1. HABERLER

  2. GENEL

  3. Cinayet Ergenekon bağlantılı
Cinayet Ergenekon bağlantılı

Cinayet Ergenekon bağlantılı

Hrant Dink cinayeti davasında savcının mütalaa vermesine tepki gösteren avukatlar ve Dink'in yatkınları mahkeme salonunu terk etti. Savcı Yasin Hayal ve Erhan Tuncel için müebbet hapis istedi.

A+A-
Erzurum Güncel- Hrant Dink davasında mahkeme savcıdan esas hakkında mütalaa istedi. Savcının mütalaa vermesine itiraz eden Hrant Dink’in avukatları mahkeme salonunu terk ettiler. AVUKATLAR: DELİLLER TOPLANMADI Dink ailesi avukatları mütalaa için itiraz etti. Henüz delillerin tam olarak toplanmadığını ifade eden avukatlar, "Delillerin toplanmadan mütalaa verilmesi hukuka aykırıdır. Henüz mahkemeye ulaşmamış deliller var. TİB raporu gibi önemli bir delil henüz gelmedi. Bunlar incelenmeden mütalaa verilmesi son derece yanlıştır" dedi. SAVCI: MAHKEME DELİL TOPLAMAZ Ancak savcı Hikmet Usta, "Sanıklar 5 yıldır yargılanıyor. Gördüğümüz üzere delillerin çoğu toplandı ve sonuca bağlanılamadığını görüyoruz. Mahkeme delil toplama yeri değil, değerlendirme yeridir. Öte yandan savcılıkta da Dink cinayeti ile ilgili iki soruşturma daha vardır. Yargılamada 20. celse olması nedeniyle ilerlemesi amacıyla mütalaa verilmesi gerekir. Yeni deliller eklenirse esas hakkındaki mütaala da değişebilir" dedi. Bu sözlerinin ardından savcı Hikmet Usta’dan mütalaasını okuması istendi. MÜTALAADAN ÇARPICI BAŞLIKLAR İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Hikmet Usta, davanın tutuklu sanıkları Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in de aralarında bulunduğu 7 sanığın TCK’nın 309. maddesi uyarınca "Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Cumhuriyet Savcısının mahkemeye sunduğu esas hakkındaki görüşte, "Cinayetin, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal yönetiminde Ergenekon Terör Örgütünün Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğunun değerlendirildiğine" yer verildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hikmet Usta tarafından mahkemeye yazılı olarak sunulan mütalaada, Hrant Dink cinayeti ve "Ergenekon" soruşturması kapsamında elde edilen belge, bilgi ve delillerin değerlendirildiği bildirildi. Mütalaada, "Dink cinayeti eyleminin, Mc Donalds’ın bombalanmasının ve diğer eylemlerinin salt milliyetçilik duyguları kabaran gençler tarafından işlenmesinin ötesinde, iştirak halinde ve süreklilik içerisinde çalışan, gizlilik kuralları ve örgütsel hiyerarşiye azami özen gösteren Erhan Tuncel ve Yasin Hayal yönetiminde, Ergenekon Terör Örgütünün, Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu değerlendirilmektedir" denildi. "HEDEF T.C VE KAMU DÜZENİ" Sanıkların durumları hakkında da değerlendirmeler yapan savcı Usta, "Sanıkların gerçekleştirdikleri eylemlerde mağdurlardan herhangi bir maddi çıkar elde edemedikleri gibi, etmeyi de hedeflememişlerdir. Aksine tüm sanıklar ideolojik amaçlarla hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Sanıkların hedefi Türkiye Cumhuriyeti devleti ve kamu düzeni bulunmaktadır" dedi. "DIŞA DÖNÜK DİNİ SÖYLEMLERİ VAR ANCAK" Sanıkların dış dünyaya karşı dini söylemleri ön plana çıkaran bir tutum sergilediklerini ancak böyle bir kişiliğe sahip olmadıklarını belirten Savcı Hikmet Usta, "Sanıklar katı ulusalcı anlayışa sahip. Sanıkların dine dayalı bir ideolojileri olmasa da Çeçenistan ve Irak’ta meydana gelen olayları örnek olarak