1. HABERLER

  2. GENEL

  3. Üzerimizden silindir ile geçtiler -2-
Üzerimizden silindir ile geçtiler -2-

Üzerimizden silindir ile geçtiler -2-

Ahmet Metin Karadayı suskunluğunu bozdu. Karadayı Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen sürecini anlattı... İşte dün birinci bölümü yayınlanan söyleşinin işte ikinci ve son kısmı...

A+A-

Erzurum Güncel- Erzurum’un kanayan yarası New City’nin kurulum aşamasında yaşanan sancılı süreci ayrıntıları ile anlatan Ahmet Metin Karadayı, röportajın ikinci kısmında Büyükşehir Belediyesi’nin yerel seçimlerden sonra sergilediği tavrı ve projede gelinen son noktayı Pusula ile paylaştı.

İhaleyi iptal ettiler

 Mehmet Sekmen seçimlerin ardından Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturur oturmaz bana New City ihalesinin iptal olması gerektiğini söyledi. Nedenini sorduğumda da bana, “ Belediye başkanlığından sonra bakanlık işim var. Bu nedenle ihale süreci geçtiği için riskli işlere imza atmıyorum” dedi. Ben yine fedakârlık yaptım ve ‘tamam’ dedim. Bana “Git sen kendi arsana inşaatlarını yap, diğer kısımları da ihale yaparız daha sonra oraya da başlarsın. Bizim belediyeye yatırmış olduğun 16 trilyon lira para var. O parayı da sana iade edeceğim” dedi. Kabul ederek getirdikleri evrakları da imzaladım.

 

 

Alacaklı gittim borçlu çıktım

 Sabahleyin kalkıp belediyeye ödediğim 16 trilyon lirayı almaya gittim. Aslında bu paraya benim ihtiyacım yoktu, yeniden ihaleye çıkıldığında bu parayı orada kullanmayı planladık.  Sabah Belediyenin muhasebesine gittiğimizde bizim önümüze farklı bir tablo koydular. Bize 2 milyon lira ihale iptal oldu diye teminatımızın yandığını söylediler. Ruhsatsız iş yaptığımız gerekçesi ile 650 milyar lira ceza kesmişler. İptal ettikleri arsanın içerisinde olan KDV’sini de bizden aldılar. Anlayacağın 16 trilyon lirayı almaya gittik, kesilen cezalar ile 430 milyar lira da borçlu çıkardılar belediyeye. Başkan Sekmen sağ olsun onu da “ Ahmet’in bu ara eli darda sıkıştırmayın, bir ara getirir verir” demiş. Erzurum’da 16 trilyon lira sermayesi olan kaç esnaf vardır? Kim bir anda bu kadar nakit parayı silebilir? Bu kadar ceza yazılır mı? Ben bunu duyunca Cuma vakti idi ve Ramazan Ayı idi, belediye başkanına küfür etmedim ama ağzıma gelen her şeyi söyledim. Siz işadamı alarak gidip belediye başkanına durumunuzu anlatıyorsunuz, o da bu durumu bilerek sizi köşeye sıkıştırıyor!

 Sonra iş çıkmaza girdi. Havada seyir halinde olan uçağın bir anda motorları durduğunda ne olur? Tabi ki düşer. Biz bir yıldır sabrediyoruz, halende sabrediyoruz. Bu arada işler durunca ekonomik olarak sarsıldık. Banka kredileri durdu, ödemeler durdu, satışlarımız durdu.

 Bu süreç sizi ekonomik olarak etkiledi, peki daha sonraki oluşumlar nasıl gelişti?

 Aradan birkaç ay geçtikten sonra yaptığımız görüşmelerde Şerafettin Arslan olayını Sekmen çıkardı. Beni çağırdılar, gittiğimde Şerafettin Aslan’da yanında idi. Mehmet Sekmen bana,     “ Sen yara aldın, yıprandın. Bu projeyi tek başına yapamazsın” diyerek iş yaptığım üç firma ile ortak olmamızı istedi. Bu firmalar Şerafettin Aslan, Kilim Mobilya ve Sözaş idi. Bu insanlar ile birlikte olup bir şirket kurmamızı ve şirketin başında da Şerafettin Aslan’ın olması gerektiğini, kendisinin de destek vererek beraberce işi tamamlamamız gerektiğini ifade etti. Ben bu tekli de kabul ettim ve bu oluşuma girdik. Şerafettin Aslan’ın işyerinde yaklaşık bir ay boyunca çalıştık. Uygulayacağımız sistem; Şirket kuracağız, bir havuz oluşturacağız ve bu havuzu da benim mal varlıklarım ile oluşturacağız. Hasani Basri benim kendi şahsi arsamdır ve bugün ki değeri 15 trilyon liradır. Akkent benim şahsi arsamdır ve bugün ki değeri 6 trilyon liradır. Biz bunların ufak tefek sıkıntıları vardı, çözerek havuza teslim ettik. Yaptığımız çalışmaları da rapor haline getirerek belediye başkanına sunuyorduk. Arsalar ile birlikte benim şehir dışında 3 trilyon 800 milyar lira tutarında çekim vardı. Şerafettin Aslan’ın müdürü ile birlikte gidip o çekleri de alıp geldik ve havuza koyduk. Bu arada 4,5-5 trilyon lira para harcayarak aşağı yukarı 25 trilyon lira civarında havuza para aktardık.

