Gazete Güncel- Erzurum’da dün akşam saatlerinde aniden bastıran ve sadece 10 dakika süren şiddetli sağanak, kenti adeta bir felaket bölgesine çevirdi. Süre olarak kısa ancak etkisi bakımından yıkıcı olan bu yağış; alt geçitleri gölete, ana arterleri nehre dönüştürerek günlük yaşamı tamamen felç etti. Birçok vatandaş sığınacak güvenli bir liman ararken, yollarda kalan ve mahsur geçen araçlar nedeniyle trafik kilitlendi. Su birikintileri ve görüş mesafesinin düşmesiyle meydana gelen zincirleme trafik kazalarında 15 araçta ciddi maddi hasar oluştu, 8 vatandaşımız ise yaralandı.
Makyajlı Bulvarlar, Tıkalı Mazgallar
Son yıllarda Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin şehir estetiği, bina yenilemeleri ve vitrin projelere ağırlık verdiği bilinen bir gerçek. Ancak dünkü 10 dakikalık tablo, "göz boyama" belediyeciliğinin sınırlarına ulaşıldığını net bir şekilde kanıtladı. Yüzeydeki renkli ışıklar, boyalı binalar ve estetik dokunuşlar; yerin altındaki ihmal ve yetersiz drenaj sistemini gizlemeye yetmedi. Şehrin en işlek noktalarında bile suyun tahliye edilememesi, mühendislik ve planlama zafiyetini ayyuka çıkardı.
Korkutan Soru: Ya Yarım Saat Sürseydi?
Yaşanan bu kaos, kent sakinlerinin zihninde tek bir haklı soruyu doğurdu: Sadece 10 dakikalık bir yaz yağmurunda 15 araç bir birbirine giriyor, 8 insan yaralanıyor ve alt geçitler geçit vermez hale geliyorsa; bu yağış yarım saat sürseydi ne olacaktı?
Erzurum, sert iklim koşullarına ve ani hava değişimlerine alışkın bir coğrafya. Ancak kenti yöneten anlayışın, coğrafyanın bu temel gerçeğine karşı hazırlıksız olması kabul edilemez. Büyükşehir Belediyesi’nin vitrin çalışmalarını bir kenara bırakıp, halkın can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren köklü alt yapı hamlelerine odaklanması şarttır. Aksi halde, yağan her yağmurda aynı hezimet yaşanacak ve faturayı yine Erzurum halkı ödeyecektir.