göstermektedir. "ÜST YAPI İLE BAĞLANTI TESPİT EDİLEMEDİ" Mahkeme kararına istinaden teknik takip ve dinlemeye alınan Erhan Tuncel, Yasin Hayal ile Mustafa Öztürk’e ait GSM telefonlarının iletişim kayıtlarının 01.11.2006 ve 04.04.2007 tarihli tutanakların imha edilmesi nedeniyle Trabzon hücre yapılanmasını oluşturan sanıklar ile örgütün bağlı bulunduğu üst yapı arasındaki hiyerarşik bağlantı kesin olarak ortaya konamamaktadır" diye konuştu. ADALET AĞAOĞLU: ADALET İSTİYORUZ Hrant Dink Davası’nın Beşiktaş Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen 20’inci duruşması öncesi adliye önünde toplanan "Hrant’ın Arkadaşları" isimli topluluk arasında bulunan Yazar Adalet Ağaoğlu, "Demokrasi istiyoruz, adalet istiyoruz. Sayın Başbakan, lütfen artık çabuk olun, iyi izleyin. Hepimiz sizden bunu diliyoruz. Yeter artık. Çok uzadı. Hepimiz peşindeyiz. Çok sevgili sayın Rakel Dink’in ilk gün söylediği söz ‘Bebeklerden katil üreten kim varsa’ onlardan davacıyız. Kim kullandı onları. Onları da istiyoruz. Görmek, bilmek. Davasının görülmesini istiyoruz. Çok değerli Hrant’ın arkadaşları, dostları. Memleket için adalet, insan hakları için adalet. Sonuna kadar peşindeyiz. Değerli gençler. Hrant’ın güzel arkadaşları. Hakiki, sahici bir demokrat, hakiki sahici bir adalet için aktiviteniz devamlı olsun. Her zaman samimi olun. Her zaman hak uğruna çalışın. Hak ve adalet uğruna. İnsanlık dışına ve aşırı bir şey yapmayacağınıza eminiz. Hrant’ın güzel arkadaşları" diye konuştu. Dava öncesi Dolmabahçe Meydanı’nda toplanan bir topluluk, Bandista grubunun yaptığı müzik eşliğinde Beşiktaş’a yürüdü. Barbaros Hayrettin Paşa Meydanı’nda toplanan grupla bir araya gelen topluluk, "Hrant için, adalet için", "Ogün, Yasin yetmez, öldür diyenler yargılansın" sloganları ile adliye önüne yürüdü. Aralarında Sırrı Süreyya Önder, Ufuk Uras’ın da bulunduğu topluluk adliyen önünde 200 kişiye ulaştı. Hrant’ın arkadaşları adına basın açıklamasını Gazeteci Patrat Estukyan okudu. Açıklamada şunlara yer verildi: "Sayın Başbakan. Arkadaşımız Hrant Dink’i öldürdüler. Beşinci yılına yaklaşan adalet arayışımız kadük kalmıştır. Dilekçe verdiğimiz topyekün devlet, kendini katile yakın gördü. Zaten katil, polis, bayrak ve muzaffer gülümseme kahramanlık posterinde poz vermişti. Bir türlü ilamını malum edemediğiniz o kalabalık güruh, elbirliği ile kıstırmışlar, hain pusuda kurşun sıkmışlar, kaçmışlar, saklanmışlardı. Şikayetçiyiz. ’Namus sözümdür adalet’ diye ölü evinde ant içtiğiniz halde, Hrant Dink’i işaret parmağıyla gösterip ’Bunu’ diyen yardımcınızı ’Meclis Başkanı’, resmi makamda, adamları resmen ’Yakarız canını bak’ diyen valinizi ’Vekil’, emanet edilen canı kollamayan, kötülerin işini kolaylaştıran emniyet müdürünüzü ’Vali’, 17 yaşındaki O.S.’yi kocaman Ogün Samast ettiniz. Kan adalete susar, şikayetçiyiz. ’İsim verdik soruşturun’ diye, İçişleri Bakanı’nız, ’Olmaz onlar bizim çocuklar’ dedi. Dışişleri Bakanı’nız AİHM savunmasında bu toprakların yiğit evladına ’Nazi’ dedi. Çevik kuvvetleriniz Rakel Dink önlerinden geçerken katillere yazılan methiye türkülerini mırıldanarak Beşiktaş Adliyesi’nde koro yapıverdiler. Katillerimizi adalet evine getiren jandarma, cezaevi aracına ’Ya sev, ya terk et’ diye yapıştırma asmıştı. Sayın Başbakan, nedir daha derine inmeyi engelleyen o büyük kasabanın sırrı.? Nedir sözünüzü tutmanıza mani olan? Azınlıklardan gasp edilenin