Gazeteci Cem Küçük
Gazeteci Cem Küçük halkı yanıltıcı bilgiyi yayma ve şantaj yapma iddiasiyle yürütülen soruştuma kapsamında tutuklandı. Cem Küçük Ekrem İmamoğlu dava sürecinde yaymaya çalıştığı kanıtlanmamış kirli bilgilerin gerçek olmadığj anlaşılınca; bir gazeteci olarak biz de arada yalan söyleriz deme pişkinliğini göstermişti.
Medya dünyasında, dijital platfofmlarda ve yazılı baslnda yıllardır kalemini ya da sesini birer infaz aracına dönüştürenler sıklıkla kurguladıkları hikayelerin kurbanı olurlar. Gazetdci Cem Küçük’ün durumu da tam olarak bu döngünün, yani "etme-bulma dünyasının" somut bir tecellisi olarak karşımızda duruyor.
Yıllar boyunca, hiçbir somut delile dayanmadan, mahkeme kararlarını beklemeden kirli bilgi üzerinden insanları hedef göstermek, onur ve haysiyetlerini zedeleyici ithamlarda bulunmak bir gazetecilik veya yorumculuk refleksi olarak benimsendi. "İftira" ve "karalama" kelimeleri bu düzenin olağan araçları haline geldi. Ancak hayatın adalet terazisi, eninde sonunda herkesin kendi tartısıyla tartılmasını sağlar.
Bugün gelinen noktada, başkalarına karşı fütürsuzca ve rahatça sarf edilen o ağır sözlerin, atılan her mesnetsiz iftiraların ve her haksız suçlamaların bir bumerang gibi dönüp sahibini bulması kaçınılmazdır. Çünkü kurulan her haksız cümle, yazılan her iftira dolu köşe yazısı veya yapılan her TV yorumu, aslında sahibinin hanesine yazılan ödenemez ağır birer borçtur.
İftiraya uğramanın, savunma hakkının gasp edilmesinin ve haksız yere hedef gösterilmenin ne kadar yıkıcı bir deneyim olduğunu, ancak bu acıyı bizzat tecrübe edenler anlar. Ben de bu acı tecrubeyi bizzat yaşayanlardanım. Başkalarının hayatını karartmayı ve itibar suikastları yapmayı olağan bir alışkanlık haline getirenlerin, kendi yarattıkları bu karanlık atmosferde boğulmaları, evrensel adalet duygusunun bir tecellisidir.
Kimseye haksız yere leke sürmemek, insan onuruna saygı duymak ve hakikatin sınırları dışına çıkmamak bir erdemdir. Bu erdemi unutanların, bir gün kendi kazdıkları kuyuya düşmeleri ise tarih boyunca değişmeyen kaçınılmaz bir sondur ve kaçınılmaz hakikattır.




YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.