1. HABERLER

  2. ERZURUM

  3. Türkiye'deki Sel Felaketleri Erzurum İçin Bir Uyarı mı? Dere Yatakları, İmar Baskısı ve Palandöken Gerçeği
Türkiye'deki Sel Felaketleri Erzurum İçin Bir Uyarı mı? Dere Yatakları, İmar Baskısı ve Palandöken Gerçeği

Türkiye'deki Sel Felaketleri Erzurum İçin Bir Uyarı mı? Dere Yatakları, İmar Baskısı ve Palandöken Gerçeği

Türkiye genelinde Karadeniz'den Akdeniz'e kadar yaşanan yıkıcı sel felaketleri, gözleri bir kez daha kentsel yapılaşmanın doğayla çatıştığı noktalara çevirdi. İşte Erzurum gerçeği...

A+A-

Gazete Güncel- (Haber/ Yorum)Türkiye genelinde Karadeniz'den Akdeniz'e kadar yaşanan yıkıcı sel felaketleri, gözleri bir kez daha kentsel yapılaşmanın doğayla çatıştığı noktalara çevirdi. Yaşanan felaketlerin arkasındaki değişmeyen ortak neden ise belli: dere yataklarının daraltılması, tabii akış yollarının kapatılması ve taşkın alanlarının ranta ya da kontrolsüz kentsel büyümeye feda edilmesi.

Bu acı tecrübeler, coğrafi yapısı ve dağlık topoğrafyasıyla bilinen Doğu Anadolu’nun incisi Erzurum’u da doğrudan ilgilendiriyor. Kar sularının aniden erimesi ve ilkbahar-yaz aylarındaki şiddetli konvektif yağışların tetiklediği taşkınlar, şehirdeki yapılaşma biçimini kritik bir güvenlik meselesi haline getiriyor.

Palandöken’de Dere Yataklarında Yapılaşma Var mı?

Palandöken, dağ eteğinden şehir merkezine doğru eğimli bir hat üzerinde uzanır. Bu topoğrafya, yağmur ve kar sularının yüksek rakımlardan hızla ovaya doğru akması anlamına gelir.

  • Islah Edilip Üzeri Kapatılan Menfezler: Palandöken’in Yenişehir, Kayakyolu ve Yıldızkent gibi hızla büyüyen akslarında, geçmişte aktif olan veya mevsimsel su taşıyan çok sayıda kuru dere yatağı zaman içinde kentsel dolgu, yol ve konut parsellerinin altında kalmıştır. Bu hatların büyük kısmı menfezlere ve kapalı baks sistemlerine alınmıştır.

  • Tıkanma ve Geri Tepme Riski: Dere yataklarının binaların arasına sıkışması ya da yer altına hapsedilmesi, aşırı yağışlarda rüsubatın (kum, çakıl, çamur) menfez ağızlarını tıkamasına ve suyun yüzeye fışkırarak bodrum katlarını, yolları ve alt kotlardaki siteleri göle çevirmesine zemin hazırlamaktadır.

  • Yamaç Akışı ve Betonlaşma: Palandöken yamaçlarındaki yeşil örtünün azalması ve geçirimsiz beton yüzeylerin artması, yüzey akış katsayısını yükseltmiştir. Zemin suyu ememediğinde, eski vadi tabanları boyunca hızlanan sular doğrudan yerleşim bölgelerine yönelmektedir.

Erzurum’un Hangi İlçelerinde Dere Yatakları İmar Tehdidi Altında?

Erzurum İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) ve uzman raporları, şehrin sadece deprem değil, aynı zamanda ciddi bir taşkın ve heyelan riski taşıdığını ortaya koymaktadır. Risk, merkezden kırsal ilçelere kadar farklı dinamiklerle karşımıza çıkmaktadır:

  1. Aziziye (Ilıca ve Dadaşkent): Aziziye ilçesi, Karasu Çayı ve Pulur Çayı’nın taşıdığı gevşek alüvyon zemin üzerinde yer alır. Taban suyu seviyesinin yüksek olduğu bu ovada, geçmiş taşkın yataklarına yakın bölgelerin yapılaşmaya açılması en büyük risk unsurlarından biridir. Olası bir nehir taşkınında suyun yayılma alanı olan düzlükler, bugün sanayi, konut ve ticari alanlarla çevrilidir.

