Soru sormak hâlâ yasak değilse…

Mehmet ŞENER

Bülent Arınç ve Cemil Çiçek hakikaten maşeri vicdana mı tercüman oluyorlar, yoksa toplumun birikmiş öfkesini mi deşarj ediyorlar?

Her ikisi de, yakın tarihimizin neredeyse yarım yüz yılında bulunmuş isimler…

Her ikisi de, siyaset hayatımıza olumlu manada imza atmış ve bulundukları görevlerde sıradan olmayan kimseler…

Her ikisi de, kıytırık bir koltuk uğruna dinlerini torbaya sokmayacak kadar iman sahibi müminler…

Her ikisi de, “Ya doksan yaşında yeniden vekil seçilmezsem halim nice olur” diye sormayacak kadar, haysiyet, irfan ve edep sahibi adamlar…

Her ikisi de, “Kırmızı plakalı aracım olmazsa ya da beni koruyan polis ekibi çekilirse ben ne yaparım?” sorusunu sormayacak kadar itibarlı, cesur ve makam düşkünü olmayan onurlu kimselerdir.

Buraya kadar tamam…

Lakin “bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü” sualinde olduğu gibi bir çıplak gerçekle karşı karşıyayız.

O Bülent Arınç ki, güya kendisine suikast düzenleneceği yalanı ortaya atıldığında, nasıl da mahcup, mağdur ve hakkı gasp edilmiş bir adam edasındaydı!

Görüntülerin hepsi ortada…

O’na bu yalanı inandırarak devletin en mahrem merkezine tasallut eden adamlar sırıtırken, Bülent Bey yalnızca ağzından emziği alınmış bir çocuk gibiydi...

Çok şükür katledilmekten kurtuldum!

Oysa O da, o suikastın bir yalan olduğunu anlamış olmalıydı.

Zira Bülent Bey, hem iyi bir ceza avukatı, hem tecrübeli bir siyaset insanı, hem de teşkilatçı kimliği ile bunun bir soytarılıktan müteşekkil bir oyun olduğunu bilebilecek donanıma sahipti.

Nitekim bunun tam da bir kumpas olduğu ortaya çıktı.

Ama Bülent Arınç yıllar yılı susmayı tercih etmekle kalmayıp “mağdur adam” yaftasına rıza gösterdi!

Ta ki hakikatlerin balçıkla sıvanamayacak kadar gerçek olduğunun anlaşılmasına kadar…

Cemil Bey daha farklı…

O’nun Bülent Arınç gibi bir kozmik oda  “suç ortaklığı” yok…

Birkaç günden beri izliyoruz…

Gerek Cemil Bey, gerekse Bülent Arınç televizyon ekranlarında, tabiri caizse Hazreti Ömer naibi gibi konuşuyorlar!

Varsın olsun…

Misal; yalandan da olsa kim ki adalet ve hukukun üstünlüğü diyorsa, ehveni şerdir bizim için…

Adalet…

Hukuk…

Vicdan…

Dürüstlük…

Tarafsızlık…

Liyakat…

Meşveret…

Gençlik yıllarımda her ikisini de çok sevdiğim iki arkadaşım vardı.

Bir gün o arkadaşlarımdan biri bana dert yandı.

Dedi ki, “Ya bizim filan yok mu, işte o beni kendi yalanlarına ortak ediyor.

Ben de o arkadaşıma demiştim ki, “Oğlum sen çocuk musun itiraz et kabul etme.

Bana cevap vermişti:

Yahu nasıl itiraz edeyim. Diyor ki altı kişi önümüzü kesti, filanca beşini alt etti, birini de ben. Adam bana öyle bir başrol veriyor ki kim bunu elinin tersiyle itebilir?”

Muhterem Bülent Arınç ve Cemil Çiçek…

Her ikiniz de benim meslek hayatımdan daha fazla siyaset yapmış kimselersiniz ve Allah için şahadet ederim ki her ikiniz de bu ülkede namus, dürüstlük ve ilke insanısınızdır.

Bu noktada hiçbir sorun yok…

Lakin muhterem büyüklerim, mızrağın çuvala sığmadığını görmeniz niye bu kadar geç oldu?

Yaşlandınız diye mi, duygusallığınızdan ötürü mü, yoksa Korona mı?

Asla ve kat’a size yakıştırmam lakin yoksa siz toplumun biriken öfkesini ve gazını almak adına sürüme verilen birer tahliye araçları mısınız?

Değerli büyüklerim, her ikinizin pek çok müşterek özelliğiniz var, ama biri de her ikinizin de Gazi Meclis’e başkanlık etmiş olmanız…

Eleştirilerinizin tamamına yakını doğru…

Bu ülkede, kamu eliyle AK Parti’yi de, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinden Başkan Erdoğan’ı da çürütmek ve itibarsızlaştırmak isteyen güruhlar mevcut.

Biz bunları en az iki yıldan beri söyleyip duruyoruz.

Sizlere sitemim, geç kalmış olmanızdandır…

Bakınız lütfen, devletin içerisine sızmış FETÖ misali…

AK Parti’nin en mahremine kadar nüfuz eden AKP’liler size yaylım ateşe geçtiler.

Görün bakın çok yakında FETÖ’cü olmanızla birlikte, PKK muhibbiliğiniz de söylenecek!

Ben tüm kalbimle sizin bu ülkenin maşeri vicdanı olduğunuza inanmak istiyorum.

Yok yanılıyorsan ve siz de eğer birer tahliye aparatıysanız, bilesiniz ki İndallahta kendi adıma sizden müşteki olacağım…