Geleceğimiz kararmasın istiyorsak… Herkes çocuğuna sarılsın
Hoş eskiden de vardı, ama tablo bugün olduğu gibi korkunç değildi.
Evet; çocuk suçlulardan, çocuk tetikçilerden ve neredeyse çocuklardan oluşturulan suç çetelerinden söz ediyoruz.
Çok geç kalmış olmakla birlikte neyse ki Meclis harekete geçti.
Suça itilen çocuklar için TBMM bünyesinde komisyon kuruldu, uzmanlar raporlar sundu. Muhtemelen bu hususta yeni yasal düzenlemeler de yapılacak.
Uyuşturucu…
Fuhuş…
Sanal kumar…
Akla hayale sığmayan dolandırıcılık…
Kadın cinayetleri…
Çocuk ve kadın istismarı…
Ne yazık ki, toplumun yakasına yapışıp kalan suçlardan bazıları…
Eski yıllarda Doğu ve Güneydoğu’da kan davları başını alıp gitmişti.
Öyle ki kan davası bazı şehirlerde, en köklü geleneklerden, adetlerden biriydi.
Kanun gereği, yaşı 18’den küçük olanlar daha az ceza aldığı için umumiyetle kan davlarında çocuklar tetikçi olarak kullanılırdı!
Babasının katilini kendi değil, oğluna vurdururdu!
Yeşilçam Sineması, bu hikayeleri en acıklı biçimiyle anlatan filmlerle doludur.
Söylemeye dilimiz varmıyor, ama ne yazık ki özellikle büyükşehirler, çocuk suçlu kamplarına döndü.
15 yaşındaki çocuğun elinde otomatik silah var.
Kendisine gösterilen hedefe gözünü kırpmadan ateş açıyor; önüne kim çıkarsa katlediyor.
Nasıl ki, Türkiye için gittikçe kronik bir sorun haline dönüşen hatta ulusal bir mesele olan nüfus sayısındaki düşüş, asla hafife alınamazsa bu suça itilen çocuk hususu da halı altına süpürülemez…
Amerika’da olur.
Aynı okulda öğrenci olan bir çocuk, babasının silahıyla okulu basıp sınıf arkadaşlarını ve öğretmenlerini katleder.
“Bizde öyle şeyler olmaz” diye düşünürken yanıldığımızı görmeye başladık.
Okulunu basıp müdürünü, öğretmenini ve sınıf arkadaşını vuran çocuklar, hiç mi hiç hafife alınacak sayıda değil.
“Bana niye yan baktın” deyip, tanımadığı kendi yaşındaki çocuğu bıçaklayanlar, bu ülkede artık vaka-i adiyeden sayılıyor!
Organize suç çeteleri, adeta maden bulmuşçasına potansiyel suçlu çocukları keşfetti:
Eline silah tutuşturdukları çocukların ceplerine üç kuruş koyarak, canlı bomba gibi hasımlarının üzerine salıyorlar.
Niye?
Yaşı küçüklerin alacakları ceza az!
Artık bu anlayış da yasa da hukuki yorum da değişmeli…
Başka ülkelerde de vardır illa ki…
Almanya’da yaşı küçük bir çocuk, okulda yahut da sokakta kendi yaşlarındaki bir çocuğu döverse, ailesi ciddi miktarda para cezası öder.
Bizde niye böyle bir yasa yok?
Sütünü içip yatağında mışıl mışıl uyuması gereken yaştaki çocuklar, ne yazık ki İstanbul’da insan avına çıkıyor!
Seksenli yılların başıydı.
Gölbaşında, askerlikten henüz terhis edilmiş bir komando, 14 yaşındaki bir çocuk tarafından güya bıçaklanarak öldürülmüştü.
Adliye muhabirliği yapıyordum.
Ne yargı mensubuydum ne de polis…
Buna rağmen o çocuğun, o komandoyu öldürmediğini görebiliyordum.
Tanıklar, polis tutanakları ve başka sözde deliller aksini söylüyordu:
“Katil o çocuk”
Hapishane yerine ıslahevi, sonra da birkaç ay sonra serbest…
Tamam; bugün o kadar kolay ve basit değil, ama buna rağmen çocuklar, büyüklerin günahları yerine ateşe atılıyorlar.
Her çocuğun başına bir polis konulamaz, ayrıca konulmamalı da…
Bu mesele, sırf polisiye tedbirlerle çözülemez.
Aile…
Okul…
Sokak…
Sivil toplum teşkilatları…
Camii…
Hepsini kapsayan toplumsal bir seferberlik başlatmazsak eğer korkarım ki bu facia, daha çok canımızı yakmaya devam edecek.
Çocuklarımız yegane zenginliğimizdir, istikbalimizin teminatıdır.
Onların göz göre göre bir girdapta yok olup gitmelerine seyirci kalmayalım.




YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.