
Erzurum’da Kentsel Dönüşümün Gölgesi: Gelişim mi, "Rantsal" Yerinden Edilme mi?
Erzurum’un tarihi ve köklü mahallelerinde yıllardır süregelen kentsel dönüşüm projeleri, modernleşme vaadinin ardında ciddi bir sosyal yarayı barındırıyor. Muratpaşa, Mahallebaşı ve Kars Kapı gibi yerlerde mülksüzleşme ve düşük istimlak bedelleri iddiası.
Gazete Güncel- ( Haber- Analiz: )Erzurum genelinde yürütülen kentsel dönüşüm projeleri, şehrin fiziksel çehresini değiştirirken, beraberinde getirdiği sosyo-ekonomik tartışmalarla da uzun yıllardır yerel gündemin en sıcak maddelerinden birini oluşturmaktadır. Muratpaşa (Çırçır Mahallesi), Mahallebaşı ve Kars Kapı gibi tarihi ve dar gelirli vatandaşların yoğunlukta yaşadığı bölgeler, bu tartışmaların odak noktası konumundadır.
Kamuoyunda sıkça "rantsal dönüşüm" eleştirileriyle karşılık bulan bu iddialar, mülkiyet hakkı, sosyal adalet ve kentsel rantın paylaşımı ekseninde şekillenmektedir. İşte geçmişten günümüze Erzurum’daki dönüşüm projelerine yönelik dile getirilen iddiaların, mağduriyetlerin ve bu süreçlerin sosyo-ekonomik boyutlarının detaylı analizi:
1. Düşük Kamulaştırma Bedelleri ve Mülksüzleştirme İddiaları
Erzurum’daki kentsel dönüşüm eleştirilerinin merkezinde, dar gelirli ailelere ait eski müstakil evlerin veya tapu tahsis belgeli yapıların çok düşük fiyatlarla kamulaştırıldığı iddiası yer almaktadır.
-
Ekonomik Çaresizlik: İddialara göre, özellikle Çırçır veya Mahallebaşı gibi uzun yıllardır imar bekleyen ya da sit alanı/riskli alan ilan edilen bölgelerde, mülk sahiplerine teklif edilen metrekare bedelleri güncel piyasa koşullarının ve yeni konut maliyetlerinin çok altında kalmaktadır.
-
Barınma Krizine Dönüşme: Evleri ellerinden alınan dar gelirli vatandaşlar, kendilerine ödenen bu düşük bedellerle şehir merkezinde yeni bir ev alamamakta, hatta yüksek enflasyonist ortamda kira yardımları da yetersiz kaldığı için ciddi bir barınma kriziyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, eleştirmenler tarafından bir "mülksüzleştirme" süreci olarak nitelendirilir.
2. "Şehirsel Yenilenme" mi, "Rantsal Dönüşüm" mü?
Dönüşümün yarattığı ekonomik değerin dağılımı, iddiaların bir diğer önemli ayağıdır. Şehri yönetenler kentsel dönüşümü "depreme dayanıklı modern binalar inşa etmek ve şehri estetik bir görünüme kavuşturmak" olarak savunurken, muhalif kesimler ve mağdur dernekleri sürecin arka planında farklı dinamiklerin işlediğini ileri sürmektedir.
-
Yeni Zenginler Türetilmesi: İddiaya göre, dar gelirliden ucuza alınan arsalar, imar değişiklikleri ve yoğunluk artışlarıyla (kat sayısının artırılması gibi) yüksek değerli ticari veya lüks konut alanlarına dönüştürülmektedir. Bu süreçte projeleri üstlenen belirli müteahhit gruplarının veya arsa spekülatörlerinin haksız kazanç sağladığı, yani kentsel rantın halka değil, belirli bir sermaye grubuna aktarıldığı savunulmaktadır.
-
Soyso-Mekansal Ayrışma (Gentrifikasyon): Tarihi kent merkezinde yaşayan yerli ve dar gelirli nüfus, yüksek maliyetler nedeniyle buralardan tahliye edilmekte; temizlenen bu alanlar gelir seviyesi yüksek grupların yaşam alanına dönüştürülmektedir.
3. Yönetimsel İletişimsizlik ve "Sesini Duyuramama" Sorunu
Vatandaşların dile getirdiği en büyük serzenişlerden biri de, hak arama sürecinde karşılarında muhatap bulamamalarıdır.
-
Bürokratik Duvarlar: Mağdur olduğunu belirten mahalle sakinleri; belediyeler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü veya ilgili kurumlar arasında mekik dokuduklarını ancak dertlerini anlatacak, adil bir uzlaşı masası kuracak bir makam bulamadıklarını iddia etmektedir.
-
Halktan Kopuk İdare İmajı: Şehri yöneten yerel idarecilerin ve siyasilerin, mahallelerdeki bu huzursuzluğu görmezden gelerek sürekli "başarı hikayeleri" anlatması, projelerin sadece makyajlı kısımlarını ve açılış törenlerini ön plana çıkarması eleştirilmektedir. Bu durum, yönetenler ile yönetilenler arasındaki duygusal ve pratik kopukluğu derinleştirmektedir.
4. Bölgesel İnceleme: Çırçır, Mahallebaşı ve Kars Kapı
Bu üç bölge, Erzurum'un sosyo-ekonomik ve kültürel hafızasında önemli yer tutan, ancak dönüşüm süreçlerinde en çok sancı çeken alanlardır:
-
Muratpaşa (Çırçır Mahallesi): Şehrin tam merkezinde yer alması sebebiyle arsa değeri oldukça yüksektir. Yıllardır süren davalar ve yıkımlar, buradaki yerel halkı bezdirmiş, mülk sahipleri ile belediye arasında uzun soluklu bir hukuk mücadelesine sahne olmuştur.
-
Mahallebaşı ve Kars Kapı: Genellikle göçle gelen ya da ekonomik durumu zayıf olan vatandaşların kümelendiği, kentsel altyapının zayıf olduğu bölgelerdir. Buralardaki dönüşümün sosyal boyutu (insanların komşuluk ilişkileri, mahalle kültürü ve iş imkanları) göz ardı edilerek sadece "bina yık-yap" mantığıyla ilerlediği, bunun da sosyal travmalara yol açtığı belirtilmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme:
Erzurum'da geçmişten bu yana yükselen bu iddialar, kentsel dönüşümün sadece teknik ve mimari bir süreç olmadığını, aynı zamanda insani, hukuki ve sosyal bir hak mücadelesi olduğunu göstermektedir.
Şehirlerin yenilenmesi kaçınılmaz bir ihtiyaçtır; ancak bu yenilenme yapılırken "yerinde dönüşüm" modelinin benimsenmesi, mülk sahiplerine hak ettikleri değerin ödenmesi ve sürecin şeffaf/katılımcı bir şekilde yürütülmesi, "rantsal dönüşüm" algısını yıkmanın ve yeni mağduriyetler üretmenin önüne geçmenin tek yoludur. Aksi takdirde, modernleşen binaların gölgesinde büyüyen toplumsal bir huzursuzluk, şehrin gelecekteki en büyük problemi olmaya devam edecektir.




HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.