Doğu’nun Kalesi’nde Muhalefetin Çıkmaz Sokakları: CHP Erzurum’un Sosyopolitik Anatomisi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Erzurum ilişkisi, Türk siyasi tarihinin en paradoksal, en düğümlü hikayelerinden biridir. Bir tarafta Erzurum, cumhuriyetin temellerinin atıldığı, Mustafa Kemal Atatürk’e ilk hemşehrilik beratını veren ve onu mebus olarak Meclis’e gönderen tarihsel bir kurucu şehirdir. Diğer tarafta ise modern siyasi tabloda CHP’nin sandıkta adeta "yok hükmünde" kaldığı, en son milletvekilini tam 43 yıl önce, 1983 genel seçimlerinde (o da darbe sonrası konjonktürde Halkçı Parti çatısı altında) çıkarabildiği bir muhafazakar kaleye dönüşmüştür.
Bugün Erzurum’da "CHP var mı, yok mu?" sorusu sadece bir varlık tartışması değildir; bir zihniyetin, örgütlenme modelinin ve yerel sosyolojiyi okuyamama krizinin net bir özetidir.
1. Muhalefet Görevini Yaptı mı? Kentin Sorunları Neden Gündeme Taşınamadı?
Erzurum’da CHP, uzun yıllar boyunca "tabela partisi" olmanın ötesine geçemeyen bir performans sergilemiştir. Şehrin yapısal sorunları yerel örgütler tarafından derinlemesine analiz edilip ulusal gündeme taşınamamıştır.
-
Tarım ve Hayvancılık Çöküşü: Türkiye'nin en büyük mera alanlarına sahip Erzurum’da hayvancılık can çekişirken, yem fiyatları, göç ve et ithalatı politikaları altında ezilen Erzurumlu besicinin sesi CHP tarafından gür bir şekilde çıkarılamamıştır.
-
İstihdam ve Göç Krizi: Şehir, bölgenin en çok göç veren merkezlerinden biridir. Nitelikli genç nüfus Erzurum’u terk ederken, muhalefet bu ekonomik erimeye karşı güçlü, alternatif bir kalkınma modeli sunamamıştır.
-
Kış Turizmi ve Esnafın Yalnızlığı: Palandöken gibi dünya çapında bir değer hak ettiği yatırımı alamazken, şehir esnafı yüksek enerji maliyetleri ve uzun kış şartları altında ezilirken, CHP örgütleri bu sorunları Meclis kürsüsüne ya da ulusal medyaya taşıyacak reflekslerden yoksun kalmıştır.
Muhalefet, Erzurum’da halkın gerçek gündemiyle değil, kendi iç çekişmeleriyle meşgul bir görüntü vermiştir.
2. İl Başkanları Ne Yaptı? İddialar ve Kurultay Hesaplaşmaları
Erzurum’da göreve gelen il başkanlarının birçoğu, şehre vizyon katmaktan ziyade parti içi delege dengelerinde yer tutma vizyonuyla hareket etmişlerdir. Yakın geçmişte il başkanlarının adları, Erzurum halkının dertlerinden ziyade adli olaylar, taciz iddiaları ve parti içi kumpaslarla anılmıştır.
-
Bülent Oğuz Dönemi ve Taciz Skandalı: CHP Erzurum eski İl Başkanı Bülent Oğuz’un adı, parti binasında çalışan bir kadına yönelik nitelikli cinsel taciz iddiaları ve buna dair ses kayıtlarının ortaya çıkmasıyla gündeme gelmiştir. Bu skandal, muhafazakar ve namus mefhumuna aşırı hassas olan Erzurum sosyolojisinde CHP’ye yönelik var olan mesafeyi adeta uçuruma dönüştürmüştür. Oğuz, bu iddiaların ardından görevden alınmıştır.
-
Serhat Can Eş Dönemi ve Görevden Alma: Son dönemde il başkanlığı yapan Serhat Can Eş ve yönetimi ise genel merkez tarafından disipline sevk edilerek görevden alınmış ve yönetim feshedilmiştir. Bu hamleler, Erzurum örgütünün şehirde kök salmak yerine genel merkezdeki taht kavgalarının birer şubesi olarak çalıştığının kanıtı olmuştur.
Suat Dülger Neden Tutuklandı?
Kamuoyunda en çok yankı uyandıran olaylardan biri de eski il başkanı Suat Dülger’in tutuklanması sürecidir. 2023 yılında Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da uğradığı taşlı saldırı davasında müşteki olarak yer alan ve o dönem sahada aktif olan Dülger, sonraki süreçte partinin en büyük iç krizlerinden birine karışmıştır.
Suat Dülger, CHP 38. Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik maddi menfaat ve müdahale iddialarına (kurultayda rüşvet/baskı iddiaları) ilişkin yürütülen yargı soruşturması kapsamında İstanbul merkezli operasyonla gözaltına alınmış ve mahkeme tarafından tutuklanmıştır. Bu tutuklama, Erzurum’daki CHP imajına "şehre hizmet eden değil, parti içi kirli delege pazarlıklarında adı geçen aktörler" gölgesini düşürmüştür.
