
Dervişoğlu'ndan Öcalan'a statü isteyen Bahçeli'ye yaylım ateşi
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu'ndan Öcalan'a statü isteyen Devlet Bahçeli'ye yaylım ateşi geldi...
Gazete Güncel- MHP lideri Devlet Bahçeli'nin dünkü grup toplantısında terörist elebaşı Abdullah Öcalan için yaptığı “Öcalan Barış Süreci Koordinatörü olsun” çağrısı gündemdeki yerini koruyor. İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Bahçeli'yi yaylım ateşine tuttu. "Bu deliliği durdurun" diyen Dervişoğlu "Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya çalışmak bir rezilliktir... Devlet kanlı katilin aklıyla hareket etmez" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun açıklamalarından önemli başlıklar şöyle;
-Hakikatın çarpıtıldığı yerde vatandaşın geleceği de karartılır. Dev işsiz ordusu gündemdeyken yüzde 8'lik bir işsizlikten bahsediyorlar. Milyonlarca fidan geleceğine inancını yitiriyor.
-Türkiye genelinde icra dosyaları 24 milyon. Bu sıradan bir borç olmanın çok ötesinde. Geleceğimizi ipotek altına alan ağır bir yüktür.
"İNSAN İÇİNE ÇIKACAK DURUMLARI OLMADIĞI İÇİN..."
-İnsan içine çıkacak durumları olmadığı için yurt dışında esnaf ziyareti yapıyorlar. Yüzlerce fabrika ya satılık ya kiralık. Bir fabrika finansmana ulaşamadığı, borçlarını ödeyemediği, ürettiğini satamadığı için satılır.
"25 YILLIK BU SANAT ESERİNİN FAALİ KİM SAYIN ERDOĞAN?"
-Nüfus ve doğurganlık azalıyor. O yanındaki emredersiniz tayfasına izin ver de vatandaşa bir bak. Önmeler, paketler açıklıyorsun. Boşanmalar artmış, evlilik oranları düşmüş, Adrese teslim ihalelerden yandaşları zengin etmekten nefes almaya fırsat bulamamışsınız.
"UTANIYOR MUSUN SAYIN ERDOĞAN?"
-25 yıllık bu sanat eserinin faali kim sayın Erdoğan. Bu millet kimden hesap soracak biliyor musun?
-Gördüğüne bakmaya yüzün mü yok, utanıyor musun sayın Erdoğan? Soruyorum sana...
-"Dediğimiz dedik, çaldığımız düdük" diyorlar. Anayasadaki eksiklik nedir de dilinize doladınız... Güce tapınmaktan vazgeçin.
"ASGARİ ÜCRETE TEMMUZDA ARA ZAM YAPILMASI ZORUNLULUKTUR"
-Masa başında uydurulan enflasyon hedefleriyle milleti uyutacaklarını sanıyorlar. Barındığımızı evin kirası birkaç yılda 3'e katlandı. Hayali oranlar milletin tenceresini kaynatmıyor. Kendi gısanı üretemezsen hiçbir ürünü ucuza alamazsın. Bu yangın yerinde çağrımızı tekrarlıyoruz. Asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması insani bir zorunluluktur.
-Türkiye 2 alanda önde. Biri enflasyon diğeri de yabancı ülkelere yardım ve hibeden. Dünyanın yozlaşma ve yolsuzluk sıralamsında da birinciyiz... Bu milletin kursağına el uzatanlardan bunu söke söke alacağız.
"VERGİ MALİ GÜCE GÖRE ALINIR"
-Vergi mali güce göre alınır. Bu ülkede haksız kazançtan önce emeklinin, orta direğin cebine çökmektedir. Gelir vergisinin yüzde 3'ü ücretlinin cebinden alınıyor. Bu orta direğin infaz edilmesidir. Gelir vergisinde çalışanın yıllık kazancı arttıkça bir üst seviyeye çıkar. Gelişmiş ülkelerde bu durum böyledir. Bugünkü sistemin sonucu 100 TL Maaş alan bir çalışan 60 bin TL gelir vergisi ödüyor. Bu aylık 5 bin lira kayıp demek. Bunun adı çalışanın maaşına pusu kurmaktır.
-Biz buna razı değiliz. Vergi sistemi çalışan için 2. bir enflasyon canavarı olmamalı.
"BİRTAKIM GAZETECİ GÖRÜNÜMLÜ SİYASİ APARATLAR..."
-Son 2 senedir, televizyon kanallarının akşam yayınlarında sürekli kulis haberleriyle ülke siyaseti dizayn edilmektedir. Birtakım gazeteci görünümlü siyasi aparatlar için mutlak butlan davası, ikiyüzlülüğün son dönemlerdeki ekmek kapısı olmuştur.
