İran’da ne oluyor?

Mehmet ŞENER

Bu savaşı kim kazanır, sorusuna verilecek cevap çok, ama en esaslı cevap şudur:

İsrail’de Yahudi halk en küçük bir tehlike karşısında, ya ülkelerini terk ediyor (son bir ayda 400 bin Yahudi İsrail’den kaçtı) ya sığınaklara koşuyor ya da marketlerin raflarını boşaltıyor.

İran’da ne oluyor pekii?

İran’da şu oluyor aziz dostlar:

İran halkı marketleri yağmalamıyor.

İran halkı panikleyip kendilerine sığınacakları in aramıyor.

İranlı tüccarlar kimse aç ve açıkta kalmasın diye, tüm gıda ürünlerinde yüzde ellilik indirim yapıyor.

Bir yanda nüfusu doksan milyon olan İran…

Öbür yanda on milyonluk İsrail…

Üstelik o İsrail ki, başta ABD olmak üzere, neredeyse dünya genelinde destek görmediği ülke yok…

İran ise, ambargo altında…

Yahudiler, “ölmeyi yok olmak olarak görüyor” ve bu inançla “ne yaparsak bu hayatta yapmalıyız” diyorlar. Müslümanlar ise, savaşta ölmeyi şehitlik olarak görüyorlar ve şehitlerin de Allah indinde değerli kimseler olduğuna inanıyorlar.

 

Sizce bu savaşı kim kazanır?

Hayatlarını namlunun ucuna süren imandan kurşunlar mı?

Savaş uğruna ölmemek için o delikten bu deliğe kaçıp duran korkaklar mı?

Galip olan çoktan belli de…

Tarih henüz bunu yazmaya cesaret edecek kadar yürekli değil.

İran’da kimse marketleri yağmalamadı.

İran’da kimse “ya ilaç bulamazsam” diye eczanelere hücum etmedi.

İran’a binlerce kilometre uzaktaki Amerika’da bile halk stok ve istif yapma yarışına girdi.

Savaşı dedeler çıkarıyor, torunları ölüyor.

Siz hangi savaşın karar verici dümeninde, bir tane kadın ve genç insan gördünüz?

Yaşlı adamlar, prostat sorunlarını genç insanların ölmesi üzerinden rahatlatıyor.

Bilmedikleri şu:

İran halkı ölümü öldürmüş…

İçlerindeki hainlere rağmen tıpkı kelebeklerin ateşe koştukları gibi şehit olmaya hazırlar.

Ey emperyalist güçler, ey kana doymayan bebek katili Siyonistler, siz işte bu halkı yenemezseniz.

Yendiğinizi sandığınız kişiler, ancak sizin kuklalarınız olur.

Dün, Uğur Güzel ve Vahit Alkır’la birlikte İran’ın Erzurum’daki Başkonsolosluğu’nda kahvaltıydık.

Başkonsolos Alibeman Eghbali Zarch, bize olup bitenleri anlattı, İran’ın nasıl bir küresel saldırı altında olduğunu rakamlarla izah etti.

Hoş onların hepsini biz de bilmesine biliyorduk da, Başkonsolosun ağzından dinlemek elbette ki çarpıcıydı.

İran’da kimse ülkesinden dışarıya kaçmıyor; bilakis dışarıdakiler ülkelerine dönüyor.

İran’da kimse onursuzca ölmek istemiyor.

Bu yüzden İran’da bütün sazlar yalnızca özgürlük nağmeleri çalıyor, İran’da bütün türküler önce iman diyor.

İran’da dualar Allah’a…

 

Amerika ve İsrail… Siz asla İran’ı yenemeyeceksiniz…

Çünkü korkaklar ve kancıklar hep kaybetmeye mahkumdur…

Körfez ülkelerinde olmasa bile gün gelecek bütün Müslümanlar kıyam edecektir.