birazını geri vermenin sebebiyle seslendirdiğiniz nutukta ’Bu ülkede hiç kimse ruh tedirginliğinde yaşamayacak artık’ diyordunuz. Hrant’ın veda mektubuna atfen. İnanın tedirginliğimiz he zamankinden büyüktür. Sayın Başbakan, mala gelenin telafisi bulunur. Cana gelene de davranınız. O Anadolu Toprağı’ndan Hrant Dink’in payına bir metrekare toprak düştü, mezardır! Kamera denilen vaka-ü nüvis silinmiş, bize kalan azıcık 19 Ocak 2007 seyirliğinde 5 kişi saydık Hrant’a pusu kuranlardan. Kim bunlar sayın Başbakan? Görünene, görünmeyeni, katillerimizi istiyoruz, adalet olsun, hak hakim olsun diye. Bizim hakkımız bizde saklı duruyor, helalleşmekten başka çarenin kalmadığı savaş yorgunu memleketimizde. Suallerimiz cevapsız. Adalet nöbetçisi ’Hepimiz Hrant’ız’ diyen yüzbinlerin eli hala vicdanında. Cevaplarımızı almadan susmayacağız, sormaya devam edeceğiz." "SANIKLAR GİZLİLİĞE ÖNEM GÖSTERMİŞ" Sanıkların gizliliğe riayet ettiklerinin belirtildiği mütalaada, "Sanıklar çoğu zaman pervasız bir üslup izledikleri görülse bile önemli konuları kesinlikle telefonda görüşmedikleri, bu konuda birbirlerini sert bir şekilde uyarılarda bulundukları, daha çok yüz yüze görüşmek için randevulaştıkları, adres tarif ettikleri görülmektedir" denildi. YASİN’E RAHİP SANTORA CİNAYETİ TELEFONU Sanık Yasin Hayal’in eylemlerinin sıralandığı mütalaada Rahip Santoro cinayetinin ardından Hayal’in kimliği tespit edilemeyen bir kişi yaptığı telefon görüşmesine yer verildi. Telefon görüşmesinde x şahsın, "Bana bak bu papazı kim vurmuş. Aklıma sen gelmeseydin şerefsizim..." dediği, Hayal’in ise, "Oğlum herkes benden şüpheleniyor. Herkes beni arıyor sen mi vurdun diye. On altı yaşındaymış vuran çocuk. Üç beş ay yatar çıkar herhalde" şeklin konuştuğuna yer verildi. ZİRVE YAYINEVİ CİNAYETİ MÜTALAAYA KONU OLDU Mütalaasında 'Zirve Yayınevi Cinayeti’ne’ ayrı bir bölüm ayıran savcı Hikmet Usta, Zirve Yayınevi Cinayeti kapsamında ele geçirilen bir toplantıya ait ses kaydında ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerine ilişkin alınması gereken önlemlerin sıralandığı belirtti. Söz konusu ses kaydında "Bence bunların hepsi Yunanistan’a gönderilmeli. Rahip Santaro gibi..." denildiğinin belirtildiği mütalaada, "Ses kaydının olduğu tarihte Rahip Santaro’nun öldürülmüş olduğu anlaşılmıştır" denildi. ERGENEKON’UN TRABZON HÜCRE YAPILANMASI "Dink cinayeti gizlilik kuralları ve örgütsel hiyerarşiye azami özen gösteren Erhan Tuncel ve Yasin Hayal yönetiminde Ergenekon Terör Örgütünün Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu değerlendirilmektedir. Sanıklar gerçekleştirdikleri eylemleri ile Türkiye’nin herkes için güvenli bir ülke olmadığını ortaya koymak, ermeni kökenli vatandaşlarımızın ve yabancıların Türkiye’de bulunan varlığına karşı önemli kırılma noktaları oluşturmayı hedeflenmişlerdir. "CİNAYET NEDENİYLE TÜRKİYE MAHKUM OLDU" Özellikle Dink suikastıyla ülkemizin kamu düzeni ve vatandaşlarımızın huzuru önemli ölçüde bozulmuş ve tamiri zaman alacak bir yara açılmıştır. Bu cinayet Türkiye’de hangi etnik kökenden gelirse gelsin yüzyıllardır barış ve huzur içinde yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlarımız, bu suikastın acısını yıllardır yüreklerinde taşımışlardır. Bu olay nedeniyle Türkiye Devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılanıp tazminata mahkum olmuştur."
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.