1. YAZARLAR

  2. Recep Kapucu

  3. Bir Elin Verdiğini Sosyal Medya Görmesin: İyilik mi, Vicdan Şovu mu?
Recep Kapucu

Recep Kapucu

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Elin Verdiğini Sosyal Medya Görmesin: İyilik mi, Vicdan Şovu mu?

A+A-

Erzurum’un dondurucu kışları yalnızca coğrafi bir gerçeklik değil; dayanışmanın, paylaşmanın ve merhametin en çok sınandığı mevsimdir. Hava sıfırın altına düştüğünde sivil toplum kuruluşları, belediyeler, bürokratlar, siyasiler ve üniversiteler hemen harekete geçer. "Minik yürekleri ısıtmak", "karanlığa bir ışık yakmak" gibi süslü sloganlarla botlar, montlar, kabanlar ve kırtasiye paketleri hazırlanır. Niyet ilk bakışta masum ve soyludur; ancak uygulama başladığında ortaya çıkan tablo çoğu kez insan onurunu yerle bir eden bir “görsel PR yarışına” dönüşür.

Kadraja Sıkıştırılan Mahcubiyet

Yardım adı altında okullara giden heyetler, sınıfları adeta birer stüdyoya çevirir. Bir mont giydirilirken kameraya gülümsemesi beklenen o çocuğun yüzündeki mahcubiyet, çekingen bakışlar ve içine kapanma hissi kimsenin umurunda olmaz. Boy boy çekilen yüksek çözünürlüklü fotoğraflar, profesyonel kurgulu videolar; protokol üyelerinin, dernek başkanlarının sosyal medya hesaplarında ve bültenlerinde gururla servis edilir.

O an bir bot sahibi olan çocuk, aslında tüm dünyaya "muhtaç" olarak yaftalanmaktadır. Yardım yapılan o mont birkaç sezon sonra eskir, bot aşınır; fakat internetin hafızasına kazınan o mahcup fotoğraf ömür boyu silinmez. Yarın o çocuk büyüyecek, üniversiteye gidecek, iş sahibi olacak; belki de geçmişine baktığında kendisini bir protokolün vitrin malzemesi olarak görecektir. Bir çocuğun haysiyetini birkaç yüz liralık bir giysi karşılığında açık artırmaya çıkarmak hangi ahlaka, hangi vicdana sığar?

Rahmetli Şenol Esmer’in Verdiği Dersi Unutmak

Geçmişte benzer bir duruma imza atan rahmetli Palandöken Kaymakamı Şenol Esmer’in hikâyesi, aslında bu memlekette sağduyunun ve özeleştirinin nasıl olması gerektiğine dair çarpıcı bir ders niteliğindedir. O dönem gazetecilik refleksiyle atılan "Kaymakam Esmer Çocukları Rencide Etti" manşeti karşısında öfkelenmek veya inkâr etmek yerine, hatasını görüp gazeteciye hak veren ve ziyarete gelerek erdem gösteren o duruş bugün nerede?

Ne yazık ki aradan geçen yıllar, ders çıkarmak yerine bu teşhirciliği daha da ticarileştirdi ve popülerleştirdi. Dijital çağın getirdiği "beğeni" ve "tıklanma" şehveti, bürokratından siyasetçisine kadar herkesi birer şovmen gibi sahaya sürmeye devam ediyor.

Medyanın da Aynaya Bakması Şart

Burada iğneyi sadece yardım yapanlara değil, çuvaldızı bir kısım basına da batırmak gerekir. Basın bültenini sorgulamadan, çocukların yüzünü dahi buzlamadan "Filanca kurumdan çocuklara büyük şefkat" başlıklarıyla manşetlere taşıyan medya kuruluşları da bu suça doğrudan ortaktır. Gazeteciliğin görevi, protokolün PR çalışmasına alet olmak değil; o flaşların patladığı yerde çocuğun incinen onurunu savunmaktır.

Paylaşmak Asalettir, Şov İse Tükeniştir

Bizim inancımız ve kadim kültürümüz "Sağ elin verdiğini sol el görmesin" terbiyesi üzerine kurulmuştur. Veren elin alan elden üstün olduğu doğrudur; ancak alan eli afişe eden el, üstünlüğünü ve samimiyetini tamamen yitirir.

Erzurum’daki tüm siyasilere, belediye başkanlarına, sivil toplum yöneticilerine ve hayırseverlere açık bir çağrıdır:

  • Yardım yapacaksanız yapın; mont da alın, bot da alın, defter de dağıtın.

  • Ancak o paketleri okul idareleri veya öğretmenler aracılığıyla, kimse görmeden, sessizce çocukların çantasına koyun.

  • Protokol dizilimlerinize, basın bültenlerinize ve sosyal medya beğenilerinize masum çocukların yüzlerini alet etmeyin.

Çocukların sırtını ısıtırken ruhlarını dondurmayın. Çünkü o kareler bir gün silinir ama kalplerdeki kırgınlık nesiller boyu baki kalır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.