1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Kokpitten kürsüye uzanan ilham verici mücadele
Kokpitten kürsüye uzanan ilham verici mücadele

Kokpitten kürsüye uzanan ilham verici mücadele

Havacılığın adeta aile mesleği olduğu Durmazpınar ailesinde büyüyen Emre Durmazpınar, çocukluğunu Erzurum Havalimanı'nda geçirdi.

A+A-

Gazete Güncel- Havacılığın adeta aile mesleği olduğu Durmazpınar ailesinde büyüyen Emre Durmazpınar, çocukluğunu Erzurum Havalimanı'nda geçirdi. Babası ve annesinden aldığı havacılık sevgisiyle iki pilot ağabeyinin izinden giden Durmazpınar'ın hayatı, pilotaj eğitimi sırasında geçirdiği uçak kazasıyla değişti. Kazanın ardından kokpite dönmek yerine akademisyenliği seçen Durmazpınar, bugün Atatürk Üniversitesi'nde bilgi ve tecrübelerini geleceğin havacılarına aktarıyor.

2017 yılında Tekirdağ'da pilotaj eğitimi sırasında geçirdiği uçak kazasında ağır yaralanarak ölümden dönen Emre Durmazpınar, yaklaşık bir buçuk yıl süren tedavi ve çok sayıda ameliyatın ardından yaşamına akademisyen olarak devam etme kararı aldı. Hayata yeniden merhaba diyen Durmazpınar, yaklaşık bir buçuk yıl süren tedavi sürecinin ardından kokpite dönmek yerine akademisyenliği tercih etti. Bugün yaşadığı tecrübeleri Atatürk Üniversitesi Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programındaki öğrencilerine aktararak geleceğin havacılık sektörüne nitelikli insan yetiştiriyor.

 

 

Ailecek havacılığa gönül verdiler

Evli ve bir çocuk babası olan 40 yaşındaki Emre Durmazpınar için havacılık yalnızca bir meslek değil, çocukluğundan itibaren hayatının ayrılmaz bir parçası oldu. Erzurum’un ve havacılık dünyasının yakından tanıdığı babası Vedat Durmazpınar'ın Türk Hava Yolları Bölge Müdürlüğü görevini yürütmesi, annesinin de havalimanında çalışması nedeniyle çocukluğu pistlerin, uçakların ve terminallerin arasında geçti. Mahallede oyun oynadığı zamanların dışında neredeyse tüm boş vakitlerini babasıyla havalimanında geçirdiğini anlatan Emre Durmazpınar, bu ortamın kendisinde ve iki ağabeyinde havacılık sevgisini pekiştirdiğini söyledi. Ağabeylerinden birinin yurt dışında, diğerinin ise Türk Hava Yolları'nda pilot olarak görev yaptığını belirten Durmazpınar, ailenin tek kız çocuğunun ise farklı bir meslek seçtiğini ifade etti.

Babasının kendilerine bıraktığı en önemli mirasın insanlara yardım etmek olduğunu vurgulayan Durmazpınar, "Babamız bize her zaman hastası olan, cenazesi bulunan ya da acil seyahat etmek zorunda kalan insanlara öncelik vermeyi öğretti. İnsanların zor anlarında onların yanında olmak ve çözüm üretmek bizim için meslekten önce gelen bir anlayış oldu." dedi.

Ağır yaralı olarak enkazdan çıkarıldı

Üniversiteden mezun olduktan sonra çocukluk hayalini gerçekleştirmek için Atlantik Flight Academy'de yaklaşık 2,5 yıl pilotaj eğitimi alan Durmazpınar, yoğun teorik derslerin yanı sıra uçuş eğitimlerini tamamlayarak pilotluk lisansını aldı. Eğitim sürecinde yalnız uçuşlara geçen genç pilot, gökyüzüne kavuşmanın mutluluğunu yaşarken hayatını değiştirecek kaza ile karşı karşıya kaldı. Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde eğitim uçuşu sırasında meydana gelen ve inişe kısa süre kala aniden değişen hava şartlarının etkili olduğu kazada eğitim uçağı sert şekilde araziye indi. Uçak parçalanırken, Durmazpınar ağır yaralı olarak enkazdan çıkarıldı.

“Yüzümde 80’e yakın plak var”

Tekirdağ Çorlu’da yaşadığı talihsiz kazayı anlatan Durmazpınar, “Pilot olabilmek için öncelikle pilotaj eğitimlerini tamamlamanız gerekiyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde sizin için bir eğitim açılıyor. İngilizce sınavını geçtikten sonra hocalar eşliğinde ders görüyorsunuz. Ders alırken aynı zamanda uçuş eğitimi de alıyorsunuz. Teoride öğrendiklerinizi pratiğe çeviriyorsunuz. Daha sonra ilk kez yanınızda bir hoca olmadan yalnız uçuş gerçekleştirmeniz gerekiyor. Bu uçuşun ardından lisans alıyorsunuz ve yine eğitimlere devam ediyorsunuz. Eğitimleri tamamladıktan sonra da pilot oluyorsunuz. Bende Tekirdağ Çorlu’da böyle bir eğitim uçuşundaydım. Kalkışı gerçekleştirdikten sonra iki saatlik bir uçuşumuz vardı. Uçuşun tamamlanmasına yakın ani bir rüzgara yakalandım. Ani bir rüzgara yakalandığımızdan ötürü talihsiz bir kırım gerçekleşti. Araziye sert bir iniş yaptım. Çok büyük bir kazaydı, uçak parçalara ayrılmıştı. Kazanın ardından yoğun bir tedavi süreci başladı. Yaklaşık bir buçuk yıl tedavi gördüm. Bu süre zarfı çok sancılı ve ağrılı bir dönemdi. 10’a yakın ameliyat geçirdim. Hem alt hem üst çenede kırıklar vardı. Şu an yüzümde ise 80’e yakın plak var” diye konuştu.