 Arsalar başkalarının üzerinde

 Benim bir tane arsam Kilim Mobilya’da dır,10 dönümlük. Biri Sözaş’ta dır. Ancak biz bütün yapılanların oyun olduğunu, Şerafettin Aslan’ın oyunu olduğunu bilemedik. Düşünün bir adama tüm her şeyinizi toparlayıp teslim ediyoruz, o insan o mal varlığının üzerine konmak için “Nerede 160 milyon?” diyor. Ne oldu, bir anda oyun bozuldu ve ortaklık bitti. Düşünün ben bu halde iken birine götürüp 25 trilyon liralık mal nasıl devir yapayım. Neden devir yapayım? Bu belediye başkanı ile Şerafettin Aslan’ın oynamış olduğu bir oyundu. Biz o psikoloji ve o durumda getirip o malları verdik. özellikle söylemeliyim, Hasani Basri ihalesine İmar İskan ihalesi olduğu için benim adıma Akif Kara girmiştir. Hasani Basri arsasının ihalesini alan da benimdir. İşleri orada yürüten de bendim ama getirdik Şerafettin Aslan’a verdik. Arsa üzerinde yaptığı planlar ciddi manada çok farklıydı. Şahitlerim de var, Kamil Doğan şahittir; Şerafettin Aslan bana “Sana 10 trilyon lira vereyim kaç git bu şehirden” dedi. Bizde kendisine bu şehirden gitmeyeceğimizi, bu şehrin bizim olduğunu söyleyerek teklifinin hoş olmadığını ifade ettik. Her şeye rağmen projeyi tamamlamak için çaba sarf etmemiz gerektiğini söyledik.  Burada sorun para pul sorunu değil, insanlardan yer almışız, yer satmışız, ticaret yapmışız. Tüm bu işleri toparlamamız gerekiyordu.

 

 

 

Planlar yapıyorlar

 Halen arsanın üzerinde planlar yapıyorlar. Sayın Belediye Başkanı Mehmet Sekmen televizyon televizyon gezerek “ projeyi ben yapacağım” diyor. Tamam, kabul sen yap yap ta sen burayı nasıl yapacaksın?

 

Oluşumda başarısız olmuş, peki şu an arsalar kimin üzerinde?

 

 Hasani Basri’nin arsaları, Akkent’in arsaları ve 3,5 milyon liralık çekim Şerafettin Aslan’ın üzerindedir. Kilim Mobilya ve Sözaş ile yaptığım anlaşmada (onlara işyeri satmıştım) teminat olarak daha bu işler olmadan New City deki kendi arsalarımı vermiştim. 20 dönümlük arsamı ipotek olarak vermiştim. Kilim Mobilya ve Sözaş bu projenin destekçisi olmuşlardır, hep yanımızda durmuşlardır. Bu süreçte beni yıprattıkları gibi ikisini de yıpratmışlardır.

 

Peki, daha sonra ne oldu, belediye ile neden ipler koptu?

 

Belediye ile iplerin kopması şöyle; Bizler boşuna uğraşmışız, belediyenin farklı varmış ve bir yıl boyunca bu planlarını uygulamışlar. Bu arsada zaten gözleri vardı. Bazen resim paylaşıyorlar geceleri çalışıyoruz diye. Bu adamlar geceleri gezip gündüz operasyon yapıyorlar. Bizleri yıpratıp dizlerimiz üzerine çökertmek için, şehri terk etmemiz için uğraş verdiler. Şu an ellerinde projeleri ve taslağı hazır.