3. Neden Halkın Benimseyeceği Adaylar Çıkarılamadı? "Çakma Muhafazakarlık" Çıkmazı
CHP’nin Erzurum’da 1983’ten beri makus talihini yenememesinin temel nedeni, "Sosyolojik Taklitçilik" tuzağına düşmesidir. Parti, Erzurum’un muhafazakar yapısını çözmek için iki yanlış yola başvurmuştur: Ya şehre tamamen yabancı, halkla selamlaşmayı dahi bilmeyen bürokratik adaylar göstermiş ya da sağ partilerin deşifre olmuş, tabanı olmayan "sağ/muhafazakar" figürlerini transfer etmiştir.
-
Muhafazakarlığın Ön Plana Çıkarılması: Aday gösterilen bu ithal veya sağ kökenli figürler, Erzurum halkına şirin görünmek adına yapay bir muhafazakarlık sergilemişlerdir. Ancak Erzurum seçmeni, muhafazakarlığın ve milliyetçiliğin "aslını" zaten AK Parti ve MHP’de bulduğu için, CHP’nin sunduğu bu eğreti/taklit duruşu samimi bulmamış ve reddetmiştir. Halkın bağrından kopan, dürüst, sol-sosyal demokrat kimliğini gizlemeden kentin hakkını savunacak cesur karakterler yerine, kimliksizleşmiş aday modelleri tercih edilmiştir.
4. Üniversite Gençliği ile Kurulamayan Bağ: "Siz Gidin Ders Çalışın"
Erzurum, bünyesinde barındırdığı Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi ile yaklaşık 150 bin öğrenciye ev sahipliği yapan bir gençlik kentidir. Normal şartlarda sosyal demokrat bir partinin en büyük insan kaynağı ve dinamizmi olması gereken bu devasa kitle, CHP Erzurum örgütü tarafından adeta dışlanmıştır.
Şehir dışından gelen, barınma krizi yaşayan, ekonomik olarak zorlanan, sosyal hayatı kısıtlı binlerce öğrenci gençlik kollarında veya parti faaliyetlerinde alan bulmak istemiştir. Ancak partideki statükocu, yaşlı ve kahvehane siyasetinden öteye geçemeyen yerel yöneticiler, vizyoner gençleri kendilerine birer koltuk tehdidi olarak görmüşlerdir.
Parti binalarına giden, fikir üretmek, eylem planı hazırlamak isteyen üniversiteli gençlere, bizzat statükocu partililer tarafından sarf edilen:
"Siz gidin dersinize çalışın, siyaset bizim işimiz, başınızı belaya sokmayın."
sözleri, CHP’nin Erzurum’daki entelektüel ve genç damarını kendi elleriyle kesip atmasının resmi belgesidir. Gençleri sadece bayrak asacak veya broşür dağıtacak "figüranlar" olarak gören bu zihniyet, üniversiteler ile parti arasında aşılmaz duvarlar örmüştür.
5. CHP Bundan Sonra Erzurum'da Ne Yapmalı? (Kurtuluş Reçetesi)
CHP’nin Erzurum’da yeniden "var" olabilmesi ve Erzurumlunun güvenini kazanabilmesi için köklü bir zihniyet devrimine ihtiyacı vardır. Yapılması gereken acil hamleler şunlardır:
-
Örgütü Tepeden Tırnağa Temizlemek ve Gençleştirmek: Adı şaibelerle, kurultay pazarlıklarıyla ve skandallarla anılan tüm eski aktörler Erzurum siyasetinden tamamen tasfiye edilmelidir. İl yönetimi, Atatürk ve Erzurum Teknik Üniversitesi’nden mezun olmuş, şehirde yaşayan dinamik, temiz ve vizyoner gençlere emanet edilmelidir.
-
"Sağcılaşma" Tuzağından Vazgeçmek: Erzurumluya sahte sağ söylemlerle gitmek yerine; temiz siyaset, adil bölüşüm, sosyal devlet ve dürüstlük ilkeleriyle gidilmelidir. Erzurum insanı muhafazakardır ama her şeyden önce mertliğe ve samimiyete değer verir. Kendi kimliğini gizleyen değil, kimliğiyle dürüstçe duran adaya saygı gösterir.
-
Mikro Yerel Politika ve Kent Sorunlarına Odaklanmak: CHP, Erzurum’da ideolojik kavgaları bırakıp somut projeler üretmelidir. "Palandöken süt üreticileri kooperatifi nasıl kurulur?", "Erzurum’daki göç nasıl durdurulur?", "Öğrencilerin barınma sorunu nasıl çözülür?" gibi soruların projelerini hazırlayıp kapı kapı kahvehanelerde, köylerde anlatmalıdır.
-
Üniversiteyi Partinin Merkezine Almak: Gençlik kolları binası adeta üniversitenin bir kampüsü gibi işletilmelidir. Gençlere "Gidin ders çalışın" diyen zihniyet yerine, onlara "Bu kentin geleceğini birlikte tasarlayalım" diyen bir alan açılmalıdır.
Özetle; CHP Erzurum’da vardır ama halkın içinde değil, adliye koridorlarında ve parti içi delege hesaplarındadır. Bu durum değişmediği, samimi, şaibesiz ve genç bir kadro kentin makus talihine meydan okumadığı sürece, 1983 yılındaki o son milletvekili fotoğrafı, Erzurum CHP binasının duvarında bir nostalji nesnesi olarak kalmaya devam edecektir.