1. HABERLER

  2. GÜNCEL MEDYA

  3. Bülent Arınç, İsmail Saymaz'ın kelepçeli görüntüsünü yorumladı: Trajikomik
Bülent Arınç, İsmail Saymaz'ın kelepçeli görüntüsünü yorumladı: Trajikomik

Bülent Arınç, İsmail Saymaz'ın kelepçeli görüntüsünü yorumladı: Trajikomik

'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasıyla gözaltına alınan ve hakkında ev hapsi kararı verilen İsmail Saymaz'ın ayak bileğine takılı elektronik kelepçe ile görüntülerine ilişkin paylaşım yapan Bülent Arınç, "Bu görüntü trajiktir" sözlerini kulla

A+A-

Gazete Güncel- Yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesini kapsayan, yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen 'fon krizi' soruşturması yoğun tartışmalara yol açtı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu süreçle ilgili basın ve sosyal medyada yapılan bazı açıklamalar nedeniyle bazı gazetecileri 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasıyla ifadeye çağırdı.

Gazeteciler İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında önce yurt dışı çıkış yasağı ve imza şeklinde adli kontrol kararı verildi; savcılığın itirazı üzerine tedbir 'ev hapsi'ne çevrildi.

Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı ise tutuklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda fon tartışmaları bağlamında "Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa ‘yanlış’, doğruya ‘doğru’ diyen bir seçmenimiz var." sözlerini kullandı.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÇAĞRISI YAPTI

Eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı uzun açıklamada, gazetecilere yönelik yargı uygulamalarına tepki gösterdi ve basın özgürlüğü çağrısında bulundu.

Bülent Arınç, 2009-2016 yılları arasında beş yıl başbakan yardımcılığına ek olarak medya ilişkilerinden sorumlu olduğunu ve ilgili kuruluşların kendisine bağlı bulunduğunu hatırlattı.

İSMAİL SAYMAZ'IN DURUMUNU 'TRAJİK' BULDU

Döneminde Anayasa'da tanınan basın özgürlüğünü 'en geniş yorumuyla' kullandırdıklarını, AB standartlarında ifade özgürlüğü ve habercilik anlayışını benimsediklerini belirtti.

Açıklamasında güncel duruma değinen Arınç, İsmail Saymaz'ın görüntüsünü 'trajik' olarak nitelendirdi.

"MEDYA İLE İLİŞKİLERDEN DE SORUMLUYDUM"

Arınç paylaşımında şu sözleri kullandı:

"Ben, 2009-2016 yılları arasında beş yıl başbakan yardımcılığına ilaveten tüm medya ile ilişkilerden de sorumluydum.

TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, RTÜK ve bağlantılı kuruluşlar hep bana bağlıydı. Onlarla ilkeler çerçevesinde dürüst ilişkiler kurdum.

Selefim olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Beşir Atalay döneminde çıkarılan Basın Kanunu her yönüyle mükemmeldi. Ben de o kanunun gerekçelerine uygun şekilde hareket etmeye çalıştım.

"KANUN ADETA BÜTÜNLÜĞÜNÜ KAYBETMİŞTİ"

Bir taraftan da 1994 yılında çıkan RTÜK Kanunu'nun pek çok maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, kanun adeta bütünlüğünü kaybetmişti.

Bütün paydaşlarla birlikte 2012 yılında örnek bir RTÜK kanunu yaptık. Biz, basın mensuplarına ve gazetecilere Anayasa'da tanınan basın özgürlüğünü en geniş yorumuyla kullandırdık. Onların yaptıkları haberleri takdirle karşıladık. 

"HABERLERDEKİ DOĞRULUĞU GÖZ ARDI ETMEMEK GEREKİR"

Basın özgürlüğü esas olmalıdır; çünkü bu, doğrudan ifade özgürlüğü ile ilişkilidir.

Biz de göreve geldiğimiz ilk yıllarda AB standartlarında ifade özgürlüğünü ve habercilik anlayışını son noktasına kadar götürdük ve bu konuda çok geniş yorumlar yaptık.

Burada esas olan, ceza kanunlarında özgürlükçü bir yaklaşımı benimsemektir.

Bu özgürlükçü yaklaşımda eleştiri ile hakaretin farkını, haberlerdeki doğruluğu, dürüstlüğü ve etik anlayışı göz ardı etmemek gereklidir.

"MUHABİR KARTINI TAŞIMAKTAN ÖTE ÖZELLİKLERİ YOKTU"

O sıralarda dikkatimi çeken bir gelişme oldu.

Yurt dışındaki bazı basın kurumları bize bir liste göndererek 5 veya 6 civarındaki gazetecinin neden tutuklu olduğunu sordular.

Benim kayıtlarımda böyle bir durum yoktu. Arkadaşlarıma, "Bu konuyu araştırın," dedim.

Önümüze gelen liste beni ferahlattı; çünkü bu listede ismi geçen insanların, bir gazetenin veya haber ajansının muhabir kartını taşımaktan öte bir özelliği yoktu.

"ADİ SUÇLARDAN HÜKÜMLÜ VEYA TUTUKLUYDULAR"

Bunlar daha çok o zamanki terör örgütleriyle bağlantılı gazete veya haber sitelerinden gazeteci kimliği kartı almış insanlardı ve banka soygunu ya da gasp gibi adi suçlardan hükümlü veya tutukluydular.

Bunları yurt dışındaki kurumlara aktarınca bu açıklamadan çok memnun oldular; bizi tebrik ve takdir ettiler.

"HAKLI DAVRANIŞIMIZ KARŞILIK BULDU VE HEPSİ BERAAT ETTİ"

Şimdi buradan günümüze gelelim.

Sadece Ergenekon sürecinde gazeteciler ve bilim insanları da yargılanmaya başlayınca, ben özellikle gazeteci olarak bildiğim Nedim Şener ve Mustafa Balbay'a doğrudan sahip çıktım.

Bunların herhangi bir şekilde suçlanmaması gerektiğini söyledim.

Aynı şekilde dört yıl içeride kalmış değerli bir bilim insanı olan Sayın Mehmet Haberal’a bu sürecin her aşamasında sahip çıktım. Bu haklı davranışımız geç de olsa karşılık buldu ve hepsi beraat etti.

"İSMAİL SAYMAZ'IN GÖRÜNTÜSÜ TRAJİKTİR"

Şimdi buradan şunu söylemek istiyorum:

Geçtiğimiz günlerde bir haber kanalında Sayın İsmail Saymaz'a bağlanmışlardı. Sayın Saymaz evinden bazı konular hakkındaki düşüncelerini ifade ediyordu.

Bu görüntü trajiktir:

Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır.

"BU DURUM BENİ GERÇEKTEN ÜZÜYOR"

Bazı arkadaşları da maalesef cezaevindedir.

Bu görüntü aynı zamanda komiktir; Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor.

Bu haliyle Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var.

Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor.

"BASIN TAM ANLAMIYLA HÜR OLMALIDIR"

Bunun da ötesinde, gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır.

İktidarı desteklesin ya da muhalif olsun, toplum olarak bizlerin her görüşten gazetecinin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyacı vardır.

Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez ve doğru değildir.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz günlerde yaptığı partimizin grup toplantısında konuşmasını "Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var." cümlesiyle bitiriyor.

Bu bakış açısı nazarı ile gazetecilerin de eleştirileri, araştırmaları ve haberleri anlayışla karşılamamız gerekmektedir."

Enson Haber

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.