 İnsanlardan fark istiyorlar

 Belediye’nin projesi hazır ama bu projeyi uygulamak için insanlardan metrekare başına 1 milyon 750 bin lira fark istiyorlar.  öyle sinsi bir plan ki bu bizi hiçe sayarak yeni bir yapılanma yapılıyor algısı ile vatandaştan fark istiyorlar. örneğin; Sen benden 100 milyar vermiş daire almışsın. Dairenin şu anki değeri de 300 milyon lira. Bende sana diyorum ki kardeşim dairenin değeri 400 milyon lira, 100 vermişsin 300 milyon lira daha fark vereceksin. İyide şu an zaten dairenin değeri 300 milyon lira. Belediye arada vatandaşın ödediği parayı hiçe sayarak kendi hesabını yapıyor. 


 

 

 Peki, siz ne düşünüyorsunuz, şu anki planınız ne? Dedikodular had safhada, büroyu kapatıp kaçtığınız söyleniyor.

 Erzurum halkı şunu iyi bilsin, belediyede iyi bilsin. Biz bu projenin halen daha arkasındayız. Bizim bir yere kaçtığımız, göçtüğümüz yok. Kendi ilimizde kendi memleketimizdeyiz. Ancak yaşanan süreç öyle insanların psikolojik dengesini bozdu ki artık kimsenin tahammülü kalmadı.  Muhatap sayısı 1100 dür, bunun 450’si hak sahibidir. Ofiste oturduğum zaman gelen insanlara nasıl bir cevap vereyim? Elimde bir veri yok, netleşen bir şey yok ki koltuğumda oturup insanlara ‘kardeşim git iki yıl sonra gel’ diyeyim. çünkü biz iki yıl sonramızı da göremiyoruz bu belediye ile. Bu nedenle büroyu açık tutmamızın bir anlamı yoktu, insanların ciddi manada psikolojileri bozuldu.

 Bundan sonra ne olacak?

 Şimdi bir hikâye vardır; Yan komşunun evi yanıyor. Komşusu çıkıp bakıyor ki Ahmet’in evi yanıyor. Diyor ki ‘bırakın yansın.’ Bu Ahmet’in evinin yanma meselesi değil. O yangın sana da sıçrayacak, bunu ifade etmek istiyorum. Bu sadece benlik veya New City sorunu değil, her sektörün sorunu. Soruyorum şimdi; Sen belediye başkanı mısın yoksa işadamı mısın? Bir kere onun adını Mehmet Sekmen koyacak. İşte su fabrikası kurdu, yurt işletiyorlar, özel idareden kiralık yurt almışlar. Senin ERçİMSAN yönetiminde ne işin var? Neden, sıra Lütfü Yücelik’e mi geldi? Lütfü Yücelik Erzurum’un çınarı değil midir? 

 

Seçimler geldi ve AK Parti seçimlerde oy kaybına uğradı. Seçim sonuçlarına sizce bu yaşananlar etkili oldu mu?

 Kesinlikle oldu. Seçimlerin sonucunun yüzde yüz faturası Mehmet Sekmen’indir. Hem esnafa yapılanlardan hem de New City’ye yapılanlardan dolayı seçimlerde AK Parti çok oy kaybına uğramıştır. Açık söylüyorum Erzurum’u çok iyi günler beklemiyor. Göreve geldiği günden itibaren yaklaşık 1,5 yıl geçti. Allah aşkına bana bir tane Erzurumlu iş adamı göster ki belediyeden iş almış olsun. İstanbul uçağında Rolex saat takan adamlar geliyor buraya dosyayı veriyor işi alıp gidiyor. Geçenlerde 10 tane fırıncı gelmiş Ticaret Odası’ndan kaydını sildirmiş. Batmışlar adamlar, belediye getirmiş fırın kurmuş. Fırınla falan belediyenin ne işi olur? Esnafın yanında olması gereken bir kurum esnafın iflas etmesini sağlar mı? Belediyecilik hizmeti farklı şey ticaret farklı şey.

 

 

 Bu anlattıklarınız işadamları ve esnaf arasında sıkça konuşuluyor ve ciddi rahatsızlık var. Ama sizinle ilgili merak edilen şeyler de var. İşyerinizi tasfiye edecek misiniz? Birde iflas erteleme kararı aldırdınız. Bu devam edecek mi, iflasınızı verecek misiniz?