-Çünkü bu kimseler ne partili siyasetçi, ne de basın emekçisi gazetecidir. Sabah “mutlak butlan” kararıyla uyanmakta, gece “mutlak butlan” kararıyla uyumaktadır.
"SAYIN ÖZGÜR ÖZEL’E BİR ÇAĞRI YAPMIŞTIM..."
-Bu kürsüden aylar önce, Sayın Özgür Özel’e bir çağrı yapmıştım. O masa sizi kurtarmayacak, Hepimizi Türk Milleti ile ittifak kurtaracak demiştim. Gelin, geçmişten dersler çıkartarak, Birlikte mücadele edelim ve bu otoriter yönetimi mağlup edelim demiştim.
-Masadan kalktıkları anda yanlarında bizi bulacaklarını söylemiştim. Halen bu sözlerimin arkasındayım. Sözlerimin önü arkası aynıyla budur. Türk Milletinin egemenliği ve Cumhuriyet’in ihyası dışında bir kavgamız yoktur.
-Bununla birlikte, iktidarın, muhalefeti topyekûn imha etme stratejisinin, sadece bir seçim zaferini amaçlamadığını, Aynı zamanda tek adamlık sürecinin kendileri açısından gerekli bir adımı olduğunu görüyoruz.
-Sırf parti içi iktidarlarının hesabını yaptıkları için bunu zerre umursamayan ve buna payanda olanları da açıkça yadırgıyor ve kınıyorum. Aklı başında dediğimiz nice koca koca isim, iş takibi yapmaktan, memleket takibini unutmuş haldedir.
-Demokrasi, kendi belirlediğiniz rakiplerinize karşı kazandığınız bir gölge boksu değildir. Demokrasi, kazanabilmek için, Sizden daha kötü bir rakibe ihtiyaç duyduğunuz değil, Siz, rakibinizden daha iyi olursanız kazabileceğiniz bir rejimdir.
-Allah aşkına, son 2 senedir Türkiye’yi soktuğunuz bunalımın bir farkına varın. İmamoğlu’nu tutuklayarak, kendi başlattığınız ekonomi programının altına dinamit döşediniz, Mansur Bey’in üzerinde baskıyı arttırarak, Sadece muhaliflerin değil, Kendi seçmeninizin de yargıya güvenini iyice tükettiniz.
"SAYIN ERDOĞAN, SİZ DE..."
-Sayın Erdoğan, siz de siyasi kariyeriniz boyunca atlattığınız bütün badirelere rağmen, halkın desteği ve onayıyla ayakta kaldınız. Sizi koruyan en kalın zırh, halkın teveccühü oldu.
-Halkın desteği sayesinde ittifaklar kurup ittifaklar bozdunuz. Bürokrasiyi, medyayı, iş dünyasını, sivil toplumu demir bir yumrukla yönetirken, bunu hep milli irade söylemine dayandırdınız. Çünkü rakiplerinize kurduğunuz üstünlük, size meşruluk sağladı.
"ÇÖZÜM SÜRECİ ADI ALTINDA..."
-Çözüm süreci adı altında, terör örgütü ile masaya oturmanın sadece bir ihanet projesi olmadığını, aynı zamanda fiili olarak gerçekleşmesi mümkün olmayan bir senaryoya da bel bağladığını bir buçuk senedir anlatmaya çalışıyorum.
-Kimin bizden hangi manşeti aldığı, bizim neyi anlattığımız gerçeğini değiştirmez. Sözlerimiz oradadır, yaklaşımımız bellidir. Yurttaşlık, kardeşlik ve Cumhuriyetten başka bir şey söylemedik, söylemeyiz.
-Geldiğimiz noktada partimiz haklı çıkmıştır. Sözde münfesih terör örgütünün sözcüleri, Sürecin donduğunu ve bütün silahları bırakmanın söz konusu olmadığını söylemektedir.
-Bunlar satır arası yorumlar değil, ayan beyan açık haberlerdir. Ayrıca devletin raporları da bu yöndedir.
-Öcalan’ın, Suriye’de yaptığı özerk yönetim planları, Şam hükumetinin askeri operasyonları neticesinde çökmüştür. İran’da ise, PKK bağlantılı gruplar, Devam eden savaşı bir fırsat olarak görmüştür. Öyle ki, bırakın silah bırakmayı, Trump’ın iddiasına göre, İran’a gönderilen silahlara dahi el koymuşlardır.
