İşte küllerinden bir isim daha doğuyor: ONBİR TUR HÜSEYİN

Mehmet ŞENER

Erzurum’un ticari hayatı, tarihinde olmadığı kadar şu son üç beş yılda iktisadi tsunamiye yakalandı, ne yazık ki…

İflas edenler…

Konkordato ilan edenler…

Sessiz sedasız kepenk indirenler…

Pılını pırtını toplayıp, “bir seher vakti” şehre veda edenler…

Piyasaya, Maliye’ye ve bankalara ağır borç yükü takıp kaçanlar…

Yıkımın şehir ekonomisine maliyeti öyle yakıcı oldu ki, binlerce kişi işsiz kaldı.

İflas ve ilan edilen konkordatonun bir kısmı dış şartlardan kaynaklandıysa, hatırı sayılır bir bölümü de kişilerin beceriksizliği, yanlış atılımları ve kötü niyetin sonucudur.

Bu, en acıtan yanıyla bir Erzurum gerçeği…

Ve fakat bir de madalyonun öteki yüzü var.

O yüz, tıpkı şuna benziyor:

Bir musluk düşünün ne açtığınızda gürül gürül akıyor ne de büsbütün tııısss sesi çıkarıyor. Çocuk parmağı kalınlığında bir su, sessiz ve biraz da mahcubiyet içerisinde usulca dökülüyor.

Çıkmamış candan umut kesilmez misali, Erzurum ekonomisi yarınlara dair yeniden güven duymak istiyor, ümit beslemeye çalışıyor.

Haksız da sayılmaz hani…

Hiçbir enkaz sonsuza dek olduğu yerde kalmıyor.

Erzurum da, yeniden kendi küllerinden doğmak için kutlu bir sancı çekiyor.

Yolu uzun, yükü ağır; ama Erzurum inançlı ve kararlı…

Umutsuzluk, iman eksikliğinin bir işaretidir.

Bu da, Erzurum’un asla teslim olacağı bir hal değildir.

ONBİR TUR HÜSEYİN

Gençler belki bilmiyordur ve duymamıştır da…

Bizin kuşak, uzunca yıllar bu ismi günlük hayatımızın bir parçası haline getirmişti.

Hüseyin Özer…

Çok genç yaşlarında dönemin iktidar partisi ANAP’ta siyaset yaptı, merkez ilçe başkanlığına kadar yükseldi.

Bağrı geniş, sinesi açık mertoğlu mert biridir.

ONBİR TUR, uçak bileti satan bir işletmedir.

Hüseyin Özer de o işletmenin sahibi…

Hüseyin Özer’in veresiye sattığı biletin toplamını, peşin sattığı biletle karşılaştırsanız, aradaki fark uçurumdur.

Telefon açardık:

“Hüseyin ağabeyi, bugün İstanbul’a gitmem lazım bana acilen bir bilet ayarla.”

Ortada para pul yok. Yalnızca kocaman bir güven ve dostluk bağır var.

Muhtemel ki kimse de, Hüseyin ağabeyi yüklü miktarda dolandırmamıştır.

Erzurum’dan gönderdi, Erzurum’a döndürdü insanları…

“Önce para” demedi.

Hüseyin Özer, esasında Erzurum’un en namlı muhasebecilerinden birisidir.

Hiç bu uçak işine girmese de muhasebeyle iktifa etseydi, bugün parayı koyacak kasa bulamazdı.

Neyse…

Düşmez kalkmaz Allah’tır.

Hüseyin Özer’in işleri kötüye gitti, mali sıkıntı içerisine düştü, kriz dolu günler, yıllar yaşadı.

Lakin…

Hüseyin ağabeyi, Erzurum’dan kaçıp gitmedi, yenilgiyi kabul edip oturmadı, çaresizliği kendisine kalkan etmedi…

Sessiz kaldığı onca yıl içerisinde hep bir mücadele içerisinde oldu.

Ümitvardı, azimliydi ve en önemlisi de inançlıydı:

Karanlık her gecenin ardında sabah vardır.

Petrolcü Necmi Akalın gibi yılmadı, yorulmadı.

(Haber alıyorum, Necmi Akalın’ın işleri bin maşallah iyiye doğru gidiyor.)

Dün son günlerin en güzel haberlerinden birini aldım:

Hüseyin Özer, düştüğü yerden kalkmış…

Bayramlık elbisesine kavuşan çocuklar gibi sevindim.

Bakmayın siz benim sert yazılar yazan biri olduğuma… Ben esasında oldukça duygusal biriydim.

Düşen birinin yerine benim canım yanar, ayağa kalkan birinin yerine ben sevinirim…

Haydi Hüseyin Özer…

Haydi benim Tortumlu hemşerim…

Sana dimdik ayakta durmak ve koşmak yakışır…

Çaresizliğin girdabına düşen nice biçareye rol modeli ol…

Yolun da bahtın da açık olsun.

Rabbim helalinden bol rızıklar lütfeder inşallah…