1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Gülistan Doku soruşturması: ABD'de tutuklu Altaş'tan 'cinayet' mektubu
Gülistan Doku soruşturması: ABD'de tutuklu Altaş'tan 'cinayet' mektubu

Gülistan Doku soruşturması: ABD'de tutuklu Altaş'tan 'cinayet' mektubu

AKŞAM, Gülistan Doku soruşturması şüphelisi Umut Altaş ile ABD'deki cezaevinde görüştü, savcıya gönderdiği itiraf mektubuna ulaştı. Türkay'ın "Bir kızı öldürdüm kafasına sıktım" dediğini söyleyen Altaş, "Türkay Sonel'in bagajından ceset-kan kokusu geliyor

A+A-

Gazete Güncel- Washington Temsilcimiz Yavuz Atalay'ın ABD'de izini bularak tutuklanmasını sağladığı Umut Altaş'ın Tunceli Başsavcılığı'na gönderdiği mektuba da ilk kez AKŞAM ulaştı.

Altaş'ın itirafnamede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu M. Türkay Sonel'in kendisine "Bir kızı öldürdüm. Babam halletti, cesedi gömdük" diye yazdığı görüldü.

AKŞAM Washington Temsilcisi Yavuz Atalay

AKŞAM Washington Temsilcisi Yavuz Atalay, Gülistan Doku soruşturmasının ABD'deki sanığı Umut Altaş'la tutuklu bulunduğu Pensilvanya'daki cezaevinde görüştü.

 

AKŞAM, Tunceli'de 5 Ocak 2020'de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasının kilit ismi Umut Altaş'ın peşini bırakmıyor. Olaydan 6 yıl sonra dosya 'kayıp' vakasından 'cinayet' soruşturmasına dönüştü. Bunun üzerine delilleri kararttığı belirlenerek tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in yakın arkadaşı olan Umut Altaş, ABD'de tutuklandı. Washington Temsilcimiz Yavuz Atalay, izini bularak tutuklanmasını sağladığı Altaş'ı cezaevinde ziyaret etti; olayı aydınlatacak kritik bilgilere ulaştı. Atalay, izlenimlerini şu şekilde kaleme aldı;

5 AYRI GÜVENLİK NOKTASI

Umut Altaş... Son olarak, Mayıs 2026 tarihinde AKŞAM'a röportaj vermiş; röportajın ardından New York'ta yakalanarak gözaltına alınmış ve birkaç gün süren işlemlerin ardından şu an bulunduğu Pensilvanya eyaletindeki Moshannon Valley ICE Gözaltı İşlem Merkezi'ne gönderilmişti. Altaş, o tarihten beri bu merkezde tutuluyor...

Geçtiğimiz günlerde hâkim karşısına çıkan ve ABD'li yetkililer tarafından Türkiye'ye iade edilmesi yönünde talepte bulunulan Umut Altaş'ı mahkemeden önce, hapishanede ziyaret ettim. Sabah saat 10.15'te merkeze giriş yaptım. İlk güvenlik noktasından geçip bekleme salonuna varmış oldum. Yaklaşık 10 dakika sonra bir kadın gardiyan geldi. Mahkûmlar ile aramda sadece tel örgülerin olduğu alandan beni yürüterek ve yaklaşık 4 güvenlik noktası geçerek başka bir binaya götürdü. Getirildiğim alan, Umut ile buluşacağım alandı...

Bulunduğum alanda; içerisinde içecekler, yiyecekler ve atıştırmalıklar olan otomatlar vardı...

TEK KİŞİLİK HÜCREDE

Bir sandalyeye oturdum. Karşımda plastik bir engel vardı ancak etrafından dolaşmak istesem, Umut'a fiziki olarak erişmem mümkündü. Tek kişilik hücrede bulunan Umut'a geldiğim haber verildi. Buna rağmen Umut gelmedi. Salonda benimle birlikte gözetim ve kontrol amacıyla bulunan, bana eşlik eden kadın gardiyan birkaç kez daha arayıp Umut'a haber verilmesini istedi... Sonunda, erkek bir gardiyan eşliğinde Umut salona getirildi. Ben, önümde plastik bir önleyici; karşımda Umut ve onun da arkasında kadın gardiyan...

Umut Altaş

BAKIMSIZ VE ZAYIFLAMIŞ

Umut'un başında takke vardı. Siyahilerin kendisine verdiğini, ibadet için taktığını söyledi. Tırnakları, saçları ve sakalları çok uzundu. New York'taki röportajımızdaki hâlinden çok daha fazla zayıflamıştı. Salona tişört ile geldi. Altında eşofman vardı. İki kolu da şiddetli bir şekilde titriyordu. Bir şeyler yemek istedi. İstediği şeyi söylediğinde gardiyan ücret karşılığı otomattan alıp Umut'a verdi. Oturup konuşmaya başladık...

