Uzun bir sessizliğin ardından, puslu havayı dağıtmak ve kapalı kapılar ardında fısıldananları gün yüzüne çıkarmak için yeniden başlıyoruz. Rahatı bozulanlar şimdiden gardını alsın.
Takvimler en son 23 Şubat 2023’ü gösteriyordu. O gün klavyenin başından kalkarken geride bıraktığımız soru işaretleri, aradan geçen zamanda unutuldu mu sanıldı? Yanıldılar. Sessizlik bazen bir geri çekilme değil, yalnızca daha dikkatli bir iz sürme evresidir.
Koordinatörümüz Recep Kapucu’nun Erzurum’a dönüşüyle birlikte telefon çaldı. Mesaj kısa, net ve kararlıydı: "Hadi gel, masanın başına geç ve sen de yaz." Çağrı nettir; adrese teslimdir ve cevapsız bırakılamazdı. Kalemi kınından çıkardık, masaya koyduk.
Şimdi şehirde hesap tutmayanların, kuytu köşelerde tezgâh kuranların uykuları kaçabilir. Çünkü Hafiye sadece bakmaz; görür, inceler, düğümleri tek tek çözer. Fikri takip bizim işimizin omurgasıdır. Yarım bırakılan işlerin, hasıraltı edilen dosyaların, "nasıl olsa unutuldu" denen dolapların peşini bırakmayacağız. Kimin kiminle hangi masada ne pazarlığı yaptığını, perde arkasındaki o görünmez ipleri tek tek takip edeceğiz.
Bu bir meydan okuma değil, hakikatin izini sürme taahhüdüdür. İsimlerin, unvanların ya da kurulan geçici güç dengelerinin bizim için hiçbir hükmü yok. Merceğimiz açık, not defterimiz hazır.
Uzun bir aradan sonra; selam olsun hakkıyla işini yapanlara, dert edenlere ve bu satırları merakla bekleyen kadim okura. Başlıyoruz.