Birkaç gün evvel Erzurum’da, “Ekonomi zirvesi” başlığı altında bir toplantı yapıldı.
Bu zirvenin bir de sloganı vardı:
“Un var, şeker var. Şimdi helva yapma zamanı.”
Toplantının en ağır topu ise, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi, eski bakan Nihat Zeybekçi’ydi.
Kuşkusuz ki, halis niyetle yapıldı bu zirve…
Şu soruya cevap arandı:
Gelişen yeni şartlar ve ekonomideki yeni dengeler karşısında, Erzurum ekonomisi nasıl şekillenebilir, şehrin kalkınmasına dönük neler yapılabilir?
Erzurum, yüzde yetmiş oranında kamu girdileriyle ayakta duran bir şehir. Bundan ötürüdür ki, ülke genelinde gelişmişlik sıralamasında 74. Sırada…
Bu acı gerçeği, bu kez de Nihat Bey, gözlerimizin içerisine bakarak hatırlattı.
Yedi il bizim gerimizde, ama aradaki fark öyle uçurum düzeyinde filan değil.
…
“Öldük, bittik mahvolduk!” edebiyatına, bidayetinden beri karşıyım.
Erzurum, misal otuz yıl öncesine göre hem fiziki olarak hem de mali açıdan daha kötü bir durumda değil.
Pekii bu sıralama ne o zaman?
Cevap verelim:
Erzurum gelişmesine gelişti, kalkınmasına kalkındı da fakat öteki iller makası fazla açtı.
Yani başka illerdeki gelişme, bizden çok olduğu için biz yarışta geriye düştük.
Otuz yıl önce, Erzurum’da ne şimdiki kadar üretim yapan tesis ve fabrika vardı ne de kış turizmi, yüksek eğitim, sağlık turizmi bu seviyedeydi.
Erzurum, devletin ve milletin nezdinde hatırı sayılır bir yere sahiptir:
Saygındır, değerlidir, sevimlidir.
Aynı şey, ekonomi için ne yazık ki geçerli değil.
Adına, “zirve” denilen bir toplantı yapıyorsanız şayet, içerisini adam akıllı doldurmak zorundasınız.
Bilindik şeyleri tekrarlamak, orijinal hiçbir şey söylememek, bilimsellikten uzak kalmak…
Besbelli ki, laf olsun torba dolsun kabilinden bir toplantı…
Erzurum ve benzer yapıya sahip şehirler, özel sektörün tercihine bırakılamaz. Bu şehirlere, çok güçlü bir biçimde kamu kamu desteği gelmeli…
Yani özel sektörü cezbedecek çok esaslı teşvikler olmalı.
“Fabrika yap, al sana bedava arsa” uygulaması, tek başına yeterli bir teşvik değil.
Erzurum’da projeden çok bir şey yok.
Mühim olan, artık kuvveden fiile geçmektir.
Mevcut duruma göre, Erzurum gelişmişlik düzeyinde, Diyarbakır’dan ileride bir şehir!
Oysa fiili durum tam tersi…
Bir yatırımcı düşünün ki, devlet teşviklerinden faydalanmak üzere bir yatırım yapacak.
Kanunlara göre, daha cazip olan Diyarbakır’ı mı yoksa Erzurum’u mu tercih eder?
Öteden beri şöyle bir siyaset izlenmekte:
Erzurum’a gelen önemli siyasetçiler, konuşmalarında öve öve Erzurum’u yere göğe sığdıramazlar.
Lakin iş yatırıma, teşvik kanunlarına gelince üç maymunu oylarlar!
Misal; şu havayolu meselesinde, niye kimse somut bir adım atmıyor?
Keza hızlı tren…
Hafif raylı sistem zaten gündemde yok…
Yıllardan beri işittiğimiz sözlerin temcit pilavı gibi her seferinde, önümüze getirilmesinden ötürü artık midemiz şişti.
Ne diyor Mevlana?
“Dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Kimse Erzurum’un bir Kocaeli olmasını beklemiyor, ama giderek iri bir köye dönüşmesine de razı değil.
Adına, “Palandöken Ekonomi Zirvesi” denilen toplantının, en majör görüntüsü, “ben milletvekilleriyle görüşemiyorum” diyen adamın tepkisi oldu!
Siz varın, o büyük puntolarla atılan başlıkların altının nasıl boş olduğunu hesap edin.
Eyleme geçmeyen hiçbir iyi niyetin, kıymeti harbiyesi yoktur.
Ben mesleğe başladığımda Erzurum, Türkiye’nin “en büyük on ili arasındaydı.”
İlk beşte değildi tamam da; sonuncu sırada da hiç olmadı.
Bugün mü?
Nihat Zeybekçi tekrar etti işte:
74. sırada!
O zirvenin hülasası budur!