  2. Yakutiye: Eski yerleşim dokusunun bulunduğu Yakutiye’de dere yatakları yüzyıllar boyunca sokak ve caddelere dönüştürülmüştür. Altyapının eski olması ve birleşik kanalizasyon-yağmursuyu hatları, şiddetli yaz yağışlarında alt geçitlerin, dükkanların ve tarihi sokakların su altında kalmasına yol açmaktadır.

  3. Uzundere, Tortum ve İspir (Kuzey Vadileri): Dar vadi tabanlarına kurulmuş bu ilçeler, Karadeniz iklimine geçiş kuşağında yer alır ve orografik yağışlara maruz kalır. Özellikle Tortum Çayı ve Çoruh Havzası boyunca uzanan vadi tabanlarında yol genişletme, istinat duvarı çalışmaları ve tarım/konut amaçlı kıyı dolguları dere yatağının tabii kesitini daraltmıştır. Bu durum, geçmişte can ve mal kayıplarına yol açan sel ve heyelanları tetiklemiştir.

  4. Tekman, Hınıs, Karaçoban ve Çat (Güney Kuşağı): Kırsal yerleşimlerin birçoğu doğrudan dağ eteklerindeki tali dere yataklarının bitişiğine kurulmuştur. Dere içi menfezlerin dar tutulması veya kontrolsüz köprü geçişleri, ilkbaharda kar erimesiyle gelen taşkınlarda mahallelerin haritadan silinmesine varacak hasarlar bırakabilmektedir.

Haber Yorum: "Doğa Emanetini er ya da geç Geri Alır"

Türkiye'nin dört bir yanında yaşanan felaketlerde faturanın sürekli "aşırı iklim olaylarına" kesilmesi, asıl sorumluluk olan insan kaynaklı planlama hatalarını örtbas etmemelidir.

Erzurum, yüksek rakımlı bir dağ şehri olması sebebiyle Karadeniz sahil şeridi kadar su baskınına maruz kalmıyor gibi görünse de, topoğrafik yapısı ve iklim dinamikleri bakımından en az sahil kentleri kadar kırılgan bir yapıya sahiptir. Kış boyu biriken karların ani sıcaklık artışıyla erimesi veya yaz aylarındaki yarım saatlik şiddetli sağanaklar, dağlardan şehre inen vadilerde yıkıcı sellere dönüşme potansiyeli taşır.

Erzurum'da yapılması gerekenler nettir:

  • Dere Yatağı Ayrımı Yapılmaksızın Saygı: Mevsimsel bile olsa hiçbir kuru dere yatağı hafriyatla doldurulup parsel haline getirilmemelidir.

  • Kapalı Kanalların Yeniden Açılması: Mümkün olan kentsel alanlarda dere ıslahları kapalı menfez yerine, doğaya uygun yeşil kuşak ve açık taşkın parkları formatına dönüştürülmelidir.

  • Denetim ve İmar Disiplini: DSİ’nin belirlediği taşkın sınır haritaları, yerel yönetimlerin imar planlarına harfiyen işlenmeli; kamu binaları dahil hiçbir yapı taşkın debi sınırları içerisine sokulmamalıdır.

Doğa kendi açtığı yoldan asla vazgeçmez; dere yatağına bina dikmek, felaketin tarihini ertelemekten başka bir anlam taşımaz. Erzurum, diğer şehirlerde yaşanan acı tablolardan ders çıkarmalı ve geç olmadan su yollarını özgür bırakmalıdır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.