
Bakan Tekin'den Ramazan genelgesi açıklaması: Noel bizim kültürümüzde nereye oturuyor
Okullardaki Ramazan genelgesini eleştirenler hakkında konuşan Yusuf Tekin, "Noel ağaçları süslenirken bu kişilerin sesinin çıkmasını beklerdim. Bunu eleştirmelerini beklerdim. Bizim kültürümüzde Noel nereye oturuyor? Bunu söylemelerini beklerdim" dedi.
Gazete Güncel- 11 ayın sultanı Ramazan'ı karşılamaya artık saatler kaldı.
Dünyada tüm İslam aleminin heyecanla beklediği Ramazan, Türkiye'de de özellikle okullarda sevinçle karşılanıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen Ramazan genelgesi kapsamında, okullar ışıl ışıl süslendi.
Okullarda Ramazan ruhunun yaşatılmasını istemeyen bazı kesimlere ise Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den yanıt geldi.
"Eleştiri yapmayı siyaset zannedenler var." diyen Bakan Tekin, TVNET ekranlarında konuştu.
Ramazan genelgesini eleştirenlere Noel süslemelerini hatırlatan Bakan Tekin, şöyle dedi;
"MUHALEFETİ OKUMA YAZMA ÖĞRENMEYE DAVET EDİYORUM"
"Muhalefeti önce okuma yazma öğrenmeye davet ediyorum. Sanırım cehalet bulaşıcı bir hastalık... Okumadan, anlamadan, niyet okuyuculuk yaparak eleştiri yapmayı siyaset zanneden bir kitle var.
Çok üzülerek bunun altını çiziyorum. İki sayfalık bir genelge var; lütfedip okusalar ya da okuma yazma bilseler okuyacaklar zaten. Okusalar o kadar güzel izah ettik ki genelgede neyi murat ettiğimizi, bu etkinliklerle nereye varmak istediğimizi çok güzel anlattık.
Bizim bir tane derdimiz var: Bizim derdimiz bu kadar çatışmanın, bu kadar farklı dayatmaların özellikle sosyal medya üzerinden olduğu bir ortamda çocuklarımızın millî şuurlarını geliştirecek, dayanışma ve birliktelik arzusunu perçinleyecek işler yapalım istiyoruz.

"LAİKLİK ÖYLE BİR ŞEY DEĞİL"
Yazıda da Genelge'mizde de bunun altını ısrarla çizdik. Bu eleştiriyi yapan insanlar, bizim hiç anayasa falan okuduğumuzu bilmiyorlar herhâlde.
Ben yıllarca üniversitelerde Anayasa Hukuku dersi anlattım. Laikliğin ne demek olduğunu, nasıl anlaşılması gerektiğini, uluslararası örneklerden de Türkiye örneklerinden de hareketle hepsine tek tek anlatmaya, açıklamaya açığım.
Tanımladıkları şey, bir dayatma. Laiklik öyle bir şey değil. Bu, bir. Biz metnimizde de metnin ekinde okullara gönderdiğimiz örnek etkinlikler listesinde de Anayasa'ya aykırı tek bir ifade yok. Bir kere bunu bu şekilde sunmanın, dediğim gibi cehaletten başka hiçbir açıklaması yok.

"HAKARET EDİYORLAR, KÜFREDİYORLAR"
İki, şimdi öyle bir tanımlama yapıyorlar ki...
Öyle bir yerde kendilerini görüyorlar ki... Çalıyorlar, çaldıkları zaman mahkeme ya da dava açıldığı zaman haksızlık yapıldığını söylüyorlar. Hakaret ediyorlar, küfrediyorlar; küfür ya da hakaretle karşı karşıya kalıp dava açtığımızda rahatsız oluyorlar.
Hukuk ve kanunsuz işletme açıyorlar; İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneğinde olduğu gibi... Bunları hukuka uydurun, mevzuata uydurun, yoksa bunları biz göremiyoruz, denetleyemiyoruz dediğimizde hukuku şöyle tanımlıyorlar: 'Erkekseniz gelin kapatın.' Şimdi böyle bir hukuk tanımı olabilir mi?
Böyle bir yaklaşım nasıl açıklanabilir, nasıl izah edilebilir? Ben ise şunu diyorum: Biz Anayasa'da, kanunlarda ve ilgili mevzuatta Millî Eğitim Bakanlığı'na tanımlanan işleri hukuki sınırlar içinde yapmaya çalışıyoruz.
Benim işim bu. Dolayısıyla eleştiriyi yapan kişiler -dediğim gibi- ya okuma yazma öğrenmelerini tavsiye ediyorum onlara ya da okuduklarını anlamıyorlar ise eğer bunu kendilerine sağduyulu bir biçimde anlatacak bir danışmanla çalışmalarını öneriyorum.
"KÜLTÜRÜMÜZDE NOEL NEREYE OTURUYOR"
Bakın, altını çizerek söylüyorum: Yazıda ısrarla Anayasa'dan, mevzuattan, kanunlardan bahsettik, Millî Eğitim Bakanlığı'nın görevlerinden bahsettik...
Yapılan etkinliklerle programlar arasında müfredat arasındaki uyumdan bahsettik ve hepsinden de önemlisi bunun bir gönüllülük esasına göre yapıldığından bahsettik. Dolayısıyla burada herhangi bir sorun yok.
Ben şunu beklerdim: Mesela okullarımızda Noel ağaçları süslenirken bu kişilerin sesinin çıkmasını beklerdim. Bunu eleştirmelerini beklerdim. Bizim kültürümüzde Noel nereye oturuyor?
Bunu söylemelerini beklerdim. Ha bunu söylemiyorsunuz, bununla ilgili hiçbir eleştiri yapmıyorsunuz ama Ramazan ile ilgili mevzubahis olduğu zaman ya okuma yazma ya cehalet...

"BİZ İŞİMİZİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Artık nasıl tanımlarsanız tanımlayın, niyet okuyuculuk diyelim, en masum ifadeyle yaklaşımları bu şekilde. Dolayısıyla bu konu bizim açımızdan çok önemli bir konu değil; biz işimizi hukuka, Anayasa'ya, evrensel ilkelere uygun bir biçimde yapmaya devam edeceğiz."




HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.