-Yani, Öcalan’ın İran’da da bir hükmü yoktur. Ve son olarak, Öcalan, Türkiye PKK’sını da ikna edememiş, Kandil de Öcalan’ın statüsüne yönelik bir adım atılmadıkça, Süreci dondurma kararı almıştır. Çünkü beklenen gerçekleşmemiş, İran düşmemiştir.
-Yeni Büyük Ortadoğu Projesinin meşruiyet pazarında, Terörist başına da statü aranmaktadır. Sürecin tetikçisi başka tekliflere açık olduğunu da söyleyerek diyor ki; Abdullah Öcalan Barış süreci ve Siyasallaşma koordinatörü olsun...
-Biz Terörsüz Türkiye diye ambalajlanan bu ihanet sürecine karşı çıkarken hep dedik ki;
Bir teröristin aklıyla iş yapmaya kalkıyorsunuz. İhanet komisyonu onun önerisi… Umut Hakkı onun beklentisi… Barış tarifi onun tarifi… Statü onun talebi. Her şeyi o KOORDİNE ediyor dedik.
"ÖCALAN TAK DİYE SÖYLÜYOR, SİZ ŞAK DİYE YAPIYORSUNUZ"
-Öcalan tak diye söylüyor, siz şak diye yapıyorsunuz dedik. Hayır, bu süreç devlet aklının süreci dediler.
Bugün gelinen noktada, İmralı’daki terör hükümlüsüne önerdikleri görev ortada, KOORDİNATÖR olsun diyorlar.
-“Öcalan canisi koordine ediyor” dediğimizde bize etmedik laf bırakmayanlar, bugün “Koordinatör olsun’ diyor. Bu bir itiraf değil de nedir? Onlar utanmıyor ama biz haklı çıkmanın hüznünü yaşıyoruz.
-Bu, belli ki Atlantik enstitülerinin raporlarından arayıp buldukları bir sıfattır. Belli ki kırmızı hatla, elden ele iletilmiş bir rica ve talimattır. Terör örgütünü kuran, yöneten, infaz emri veren caniye barış, Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırmaya çalışan teröriste siyasallaşma, Hatta devlet içinde bir pozisyon bahşediyor.
"BU İHANETİ DERHAL TERK EDİN!"
-Devlet, bir kanlı katilin aklıyla hareket etmez. Komisyon, katilin aklı. Umut hakkı, katilin aklı.
Olmayan savaşa barış, katilin aklı. Cumhuriyetin eşit yurttaşı Kürtlere vasilik, katilin aklı. Yahu bütün bunları terör örgütü ve bu terörist yapıyorsa, siz nesiniz, siz kimsiniz? İktidar ya da muhalefet, kim neyi anlarsa anlasın, Bir kez daha altını çizerek söylüyorum; bu ihaneti derhal terk edin!
-Türk Milleti’nin varlığına kastetmiş bir katile statü arayanlar, bu deliliği durdurun! Açıktır ki, Mecliste kurulan korsan komisyonun raporunu gerçekten okuyan tek parti İYİ Parti olmuştur. Bu masaya oturan aktörler, altına imza attıkları raporun içeriğini hiç okumamış gibi hareket etmektedir. Bu rapor, her şeyden önce sürecin devamını PKK’nın silah bırakması koşuluna bağlamaktadır.
-Bunun altına DEM Parti de imzasını atmıştır. Durum böyleyken, örgütün silah bırakmak için ilave şartlar öne sürmesi sürecin bizzat Kandil tarafından tanınmadığının ilanıdır.
"ÖCALAN’I KÜRTLERE KAYYIM ATAMAYA ÇALIŞMAK BİR REZİLLİKTİR"
-Peki, hiçbir silahlı gruba hükmedemeyen, söz geçiremeyen Öcalan’a bu kadar iltifat etmenin ne gereği vardır? Benim en büyük duam, insanların rezil olmadan yaşlanmasıdır. Bu 1,5 senelik süreçten geriye büyük bir rezillik ve utanç kalmıştır. Türkiye’nin ulusal güvenliğini Öcalan’ın iki dudağı arasına sıkıştırmak bir rezilliktir. Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya çalışmak bir rezilliktir.
-Cumhuriyetin vatandaş ve devlet arasında kurduğu ilişkiyi ortadan kaldırmaya çalışmak, Öcalan gibi komisyonculara paye vermek bir alçaklık ve rezilliktir. Bu eli kanlı katili meclis kürsüsüne davet etmek ve Onu bir statüyle korumaya almaya çalışmak bir alçaklık ve rezilliktir.





HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.