1. HABERLER

  2. KÜLTÜR/SANAT

  3. Genç: Yağmur’u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum
Genç: Yağmur’u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum

Genç: Yağmur’u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum

Erzurum’un elektriği, okulu ve yolu olmayan bir dağ köyünde, 9 çocuklu bir ailede doğdu. İlk ve ortaokulu teyze, amca ve halalarının yanında okudu. İşte Nurullah Genç...

A+A-

Erzurum Güncel- Erzurum’un elektriği, okulu ve yolu olmayan bir dağ köyünde, 9 çocuklu bir ailede doğdu. İlk ve ortaokulu teyze, amca ve halalarının yanında okudu. Babası yıllar boyunca onu köyden çıkarmak için kilometrelerce karların içinde sırtında taşıdı. Kurt sürüsünün içinde kaldılar, yollarda birçok tehlike atlattılar. Onun ise tek amacı okumaktı. Ortaokul ikinci sınıfta çalışmaya başladı. Okuma hayatı boyunca hiç bırakmadan ayakkabı boyacılığı, bulaşıkçılık,inşaatçılık ve fırıncılık yaptı. Ortaokulu ve liseyi birincilikle bitirdi. Üniversitede okurken 100 gecesini tren garının banklarında geçirdi. Şiirlerini burada yazdı. 1990 yılında Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülünü kazandıran ‘Yağmur’ şiirini yazdı. 2001 yılında profesör oldu,danışmanlık şirketi kurdu. Sermaye Piyasası Kurulu Üyesi ve Merkez Bankası Meclis Üyesi olarak görev yaptı. Şiir yazmayı hiç bırakmadan.. Nurullah Genç, bir roman tadındaki hayat tecrübesiyle ‘Doğduğum Ev’de konuğumuz oldu.

Eylül 1960 tarihinde Horasan’ın Pinaduz köyünde 9 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak doğdunuz. Nasıl bir evdi?

-Doğduğum evi anlatabilmek için köyümüzün yeniden nasıl kurulduğunu anlatmam lazım. Dedem ve onun babası Bolşevik ihtilalinden sonra çekilirken Ruslarla mücadele ediyorlar ve Ruslar tarafından alınıp götürülüyorlar. Köyün diğer erkekleri de gençleri de götürülüyor, kimse kalmıyor. Çocuklar ve kadınlardan başka kalan yok. Yollarda telef oluyor birçoğu. Dedemin babası trende ölüyor. Cesedini camdan atıyorlar mesela. Hatta eliyle tutmak istiyor cesedi. Rus askeri bileğine vuruyor, bileğini incitiyor. Bir, bir buçuk yıl sonra Sibirya'da ormanda ağaç keserken Rusça öğreniyor ve o askerle konuşuyorlar, asker soruyor ‘neden tutmak istedin’ diye. Dedem rahmetli de diyor ki, ''Mezarına bırakır gibi bırakacaktım onu, besmele ile bırakacaktım sen benim elime vurunca yapamadım.'' Bu büyük bir trajedi yani o gidiş.

GZT RÖPORTAJININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.