Gazete Güncel- Erzurum Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Sabuncuoğlu ve Güvenli Sokaklar Derneği Temsilcisi Avukat Meltem Zorba, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, köpeğin ırkının yanı sıra hayvan sahibinin sorumluluğu ve alınması gereken tedbirlerin de önem taşıdığına dikkat çekti.
Yasaklı ırklarda şikayet halinde işlem yapılıyor
Erzurum Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Selçuk Erdoğan, hayvan sahibinin köpeğin durumunu bildiği için çoğu zaman sahipli hayvan bildirimi yapılmadığını ifade etti.
Erdoğan, “Yasaklı bir ırk olduğu zaman, sahiplenen kişi bunu bildiği için genelde bize bir sahipli bildirim olmuyor. Herhangi bir şikayete istinaden böyle bir şey olduğu zaman biz gereğini zaten yönetmeliğimiz, mevzuatımız gereğince yapıyoruz. Gerekli durumlarda ise köpeğe el konuluyor ve belirli bir yerde karantinaya alıyoruz” dedi.
Köpeğin kaydı serbest veteriner hekim tarafından yapılmış
Olaydaki köpeğin yasaklı ırk olup olmadığına ilişkin kaydın ise serbest veteriner hekim tarafından yapıldığı belirtildi.
Erdoğan, “Bunu kaydeden serbest veteriner hekim arkadaş, pet hayvanlığı konusunda kendine çok iyi olduğunu söylüyor ve tamamen bunun yasaklı ırk olmadığını söylüyor. Yani bunu sahiplendiren Tarım Bakanlığı değil. Serbest veteriner hekimlerin de sahiplendirme yetkisi olduğundan, hayvanın çipini takmış, kimliğini vermiş ve sahiplendirmiş” dedi.
İşlemlerin Veteriner Hekimleri Odası ile yapılan anlaşma kapsamında gerçekleştirilebildiğini belirten Erdoğan, olayla ilgili Yakutiye İlçe Tarım Müdürlüğüne de başvuru yapıldığını kaydetti.
Erdoğan, “Yakutiye İlçe Tarım Müdürlüğümüze şikayet geldi., konuyla alakalı zaten emniyet güçleriyle beraber, savcılıkla beraber gidip gerekli işlemleri yaptılar” dedi.
Sokağa bırakılan hayvanlar çip üzerinden tespit ediliyor
Sahipli hayvanların sokağa bırakılması durumunda da çip sistemi üzerinden işlem yapılabildiğini anlatan Erdoğan, hayvanın kime ait olduğunun sistem üzerinden tespit edildiğini söyledi.
Erdoğan, “Kişi hayvanı sahiplendiği zaman eğer bunu sokağa atarsa, evinden dışarıya bırakırsa, başıboş olarak bıraktığı zaman biz bunu tespit ediyoruz. Çip okuyucularımızla tespit ediyoruz. Kime ait olduğu zaten otomatik olarak ekrana geliyor. İlgili mevzuat gereği idari yaptırım yapıyoruz. İlgili hayvanı da yine barınaklara bırakıyoruz” dedi.
“Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla tehlikeli köpek kategorisinden”
Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Sabuncuoğlu ise yasaklı ya da çevreye zarar verebilecek hayvanlarla ilgili ihbar ve bildirimlerin önemine dikkat çekti.
Sabuncuoğlu, çevreye zarar veren yasaklı ırkların ve normal ırkların Tarım Müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğini belirterek, bildirim yapılarak ihbarda bulunulması durumunda Tarım Müdürlüğünün hayvana el koyabildiğini veya cezai yaptırım uygulayabildiğini ifade etti.
Kaymakamla ilgili gerçekleşen olaya ilişkin de değerlendirmede bulunan Sabuncuoğlu, “Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla köpeğin tehlikeli köpek kategorisinden olduğunu, bunu çene yapısı ve vücut şeklinden anlayabiliyoruz. Herhangi bir saldırı durumunda çene yapısının kilitlenmesi nedeniyle tehlikeli olabiliyor” dedi.
Irkı ne olursa olsun hayvan sahibinin sorumluluğu bulunuyor
Güvenli Sokaklar Derneği Temsilcisi Avukat Meltem Zorba, konuyu hukuki açıdan değerlendirdi.