“İçimde ukde kalmadı”

Kazanın ardından içinde ‘Keşke pilot olsaydım’ gibi bir ukdenin kalmadığını dile getiren genç akademisyen, “Çünkü ben çocukluğumdan beri uçakta gerek yolcu olarak uçuş gerçekleştiriyorum gerekse ailemle uçuş gerçekleştiriyorum ve dolayısıyla bu pilotluk lisansını aldıktan sonra da çok uzun saatler tek başıma uçuş gerçekleştirdiğim için içimde bir keşke olmadı. Ayrıca yaşadığım kazanın ardından istediğimiz zaman pilot olarak devam edebileceğimizi söylediler. Çünkü olumsuz bir hava şartı olduğu için sizin elinizden direkt lisansınızı almıyorlar. Bir rapor çıkartılıyor örneğin bu kazada kimin yüzde kaç kusuru vardı tespit ediliyor. Uçuş okulundaki görevli olan hoca veya okul yüzde kaç sorumluluk sahibi veya kuleye yüzde kaç sorumluluk düşüyor. Bunlara bir oran veriliyor” dedi.

“Çenem koptu ve göğsüme düştü”

Yaşadığı zorlu kaza sonrası en büyük desteği ailesinden gördüğünü anlatan Durmazpınar, “1500 metreden aşağı düşüyorsunuz ve hayatta kalmanız büyük bir mucize. Çok büyük bir kazadan sağ çıktım. Çenem koptu ve göğsüme düştü. Bu süreçte en büyük desteği yine ailemden gördüm. Onların çok üzüldüğünü içten hissedebiliyordum, ancak gerek babam, annem ve diğer kardeşlerim benim iyi olmam için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Etkilenmemem adına tedavi sürecim boyunca hiçbir gün benim canımın sıkılmasına izin vermediler. Şimdi dönüp geçmişe baktığınız zaman çok büyük bir badireden geçtiğinizi ve en önemli şeyin can sağlığı olduğunu görüyorsunuz” diye konuştu.

“Kardeşlerim gökyüzündeler biz yerde olalım”

Hayatı boyunca yaşadığı zorlu süreçlerin kendisini hiçbir zaman umutsuzluğa sürüklemediğini dile getiren Durmazpınar sözlerini şöyle sürdürdü: “Kaza bende travmatik bir iz bırakmadı. Hatta kazadan sonra da uçakla direkt Erzurum'a geldim. Asla ‘uçağı binemiyorum, korkum var, stres oluyorum, panik atağım falan var’ gibi bir şey söz konusu olmadı. Ama o tedavi sürecinde belki duymuş olduğum ağrılardan dolayı sanırım çok ciddi etkilendim. En azından dedim ki diğer kardeşlerim gökyüzündeler biz yerde olalım. Hayatın tabi ki belli zorlukları var. Her aşamada karşınıza zorluklar çıkabilir. Biz her zaman bir yolcunun işini yapıyoruz, öbür yolcunun işi devam ediyor. Bu yolcunun işini tamamlıyoruz, diğer yolcunun işi çıkıyor. Sürekli olarak birilerine yardımcı olmaya çalışıyoruz aslında baktığımız zaman. Normal yaşantıda da bu şekilde. Bir sorunla karşı karşıya kaldığınız zaman o sorunu bittikten sonra farklı bir sorun gelecek, farklı bir görev gelecek, farklı bir sorunla oluşabilecek bir iş gelecek. Dolayısıyla hayat gerçek anlamda çok kısa. Kazadan sonra çok daha iyi anladım ki gerçekten hayat çok kısa. Elbette ki zorluklar olacak. Önemli olan onlara göğüs gerip, üstesinden gelmek. Benim yaşamış olduğum kazanın haricinde benden o çok daha zorlu süreçler, farklı sıkıntılarla hayatta kalmaya çalışan insanları düşündüğün zaman şükrediyorsun.”

Havacılıktan akademisyenliğe

Pilotluk serüveninin ardından şimdilerde öğrencilerin hayatlarına dokunan Durmazpınar, yaptığı işi severek sürdürdüğünü dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün sivil havacılıkta sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilen bir eğitim programı düzenlemek, bu sektörde yer alan havacılığın tüm alanlarında donanımlı bireyler yetiştirebilmek biz ve bizim gibi akademisyenlerin öncelikli görevi olduğunu düşünüyorum. Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programında öğrencilerimize ders verirken sektörün gerçek dinamiklerini aktarmaya çalışıyoruz. Geleceğin havacılarını yetiştirmek, onları sektöre kazandırmak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu bölümden mezun olan öğrencilerimiz havalimanlarında yer hizmetleri, TGS, Havaş, Hugo, Çelebi gibi yer hizmetlerinde çalışabilirler. Öğrencilerimize burada öğrettiğimiz temel şey; bir kriz anında problem çözebilmeleri, empati duygularının yüksek ve doğru zamanda doğru kararlar alabilmeleri.”

 

Şeyma TAHİR/ Pusula

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.