 

 İflas erteleme tedbir amaçlı yapılan bir karardır. Şu anda mahkeme sürecindeyiz, bu ayın sonunda mahkememiz var. Mahkeme işler rayına girene kadar sürer diye tahmin ediyorum. Şimdi New City öyle bir sorun ki bu sorun Ahmet Metin Karadayı’sız çözülemez. Buna her kez inansın. Mehmet Sekmen Bey çıkıp televizyonda ‘seçimlerden sonra ben yapacağım’ diyor. Ya yap ta nasıl yapacaksın? Beni muhatap almadan bu işi yapma şansı yoktur. Bu ifadeler seçim üstü verilen sözlerdir. Nasıl yapacak ise açıklamasını istiyorum. Ben oraya 80 trilyon lira para harcadım. İnsanları mağdur etmeden nasıl yapacağını anlatsın ben hakkımdan feragat edeceğim. Yeter ki millet mağdur olmasın. Vatandaş belediyeye gittiğinde onlara ‘gidin Karadayı hakkında dava açın’ diyor. Karadayı bu şehirde bir iş adamı. Ben 22 yaşında iken Ticaret Sanayi Odası başkan yardımcılığı görevi yaptım. Belki Erzurum da bu ilktir. O dönemden beri şehrime hizmet etmişim, her kuruma yardım etmişim, sivil toplum örgütlerinde yer almışım. Mağdur insanların yanında olmuşum. Sen kalkıp üzerimi çizerek bana sahtekâr damgasını vuramazsın.

 

 Hasani Basri ve Akkent projelerinde ki hak sahipleri mağdur oldukları gerekçesi ile dolandırıldıklarını ileri sürerek hukuka başvurabilirler. Yarın hukuki bir süreç başladığında tavrınız nasıl olacak?

 

 

 

İnsanların dava açması doğaldır. Ancak dava açarken belediyeyi de dikkate almak lazım. Sonuçta orada bir New City şantiyesi yatarken benim Hasani Basriyi yapma şansım yok ki, Akken’ti yapamam ki. Bir de bu kadar oyunun içine gelmişsin. Biz şimdiye kadar şükür olsun ki bir şeyleri alıp insanları kandırma operasyonları yapmamışız. Yapsak zaten şimdiye kadar alırlardı bizi. Şimdi arsalar orada ve değerleri belli. Aldığımız paralardan çok daha fazla. Ama bir belediye başkanı sizi bir ortaklığa sokup arsaları elinden alıyor ise ben nasıl bir hareket yapabilirim? Nasıl bitirebilirim o inşaatları? Burada yalnızca suçlu ben miyim? Bu süreç birbiri ile bağlantılı. Dava açılacaksa bu komplike bir dava olmalı.  

 

Mahkeme iflas erteleme kararı verirse süreç nasıl olur?

 

 Bizim mahkeme kararı ile 52 milyon lira mal varlığımız tespit edilmiştir. İflas verse bile bizim çok borçlu muhatabımız yok, mallarımız borçlarımızı karşılıyor. Vermiş olduğum tapular var, o insanlar tapularını alırlar. Borç miktarı belirlenir, benim mahkemeye verdiğim, beyan ettiğim gerçek mal varlığım borcu karşılıyor. Ancak ben iflas erteleme kararı verileceğini tahmin etmiyorum şu süreçte.

 

 

 

Son olarak bir mesajınız var mı?

 

 

 

Şimdi kendi belediyemize girdiğim zaman kendimi yabancı olarak hissediyorum. Sanıyorum ki burası Erzurum Büyükşehir Belediyesi değil, Ankara belediyesi. Hiç kimseyi tanımıyorum, adeta kadro yerle bir edilmiş. Erzurum’un kökümü kurudu ki bu kadar insan dışardan transfer ediliyor. Eskiden gittiğimizde yanımızda yöremizde tanıdığımız işadamları, Erzurumlu işadamları vardı. Şimdi bakıyorsunuz İstanbul’dan gelen insanlar var, dosya veriyorlar iş alıp gidiyorlar. Erzurum’un yarayan kanası Mehmet Sekmen’dir. Dört tane çiçek ile böcek ile bu işler olmaz. Halen Ahmet Küçükler’in geçmişte yaptığı işleri kendisi yapmış gibi insanlara lanse ediyor. Buradan işadamlarına ve sivil toplum örgütlerine seslenmek istiyorum. Erzurum’a sahip çıksınlar, Erzurum talan ediliyor. Bugün ayaklarına batmayan diken yarın daha fazla canlarını acıtarak zarar verebilir. Esnaf odalarının tüm sektörlere sahip çıkmaları gerekiyor. Ticaret Sanayi Odası’nın başta kendine sonrada tüm esnafa sahip çıkması gerekiyor. Bizler yıllardır bu şehre hizmet ediyoruz, ama üzerimizden silindir ile geçtiler. Ancak her şeye rağmen ayaktayız, bir yere gitmiyoruz ve mücadelemize devam ediyoruz.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.