
Erzurum'u kim bu hale getiriyor?
Pusula gazetesinden Sevda Güneş, Erzurum'un gerçeklerini gözler önüne serdi...
Son birkaç yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın birçok ilde düzenlediği Kültür Yolu Festivali’nin bu yıl üçüncüsü Erzurum’da 15 Ağustos’ta başlayacak.
“Kentin bu kadar sorunu varken neden bu kadar para çalgıya çengiye gidiyor?” diye üç yıldır aynı eleştirilere maruz kalıyor festival. Bir kesim ağır şekilde eleştiriyor, bir kesim ise festivalin şehrin sosyal ve ekonomik hayatına katkı sağladığını söylüyor.
Doğru, Erzurum’un birçok sorunu var. Ama bazı şeyleri birbirinden ayırmak lazım. Öncelikle şunu bilmek gerekiyor.
Tüm bakanlıkların bir yıl içinde kullanacağı bütçe, Plan ve Bütçe Komisyonunda belirleniyor. Bakanlıklar o yıl yapacakları yatırım ve harcamaları bütçeye getiriyor. Kabul edildikten sonra Meclis’ten geçiyor. Yani Kültür Yolu Festivali için ayrılan para, o yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesine konuyor. Ulaştırma Bakanlığının bütçesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesine aktarılmıyor.
Bu ayrı bir tartışma...
Festivalin Erzurum’a ne kadar ekonomik ve sosyal katkı sağladığı elbette tartışılmalı. Ama benim asıl dikkat çekmek istediğim, bu yılki festivalde sahne alacaklar arasında hiç kadın sanatçının yer almaması!
Diğer kentlerde ki festival programlarına baktım. Birçok şehirde ünlü kadın sanatçıların sahne alacağını gördüm. Peki Erzurum’da neden yok? Bu bir tesadüf mü, yksa Erzurum’dan böyle bir talep mi gitti?
Resmi olarak “Erzurum’a kadın sanatçı gelmesin” diye Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün yaptığı herhangi bir başvuru yok. Ama anlaşılan birileri bakanlığa, “Erzurum kadın sanatçı istemiyor” diye bilgi vermiş. Ve bunun sonucunda kadın sanatçıların listeden çıkarıldığı, erkek sanatçılarla anlaşma yapıldığı iddia ediliyor.
İşte benim itirazım buna. Kenti bu kadar bağnaz hale kim getirmeye çalışıyor, merak ediyorum. Erzurum’dan çıkıp Türkiye’ye mal olmuş kaç kadın sanatçımız var?
Aysun Gültekin… Merve Özbey… Ve daha niceleri…
Bu sanatçıların kendi şehirlerinde konser vermesine kim engel oldu? Hangi yapı bu şehri günden güne kendi içine kapatıyor? Kimler buna ön ayak oluyor?
Kimse kimseyi zorla konsere götürmüyor. Siz aklı başında sanat yapan insanları “tu kaka” yapınca gençler nereye gidiyor sanıyorsunuz! Sonra “gençler, ne idüğü belirsiz, ahlak dışı grupların peşine düşüyor” diye şikayet ediyoruz. Bir şehri korumak başka bir şeydir, o şehri kendi içine hapsetmek başka bir şey. Erzurum’u bu kadar genellemeyi nasıl başarıyorsunuz?
Bu şehir turizm yapmak istiyor. Palandöken’le, tarihiyle, kültürüyle, insanıyla Türkiye’ye ve dünyaya açılmak istiyor. Bu anlayış ise şehrin ayaklarına pranga vuruyor. Bakanlığa bu bilgiyi kim verdiyse Erzurum için hiç de faydalı bir iş yapmamıştır.
Eğer gerçekten Erzurum halkının talebi buysa, çıksın ortaya. Hangi makam buna karar verdiyse desin ki, “Erzurum’un yüzde 60’ı kadın sanatçı istemiyor. Ben de nüfuzumu kullandım ve bu kararı aldırdım.”
Desin ki bilelim.
Ama Erzurum adına karar verip Erzurum’un tamamını bağnaz göstermek kabul edilemez. Erzurum, Türkiye’den ayrı bir koloni değil, Erzurum insanı bağnaz ve çağ dışı hiç değildir. Cumhuriyeti kurmuş bir kentten söz ediyoruz. Ama son yıllarda birileri bu şehri kendi içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Kadın sanatçılarla uğraşılacağına, kuşa bakılacağına biraz da gerçek sorunlara bakılmalı...
Bu şehirde uyuşturucu kullanımı ciddi boyutlara ulaşmış...
Tefeciler cirit atıyor...
İnsanlar borçları yüzünden intihar ediyor...
Deizm almış başını gidiyor.
Gençler bu kenti terk ediyor.
Gençlerin neden Erzurum’da kalmadığı, neden başka şehirlere gittikleri, neden bu şehirde kendilerine bir gelecek göremedikleri düşünülmeli. Bir konserden, bir kadın sanatçıdan korkmak yerine, gençleri kaybetmekten korkulmalı. Bunlara kafa yorulmalı...
Çünkü mesele kadın sanatçı meselesi değil, mesele Erzurum’un nasıl bir şehir olacağıdır. Dünyaya açık, turizmle büyüyen, sanatla, kültürle nefes alan bir Erzurum mu? Yoksa kendi içine kapanmış, kendi insanına bile neyi dinleyip neyi dinlemeyeceğini söyleyen bir Erzurum mu?
Kadın sanatçıları susturarak, konserleri engelleyerek, insanları kalıplara sokarak Erzurum, ayağa kaldırılamaz. Bu şehri ayağa kaldırmak istiyorsak akla zarar işlerle değil, aklı başında işlerle uğraşmalıyız. Çünkü Erzurum’un daha fazla prangaya değil, daha fazla nefese ihtiyacı var.




HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.