Gazete Güncel- İstiklal Marşı’nın kabulünden önce Erzurum ve çevresindeki okullarda millî marş olarak okutulan “Erzurum Marşı”, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Müştak Sıtkı Dursunoğlu tarafından kaleme alınan ve “Yayla Da Suyu Yan Gider” türküsüyle benzer bir ezgiye sahip olduğu belirtilen marşın, Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’a gelişinin ardından Köşk’ün bahçesinde Albayrak Mektebi öğrencilerince okunduğu aktarılıyor.
Erzurum’un Millî Mücadele tarihindeki öncü rolünü anlatan eserler arasında, bugün pek bilinmeyen bir marş da bulunuyor. Müştak Sıtkı Dursunoğlu tarafından kaleme alınan “Erzurum Marşı”, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildiği döneme kadar Erzurum ve çevresindeki okullarda millî marş olarak okutuldu. Vatanın işgal altında olduğu, bağımsızlık umudunun zayıfladığı günlerde kaleme alınan manzume, Erzurum’un Millî Mücadele’de üstlendiği öncü rolü dizelere taşıdı.
İzmir Marşı’nın kökenine ilişkin dikkat çeken görüş
Erzurum Marşı’nı tarihsel açıdan daha da dikkat çekici kılan iddialardan biri, İzmir Marşı’yla ilgili. Aktarılan görüşe göre bugün İzmir Marşı olarak bilinen eserin ilk biçimi, 1919 yılında Erzurum Kongresi öncesinde Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’da bulunduğu sırada seslendirilen “Erzurum Marşı” olabilir.Bu görüşe göre Mustafa Kemal Paşa, Köşk’ün bahçesinde otururken Albayrak Okulu öğrencileri huzurunda marşı okudu. Eserin, “Yayla Da Suyu Yan Gider” adlı Erzurum türküsüyle benzer bir müziğe sahip olduğu da belirtiliyor. Ancak bu anlatım, İzmir Marşı’nın kökenine ilişkin bir görüş olarak aktarılıyor; kesinleşmiş tarihsel bilgi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Marşın yazarı Müştak Sıtkı Dursunoğlu
Erzurum Marşı’nın sözlerini kaleme alan Müştak Sıtkı Dursunoğlu, 1 Temmuz 1891’de Erzurum’da dünyaya geldi. İbrahim Hakkı Bey ile Nafia Hanım’ın oğlu olan Dursunoğlu, Cevat Dursunoğlu’nun kardeşiydi. İlk öğrenimini Numune-i Terakki İbtidâi Mektebinde, orta öğrenimini ise Erzurum Rüşdiye ve Erzurum Mülki İdâdi Mektebinde tamamladı. 1917 yılında Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başladı ve 1950 yılında emekli oluncaya kadar bu görevini sürdürdü. Hayatının son dönemini Ankara’da geçiren Dursunoğlu, 5 Nisan 1975’te hayatını kaybetti.
Erzurum Albayrak Gazetesi’nde yazılar ve şiirler de kaleme alan Dursunoğlu’nun çok sayıda şiiri bulunduğu biliniyor. Ancak eserlerinin bir kitapta toplanarak yayımlanmadığı aktarılıyor. Bu nedenle Erzurum Marşı da şairin edebî mirasının ve şehrin Millî Mücadele hafızasının önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.
İstiklal Marşı’na kadar okullarda seslendirildi
İstiklal Marşı’nın henüz kabul edilmediği dönemde bestelenerek marş hâline getirilen eser, ilk olarak Erzurum Kongresi’nde, ardından Sivas Kongresi’nde okundu. İstiklal Marşı’nın TBMM tarafından kabulüne kadar Erzurum ve çevresindeki okullarda millî marş olarak okutuldu. Dizelerinde Erzurum’u vatanın kurtuluşunda ilk sesi yükselten şehir olarak anlatan eser, Millî Mücadele’nin başlangıç dönemindeki umut ve kararlılığı yansıtıyor. Marşta Erzurum’un tarihî birikimine, kahramanlığına ve bağımsızlık mücadelesindeki öncü konumuna vurgu yapılıyor.
Erzurum Marşı
Tarihler ağlar vatan yanarken
Eller öz vatanda nâra atarken
Ufukta ümidin nuru batarken
İlk sesi haykıran yüce Erzurum
Vatanı kurtaran yüce Erzurum
Bir küçük depreniş bir atlayışla
Ümitler aşlayan bir şahlanışla
Altıbin senelik bir yaşayışla
Canavar ağzını yırtan Erzurum
Kahramanlıklara vatan Erzurum
Vatana ümitsin, bayrağa rehber
Tarihin bağrında sesin inilder
Milli vicdan doğar, senden alır fer
İlk sesi haykıran yüce Erzurum
Vatanı kurtaran yüce Erzurum
Bugün geniş kitleler tarafından bilinmeyen Erzurum Marşı, şehrin Millî Mücadele yıllarındaki tarihî rolünü ve dönemin bağımsızlık ruhunu yansıtan eserlerden biri. Dursunoğlu’nun dizeleri, Erzurum’un yalnızca kongreye ev sahipliği yapan değil, aynı zamanda Millî Mücadele’nin ilk seslerinden birini yükselten şehir olarak hafızalardaki yerini hatırlatıyor.