
Bu çağrıya kulak verin: 'Bir annenin feryadı!
Pusula Gazetesinden Sevda Güneş, Erzurum'u ilgilendiren önemli bir konuyu köşesine taşıdı.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de uyuşturucu ile mücadele en önemli gündem maddelerinden biri.
Birkaç yıl öncesine kadar zehir tacirlerinin transit geçiş için kullandığı Erzurum’da yapılan ciddi denetim ve uygulamalar güzergahın değiştirilmesine neden olsada sorun hala ciddi boyutta. Ne yazık ki diğer illerde olduğu gibi uyuşturucu kullanımında hiç de küçümsenmeyecek bir yere sahibiz.
Yayınlanan raporlarda birçok ile oranla uyuşturucu bağımlılığı düşük görünse de kent nüfusuna göre hatırı sayılır bir düzeyde.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin illegal yapılara yönelik dün yaptığı “Adına uyuşturucu çeteleri, yeni nesil suç örgütleri, suç çeteleri veya sokak eşkıyaları ne denirse densin, inşallah bunların büyük bir kısmını sene sonuna kadar eylem yapamaz hale getireceğiz” açıklaması güven verici. İlk defa uyuşturucu ile mücadelede bir takvim ortaya konuldu.
Hepimiz biliyoruz ki uyuşturucu ile mücadele yalnızca polisiye ya da yargı eliyle çözülecek bir mesele değil. Bunun için toplumsal destek, aile duyarlılığı ve devletin tüm kurumlarının ortak hareket etmesi gerekiyor.
Ne yazık ki hala çocuğunun uyuşturucu kullandığını kabullenmeyen yüzlerce ebeveyn var. Utanıyor, gururuna yediremiyor, çaresiz kalıyor, ne yapacağını bilmiyor... Bir anne baba düşünün ki ‘evladım yeter ki yaşasın, cezaevinde olsun’ noktasına geliyor. Çünkü artık evladını kaybetme korkusu her şeyin önüne geçiyor.
Geçtiğimiz günlerde bir anne, haber merkezimizin sosyal medya hesabına adeta feryat eden bir mesaj gönderdi. İsmini vermedi. Çünkü hala bu toplumda uyuşturucu kullanan bir evladın annesi olmak bile büyük bir yük olarak görülüyor.
O annenin sözleri aslında yüzlerce ailenin sessiz çığlığıydı:
“Merhabalar, bu sözleri sizlere bir vatandaş olarak, daha da önemlisi bir anne olarak yazıyorum. Ne yazık ki şehrimizin kanayan bir yarası var. Siz dile getirilmeyen konuları cesurca gündeme getirebilen bir haber merkezi olarak sizden bir konuyu özellikle gündeme getirmenizi arz ediyorum.
Aileler yorgun… Eşler, anneler, babalar, çocuklar çaresiz… Gençlerimiz günden güne eriyor. Şehrimizde hiç kimsenin bilmediği kadar ciddi bir uyuşturucu sorunu mevcut. Bizim gibi ailelerin ne yazık ki sesi çıkmadığı için bu sorunlar aile içinde çözülmeye çalışılıyor ve dışarıya yansımıyor. Fakat artık gerçekten aileler çok yorgun.
Ne kadar çocuklarımızı rehabilite etmeye çalışsak, sevgi ile iyileştirmeye uğraşsak da bu illet şehrimizde öyle bir boyuta gelmiş ki çocuklarımız istediği anda bu maddelere, özellikle de dünyanın en tehlikeli uyuşturucu-uyarıcı maddelerinden biri olarak anılan metamfetamine ulaşabiliyor. Bizler aileler olarak çok çaresiziz.”
Annenin bu feryadı aslında bize çok şey anlatıyor. Bu anne bile ismini gizlemek zorunda kalıyor. Çünkü çocuğunu ihbar etmek istemiyor. Toplum tarafından dışlanmaktan korkuyor. Ya da uyuşturucunun etkisindeki evladının bu olayı duyup kendisine zarar vermesinden endişe ediyor.
Peki biz ne yapacağız?
Asıl sorun burada başlıyor.
Bu çocukları nasıl tedavi edeceğiz?
Her kentte madde bağımlılığı servisleri var. Ancak yeterli değil. Hatta bu sistem ciddi anlamda tartışılıyor. Türkiye’de sayılı merkezler bulunuyor. Elazığ, İstanbul gibi illerde önemli çalışmalar yapılıyor. Ama artık Erzurum’un kendi başına bir AMATEM’e, hatta gençler için ÇEMATEM’e ihtiyacı var.
Bunun için Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesi adeta biçilmiş bir kaftan. Güvenlikli yapısı, geniş bahçesi ve konumu ile böyle bir merkez için çok uygun. İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı ortak bir irade ortaya koyarsa bu hastane kısa sürede bölgesel bir tedavi merkezine dönüştürülebilir.
Bölge illerinden gelecek bağımlılar burada tedavi edilebilir. Aileler başka şehirlere gitmek zorunda kalmadan çocuklarına ulaşabilir. Gençlerimiz bu illetten kurtulmak için bir kapı bulabilir.
Daha önce askeri hastane olarak hizmet veren, ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredilen Mareşal Hastanesi de Şehir Hastanesi’nin faaliyete geçmesiyle boş kaldı. Muhtemelen hala Türk Silahlı Kuvvetleri envanteri içinde bulunan yapı bu mücadele için kullanılabilir.
Çünkü artık sadece operasyon yapmak yetmiyor. Kırk tane ağa babasını, binlerce torbacıyı, yüzlerce uyuşturucu bağımlısını cezaevine koysak ne olur! Biri bitmeden yenisi türüyor. Gençler bu karanlık dünyanın hazır sermayesi oluyor.
Bugün yaptığımız mücadele çoğu zaman tedavi değil, pansuman tedbire dönüşüyor. Bu nedenle sonuca varmak güçleşiyor. Asıl mücadele gençleri bu bataktan çekip çıkarmakla başlar. Onlara ulaşmak, ikna etmek, tedavi etmek zorundayız. Bu yükü sadece ailelerin omuzlarına bırakamayız.
Toplumsal bilinci artırırken tedavi yollarını da açmalıyız. Çünkü uyuşturucu ile mücadele sadece suçlularla değil, kaybetmek üzere olduğumuz çocuklarımızla ilgilidir.
Erzurum için söylüyorum;
Un var, şeker var…
Peki neden helva yapmıyoruz?
Bu şehrin kurumları, yöneticileri, siyasileri, bürokrasisi bir araya gelip bu büyük yaraya neden merhem olmuyor?
Bugün harekete geçmezsek yarın çok daha ağır bedeller ödeyeceğiz. Kaybettiğimiz her genç, sadece bir ailenin değil, hepimizin kaybıdır.





HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.