iftar davetine katıldım.

Davetiyeyi de kıymetli kardeşim, konsolosluk çalışanı tercüman Asal Hanımefendi bizzat getirmişti.

İran yaralı, İran yasta, İran yangın yeri…

Ama İran onurlu ve inançlı…

Korkuyu korkutmuş bir halk…

Siyonist İsrail ve tetikçisi Amerika cehennem olmuş İran’a ateş kusuyor.

Ne mektepteki çocuklara, ne hastaya ne yaşlıya ne de masumlara zerre merhameti yok.

İnsanlıktan, vicdandan, ahlaktan öylesine uzaktalar ki…

Öldürdükçe zafere ereceğini zannediyor.

Oysa bilmiyor ki, İran halkı tam da şairin dediği “bir ölüyor, bin çoğalıyor.”

İsrail halkı ise, özellikle başkentleri Tel Aviv’de başlarını sığınaklardan çıkaramıyor.

İran İslam Cumhuriyeti’nin Erzurum Başkonsolosu Alibeman Eghbalı Zarch, münevver bir diplomat ve Türkiye dostu bir insan…

İftarda yaptığı konuşmada, İsrail-Amerika İran Savaşı’nın bölgesel ve küresel yansımalarını anlattı. Ve elbette ki görseller eşliğinde mektepte katledilen çocukları unutmadı, şehit edilen İmam Hamaney’i andı.

Son derece mütevazi bir iftardı.

Gösterişten ve israftan eser yoktu.

Bizim İbrahim’in, Yıldızkent’teki Ramada Otel’deydi iftar…

Kalabalık değildi. Orta ölçekli şirin bir salonda sıcak ve samimi bir iftar sofrasıydı.

En çok beş altı gazeteci vardı. Protokolden ise, yalnızca Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen oradaydı.

Mazlumların ve kimsesizlerin yareni ERVAK Başkanı Erdal Güzel oradaydı

Başkan Sekmen’in o akşam en az üç beş ayrı yere  davetli olmasına rağmen, İran Başkonsolosluğu’nun iftarına katılması elbette ki anlamlıydı, baştan sona bir mesaj ihtiva ediyordu.

Son derece çarpıcı bir konuşma da yaptı. İki ülke arasındaki tarihsel, kültürel ve inanç ortaklığına değindi, komşuluk hukukunu anlattı.

Ağır bir saldırı altındaki İran’ın yanında olduğunu ve zulmün kimden ve nasıl geldiğine bakmaksızın lanetlediğini söyledi…

Mehmet Sekmen rol yapmasını bilmeyen biri…

O, doğru olanı yapmanın peşinde; tamamen insani refleksleriyle hareket ediyor.

Değil mi ki, bugün İran devleti ve halkı ziyadesiyle müşkül durumda…

Değil mi ki, komşuluk hakkı ve inanç gereği mazlumun yanında durmak en temel insani sorumluluktur…

Başkan Sekmen ve o salonda bulunan İranlı olmayan kim vardıysa tamamı aynı saikle oruçlarını açtı, dua ederek lokma kesti ve İran için Allah’tan yardım niyaz etti.

Gurur duydum…

Mehmet Sekmen gibi vidan, izan ve iman ehli bir belediye başkanımız olduğu için…