Zorba, hayvan sahibinin sorumluluğuna ilişkin, “Türk Ceza Kanunu açısından değerlendirildiğinde, köpeğin yasaklı ırk olup olmaması, hayvan sahibinin sorumluluğu bakımından temel noktayı değiştirmiyor. Türk Ceza Kanunu'nun 177. maddesi, hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması durumunu düzenliyor” dedi.
“Dolayısıyla hayvanın cinsi ne olursa olsun, sahibi tarafından gerekli tedbirler alınmadan ve çevre için tehlike oluşturacak şekilde serbest bırakılması halinde cezai sorumluluk gündeme gelebiliyor. Başka bir ifadeyle yalnızca yasaklı ırklar değil, herhangi bir hayvanın tehlike oluşturacak biçimde kontrolsüz bırakılması da kanun kapsamında değerlendirilebiliyor” dedi.
Yasaklı ırk olması bazı suçlarda önem kazanabiliyor
H
Zorba, “Yargılamada hayvanın niteliği ve sahibinin alması gereken tedbirler de dikkate alınabiliyor. Bir süs köpeği ile tehlike arz eden bir ırkın aynı koşullarda değerlendirilmesi söz konusu olmayabilir. Tehlike arz eden bir ırk söz konusu olduğunda, sahibinin alması gereken güvenlik tedbirleri daha kapsamlı değerlendirilebilir. Bu nedenle hayvanın başka bir kişiyi yaralaması halinde, sahibinin hukuki ve cezai sorumluluğu açısından daha ağır sonuçlar ortaya çıkabilir” dedi.
Tehlike arz eden ırklar için özel kurallar
Tehlike arz eden ırklarla ilgili özel düzenlemeler bulunduğunu belirten Zorba, “Diğer taraftan kanunda açıkça tehlike arz eden ırklarla ilgili çok net hükümler var. Bunlardan bir tanesi, ağızlıkla dolaştırılmak zorunda olmaları. Ağızlıkla olsa bile insanların yoğun yaşadığı yerlerde, çocuk parklarında, okul kenarlarında gezdirilmeleri yasak.” dedi.
Zorba, “Yani ‘Sadece ağızlık taktım, istediğim gibi okul etrafında da gezebilirim, parka da sokabilirim’ şeklinde bir durum söz konusu değil. Ağızlığı olsa bile bu gibi mekânlarda gezdirilmeleri yasak.” diye konuştu.
“Milli mevzuatımız tehlike arz eden ırklarla ilgili yetersiz”
Türkiye’deki mevzuatın yetersiz olduğunu savunan Zorba, “Bizim kanunumuzda böyle çok önemli yasak ve yaptırımlar olmasına rağmen bizim milli mevzuatımız tehlike arz eden ırklarla ilgili yetersiz. Bakanlık denetimleri de yetersiz.” dedi.
Dünyadaki uygulamaları da takip ettiklerini belirten Zorba, “Dünyadaki sistemleri de, bizim ülkemizde karşılaştığımız her sorunu da, dünya nasıl çözmüş, nasıl olup bitmiş, bunları da takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Zorba, “Ben yıllar önce Avrupa'daki Avrupa hukuklarını incelediğim zaman, mesela baştan sona Norveç yasası çok detaylı bir yasaydı. Almanların kanunu da çok detaylı. Mesela Norveç ve Almanya'da tehlike arz eden ırklar, bu yasaklı ırklar ülkeye girişi tamamen yasak. İngiltere ve Amerika'da yasak değil fakat onlarda da çok ciddi yaptırımlar var.” diye konuştu.
“Bu konunun sorumluluğu Tarım Bakanlığına ait”
Hayvan hukukunun uygulanmasında Tarım Bakanlığının sorumluluğuna dikkat çeken Zorba, “Bu konunun sorumluluğu Tarım Bakanlığına ait. 5199 sayılı Kanun'u uygulamakla görevli olan yer Tarım Bakanlığı.” dedi.
Zorba, Türkiye’deki uygulamalara ilişkin değerlendirmesinde ise “Ancak biliyoruz ki maalesef İçişleri Bakanlığının, özellikle sahipsiz köpeklerin toplanmasıyla ilgili inisiyatif alması zorunlu oldu bu ülkede.” ifadelerini kullandı.
Soruşturma genişletildi
Erzurum’da son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan köpek olayına ilişkin soruşturma sürüyor. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, basına yansıyan yeni görüntüler, yapılan şikayetler ve dosyaya sunulan yeni deliller doğrultusunda olayın diğer tarafındaki kişiler hakkında da soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Esra Arpa