ANNE-BABASINI SORDU

İlk olarak annesini ve babasını 'hâlâ içerideler mi' diye sordu. "Evet" dedim. "Neden hâlâ içerideler, onların ne suçu var?" dedi. Yeni hatırladığı bir şeyler olup olmadığını sordum. "Bir şeyler hatırladım gibi" dedi. Umut ziyaret öncesinde de beni telefonla arıyordu... Son telefon görüşmemizde bana, "Bana internetten biraz araştırma yapar mısın; olay nasıl oldu? Belki bir şeyler hatırlarım" demişti. Ben de bir sonraki aramasında kendisine olaylara ilişkin yer ve zaman bilgisi verdim.

DOSYAYI POSTALAYACAK

Ziyaretimde elinde bir dosya ile geldi. Bu dosyada hatırladıklarını içeren bir mektup vardı. Fiziki olarak bu mektubu ziyaretçiye teslim etmesi yasaktı. Umut, bu mektubu postalayacağını söyledi.

Hapishanede ilk güvenlik noktasına varışımdan Umut ile buluştuğum noktaya varıncaya kadar saat 11.00 olmuştu. Kendisi ile saat 14.00'e kadar görüştüm. Türkiye'ye kendi isteği ile gitmek isteyip istemediğini konuştuk. Kesin bir karar vermiş gibi durmuyordu. Şimdi, "İçeride 3 saat boyunca ne konuştunuz?" diye soracaksınız. İlk kez AKŞAM'da okuyacağınız mektubun içeriği ile hemen hemen aynı şeyleri konuştuk...

Tuncay Sonel

ARAÇTA KAN KOKUSU VARDI

Tunceli Başsavcılığı'na yazdığı mektupta Gülistan Doku cinayetinin öncesi ve sonrasında yaşananları anlatan Altaş, "Türkay Sonel'in bagajından ceset-kan kokusu geliyordu" ifadesini kullandı.

Altaş, Gülistan'ın kaybolmadan bir gün öncesinden itibaren yaşananları mektubun tek tek şöyle anlattı: "4 Ocak 2020'de 23.00'da Türkay beni YURTKUR'un önüne götürdü. 'Niye buradayız?' dedim. 'Bekliyoruz işte' diye cevapladı. Sonra, simasını göremediğim bir kız, korkarak apar topar içeri girdi. O içeri girdikten sonra da Türkay ile hızlıca oradan ayrıldık. 5 Ocak'ta 12.00 gibi Hanımeli kafeye, 13.00 gibi Valilik Konağı'na gittik. Garaja çekti arabayı. Polis telsizi açıktı... Bir süre sonra bir anons geldi. Türkay içinden küfretti ve bir yere doğru gitmeye başladık. Sonra beni indirdi, 15-20 dakika sonra gelmeyince Türkay'ı aradım. Cevap vermedi. Yanıma hızlıca geldi 'Bin, bin, bin arabaya!' dedi. Savaştan çıkmış gibiydi. (Umut Altaş, AKŞAM Temsilcisi Yavuz Atalay'a bu olayı yüz yüze anlattığında, "Arabaya bindiğimde tuhaf bir koku vardı. Ceset, kan kokusu gibi. Bagajdan geliyor olması lazımdı..." ifadelerini kullandı.)

Mustafa Türkay Sonel

TABANCAYI BANA TUTTURDU

Altaş mektubuna aynı akşam Türkay Sonel'in aracıyla kendisini yeniden aldığını belirterek şöyle devam etti: "Telefonumdan koruma Şükrü'yü aramamı istedi. Aradım, açmadı. Sonra Şükrü'ye mesaj atmamı istedi. Yazmamı istediği mesaj, 'Hallettin mi?' idi... Ertesi gün Türkay beni yine arabayla aldı. Yolcu koltuğunda silah vardı. Türkay bana, 'Silah orada kalmış, onu torpidoya koyar mısın?' dedi. Üzerinde Türk bayrağı olan silaha dokundum ama sonra sildim. Türkay bana, 'Neden temizliyorsun?' dedi, ben de 'Tabii ki sileceğim' dedim."

'DAYANAMADIM SIKTIM' DEDİ

Altaş mektubunda yaşananlardan bir süre sonra M. Türkay Sonel'in kendisine cinayeti itiraf ettiğini şu sözlerle anlattı: "Türkay'ların evinde otururken 'Kanka birini öldürdüm, haberin olsun' dedi. 'Ne diyorsun oğlum, saçmalama kimi öldürdün, neden öldürdün' diye sordum. 'Bir kızı öldürdüm, çok bağırıyordu, arabadaydık, dayanamadım kafasına sıktı' dedi. 'Baban ne yaptı?' dedim. Bana gülerek 'Yo, o halletti zaten, ayarladı bir şeyler' dedi. 'Ceset nerede? dedim. 'Gömdük kanka' dedi. Nereye diye sordum 'Bilmiyorum' dedi."

Umut Altaş mektubunu "Türk adaletine bugüne kadar sığınmadığım için affınızı diliyorum" sözleriyle bitirdi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.