Gazete Güncel- (Haber/ Yorum)Son dönemde kamuoyuna yaptığı çarpıcı açıklamalar ve eleştirilerle yeniden gündeme gelen Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, kamuoyunda dikkat çektiği kadar haklı bir soruyu da beraberinde getirdi: "Makam sahibiyken neredeydiniz?"
Akademik unvanların ve yönetsel makamların en büyük sorumluluğu, temsil edilen değerleri yalnızca görev bittikten sonra değil, bilfiil o koltukta otururken de koruyabilmektir. Ziraat Fakültesi Dekanlığı gibi Türkiye’nin en köklü tarım kurumlarından birinin başında bulunmuş bir ismin, bugün tarım arazilerinin kaybına dair yükselttiği ses, geçmişteki sessizliğiyle kıyaslandığında kamuoyu vicdanında ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.
Verimli Tarım Alanları Devredilirken Dekanlık Koltuğunda Kim Vardı?
Erzurum kamuoyunun hafızasında tazeliğini koruyan en somut tartışmalardan biri, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne ait son derece verimli ve uygulama sahası niteliğindeki arazilerin Erzurum Teknik Üniversitesi’ne (ETÜ) devredilmesi sürecidir.
-
Sessiz Kalan İdare: Tarım arazilerinin, uygulama çiftliklerinin ve deneme parsellerinin üniversite yerleşkesi veya yapılaşma gerekçesiyle elden çıkarıldığı o kritik dönemde Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu fakültenin en tepe yöneticisi konumundaydı.
-
Göstermelik Direnç mi, Tam Uyum mu?: Fakültenin geleceğini doğrudan ilgilendiren bu devir ve tahsis süreçlerinde kamuoyuna yansıyan, kamu gücünü harekete geçiren veya kararlı bir istifa iradesi ortaya koyan kurumsal bir direniş görülmedi. Araziler birer birer elden çıkarılırken resmi tutanaklara geçen ve kamuoyunu bilgilendiren güçlü bir itiraz yükselmedi.
Koltuk Gidince Başlayan "Duyarlılık": Neden Şimdi?
Akademik ve idari bürokraside sıklıkla karşılaşılan "makamdayken uyum, emeklilikte ya da görev bitiminde muhalefet" refleksi, bu örnekte de kendini göstermektedir.
-
Yetki Varken Sessizlik: Elinizde dekanlık yetkisi, fakülte kurulu iradesi ve kamuoyunu doğrudan bilgilendirme gücü varken atılmayan adımlar, bugün yapılan açıklamaların samimiyetine gölge düşürmektedir.
-
Kayıpların Telafisi Mümkün mü?: O dönem devredilen ve betonlaşan birinci sınıf tarım topraklarının bugün geri getirilmesi imkânsızdır. Zarar oluştuktan ve araziler kaybedildikten yıllar sonra yapılan tespitler, tarım bilimi açısından ne yazık ki kaybedilen değerleri geri kazandırmamaktadır.
-
Gündemde Kalma Arayışı mı?: Görev süresince tarım alanlarının parsel parsel eritilmesine sessiz kalan bir yöneticinin, yetki ve sorumluluk bittikten sonra eleştiri kürsüsüne çıkması, kamuoyunda "gecikmiş bir günah çıkarma" ya da "gündemde kalma çabası" olarak yorumlanmaktadır.
Bilim İnsanı ve Yönetici Sorumluluğu
Gerçek bir bilim insanı ve sorumlu bir yönetici, temsil ettiği kurumun ve kamunun varlıklarını korumak adına gerektiğinde makamını feda edebilmeyi göze almalıdır. Ziraat Fakültesi gibi bir kurumun dekanlığı, yalnızca idari evrak imzalamak değil; toprağı, bilimi ve fakültenin geleceğini her türlü siyasi ve bürokratik baskıya karşı savunmak demektir.
Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu’nun bugün dile getirdiği eleştiriler içerik olarak her ne kadar doğru tespitler barındırsa da, bu sözlerin ahlaki ve vicdani ağırlığı geçmişteki eylemsizliğiyle doğrudan zedelenmektedir. Erzurum kamuoyu ve tarım camiası, haklı olarak şu temel sorunun yanıtını aramaya devam edecektir:
"Yetki elinizdeyken sustuğunuz konuları, bugün hangi sorumluluk duygusuyla ve hangi vicdani rahatlıkla anlatıyorsunuz?"