
Çığlık!
Günlerdir Erzurum Adalet Sarayında Gülistan Duku, soruşturmasını takip eden Gazeteci Orhan Bozkurt, Çığlığı duydu ve köşesine taşıdı...
Yıllar... Yıllar önce bu çileli mesleğe adliye muhabiri olarak başlamıştım.
Aradan otuz yılı aşkın zaman geçti. Şimdi sürekli basın kartı taşıyan bir muhabir olarak yine o adliye binasının önündeyim.
Demek ki kader, insanı başladığı yere yeniden getiriyor.
Üç kız kardeşin ağabeyi, bir oğul babası olarak; bu dosyaya artık sadece bir gazeteci gözüyle bakamıyorum.
Çünkü bu kez peşinde olduğum yalnızca bir dava değil...
Bir genç kızın hayatı.

***
Adliye binaları sadece beton değildir.
Kimi zaman bir annenin gözyaşıdır...
Kimi zaman bir bacının tükenmez umudu...
Kimi zaman da gerçeğin peşinden vazgeçmeyen gazetecilerin sessiz nöbetidir.
İşte Erzurum Adliyesi'nin önündeyiz.
Tıpkı içeride adalet bekleyen o aile gibi...
Kapının önünde de biz...
Biz, dışarıda gerçeği bekliyoruz.,
***

Şu Erzurum Barosu...
Ah...
Yine de iyi ki var.
En azından gölgesine sığınıp birkaç dakika nefes alabiliyoruz.
Adli tatil...
Koridorlar sessiz... Salonlar boş...
Ve sonrası...
Şimdilik bende kalsın.
Bu baro... Bu adliye...
Bu sokak... Otuz yılı aşkın meslek hayatımın üç gündür en uzun koridoru oldu.
Ne davalar geçti bu kapılardan...
Ne seçimler... Ne cinayetler... Ne faili meçhuller...,
Kaç iddianame okudum... Kaç müebbet kararını haber yaptım...
Kaç savcı...
Kaç hâkim...
Kaç avukat tanıdım...
Sayısını artık ben bile unuttum. Ama unutamadığım bir şey var. 90'lı yılların o siyah-beyaz, daracık Erzurum Barosu...Bu kadar gösterişli değildi.
Ancak bi o kadar samimiydi. Kapısı herkese açıktı.
Orada sadece hukuk konuşulmazdı...
Vicdan da konuşurdu.
Şimdi bakıyorumda; binalar büyümüş, duvarlar yükselmiş, koridorları genişlemiş...
Ama nefesifimiz daralmış!
Yine aynı adliyenin önündeyim.
Ama bu kez bir cinayetin değil, bir kayboluşun peşinde...
Adı...
Gülistan Doku.
Artık bu dosya yalnızca kaybolan bir üniversite öğrencisinin dosyası değildir.
Bu dosya...
Vicdanın sınavıdır.
Hukukun sınavıdır.
İnsanlığın sınavıdır.
Ve biz burada yalnız değiliz.
Bir avuç gazetecinin kurduğu devasa bir vicdan haber ajansı var..

İşte Tunceli'den Ferit Demir...
A Haber'den Yüksel Akalan...
TRT'den Mikail Kurban...
DHA'dan Salih Tekin...
AA'dan Muhammet Mutaf...
İHA'dan meslektaşlarımız...
ANKA'dan da ben...
Ve daha bu bölgedeki onlarca meslektaşım, daha yolun başındaki stajyer kardeşlerimiz Ali Kaya ile Mehmet Emin Kızılca...
Farklı ajanslardanız.
Farklı logolar taşıyoruz.
Farklı mikrofonlar uzatıyoruz.
Ama aynı gerçeğin peşinden yürüyoruz.
Çünkü Anadolu'da gazetecilik...
Rakip olmak değildir.
Omuz omuza gerçeğe yürümektir.
Birimizin evinde yeni doğmuş bebeği var.
Birimizin yaşlı annesi bekliyor.
Birimizin çocuğu "Baba, ne zaman geleceksin?" diye soruyor.
Ama yine de buradayız.
Çünkü haber beklemiyor.
Gerçek beklemiyor.
Vicdan beklemiyor.
Ve biz de...
Adalet bekleyen o aile gibi...
Aynı soruyu soruyoruz:
"Gerçek ne zaman bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacak?"

Dedik ya; Adliye önünde bekleyen sadece insanlar değildir.
Bekleyen...
Vicdandır.
Bekleyen...
Adalettir.
Bekleyen...
Altı yıldır evine dönemeyen Gülistan'ın dinmeyen çığlığıdır.

Ben...
Üç kız kardeşin ağabeyi...
Bir oğul babası...
Otuz yılı aşkın süredir adliye koridorlarında gerçeğin izini süren bir gazeteci olarak...
O çığlığı duyuyorum.
Ve biliyorum...
Biz yazmazsak...
Biz sormazsak...
Biz takip etmezsek...
Yarın çocuklarımızın hakkını kim savunacak?
Allah'tan gazeteciler var.
Hâlâ...!
Ferit Demir'ler var...
Yüksel Akalan'lar var...
Mikail Kurban'lar var...
Salih Tekin'ler var...
Muhammet Mutaf'lar var...
İHA'da, DHA'da ANKA'da meslektaşlarımız var...
Ve var olmaya devam edecek işte bu mesleği bizden devralmaya hazırlanan Ali Kaya'lar, Mehmet Emin Kızılca'lar var.
Çünkü gazetecilik yalnızca haber yazmak değildir.
Gazetecilik...
Unutturulmak isteneni hatırlatmaktır.
Sessiz bırakılmak istenene ses olmaktır.
Ve adalet yerini buluncaya kadar, o kapının önünden ayrılmamaktır.
Çünkü bazı dosyalar kapanmaz.
Bazı acılar zamanla eksilmez.
Ve bazı çığlıklar, adalet yerini buluncaya kadar susmaz.




HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.